AKP’ye göre, 31 Mart’tan farklı bir strateji yürüten Binali Yıldırım oy farkını kapatıyor

AKP kulislerinde, yeni stratejinin Yıldırım’a oy kazandırdı, ancak kazanmak için yeterli olmayacağı değerlendiriliyor. İmamoğlu ile televizyonda yapılacak tartışma etkili olacak.
Yayınlanma tarihi: 13 Haziran 2019 Perşembe, 02:47

[Haber görseli]İstanbul seçimini kazanabilmek için 31 Mart’tan farklı bir strateji uygulayan AKP, “miting” yerine sokak çalışması, “seçmenle yüz yüze temas” ve sandığa gitmeyen AKP seçmeninin ikna edilmesi yöntemlerinin uygulanması, “beka” söylemi yerine Kürt seçmene sıcak gelebilecek mesajlar verilmesiyle oy oranını artırmayı hedefliyor. Tüm bu çalışmaların YSK’nin seçimi iptal ettiği 6 Mayıs’ta oluşan “mağdur” algısıyla Binali Yıldırım ile Ekrem İmamoğlu arasında oluşan farkın kapanması için olumlu bir etki yarattığı, Yıldırım’ın yükselişe geçmekle birlikte seçimin kazanılması için yeterli olmayabileceği değerlendiriliyor. AKP’de Yıldırım’ın 16 Haziran’da yapılacak televizyon programını avantaja çevirmesi durumunda tablonun değişebileceği yorumları yapılıyor.

AKP kulislerinde, konuyla ilgili şu değerlendirmeler yapılıyor:

31 Mart’tan farklı strateji: 31 Mart seçimlerine gidilirken pek çok konuda stratejik hata yapıldı. ‘Beka’ söylemi yanlıştı, Kürt seçmenin AKP ile arasına mesafe koymasına neden oldu. Ekonomideki olumsuz gelişmeler nedeniyle AKP’nin kendi seçmeni ya sandığa gitti ya da sandıkta boş oy kullandı. İstanbul’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bir günde 7-8 ilçede miting yapmasının çok da oy kazandırmadığı, seçmende büyük bir bıkkınlık yarattı. Miting yerine seçmenle bire bir görüşerek, yüz yüze ikna yöntemiyle özellikle küskün AKP seçmeninin gönlü yeniden kazanıldı. Küskün AKP seçmeni ‘nasıl olsa Binali Yıldırım kazanır’ deyip sandığa gitmedi. Aynı mantıkla CHP seçmeni de ‘nasıl olsa yine kaybedeceğiz’ diyerek sandığa gitmedi. 23 Haziran seçiminin iki adaylı bir seçime dönüşmesi CHP seçmenin de sandığa gitmesini sağlayacaktır. Hangi parti seçmenini sandığa götürebilirse daha avantajlı olacaktır.

Erdoğan’ın geride durması: Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sürekli ön planda olması, sanki yerel seçim değil de ‘Erdoğan ve muhalefet seçimi’ havasının doğması muhalefet kanadında kenetlenmeye neden oldu. Televizyonlarda Erdoğan’ın mitinglerinin arka arkaya canlı olarak verilirken, seçmenin bıkkınlık duygusuyla mitingi değil müzik programlarını izlediği görüldü. Binali Yıldırım’ın öne çıkarılması, Erdoğan’ın miting yerine toplantılarla 31 Mart’a göre daha az program yapmasının seçmende daha olumlu etkisi görüldü. 7 Haziran 2015 seçimlerinde Erdoğan çok öndeydi ve AKP Meclis’te çoğunluğunu kaybetti. Ama 1 Kasım sürecinde geri planda kalarak seçimi kazandı. Benzer bir tablo 23 Haziran’da da yaşanabilir. Eğer seçimi Binali Yıldırım kazanırsa ‘AKP kazandı’, kaybederse ‘Binali Yıldırım kaybetti’ olur, böylelikle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tartışmaya çekilmesinin de önü kesilir.

Yükselişe geçti, ama yetmeyebilir: YSK’nin seçimi iptal ettiği 6 Mayıs ve izleyen günlerde Yıldırım ile İmamoğlu arasında en az 5 puanlık bir fark oluşmuştu. Ancak propaganda yöntemlerinin değiştirilmesi ve İmamoğlu’nun sakinliğini kaybederek Ordu Valisi’yle girdiği polemik Yıldırım’ın yükselişe geçerek farkı kapatmasını sağladı. Ancak yükseliş İmamoğlu karşısında seçimi kazanmaya yetmeyebilir. 10 günlük süreçte çok çalışılması ve hata yapılmaması durumunda bir şans olabilir. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin son açıklamaları, olumsuz etkileyebilir.

Televizyon programını: Yıldırım ile İmamoğlu’nun 16 Haziran’da yapacakları televizyon programı çok önemli. Yıldırım’ın, televizyon programını kabul ederek ve moderatör olarak Uğur Dündar’ı gündeme getirerek özgüvenini ortaya koyması puan kazandırdı. Ancak programda her iki adayın göstereceği performans seçimin sonucunu etkileyecek bir tablo ortaya çıkarabilir. Yıldırım, sakin ve esprili kişiliğiyle sempati yaratabilir, eğer hata yapmazsa İmamoğlu’nun da mağdur algısını kırarsa programı avantaja çevirebilir.

A+ A-

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Binali Yıldırım, Devlet Bahçeli, Recep Tayyip Erdoğan, Uğur Dündar