Hukukçulardan sert eleştiri: Paralel iktidar çetesi

Balyoz ve Ergenekon davalarında sanık avukatlarından Celal Ülgen, “Başbakan’ın paralel devlet dediği cemaatten farklı bir çeteleşme daha var. Devlet içinde örgütlenmiş bir cemaat ve bu cemaate paralel olarak örgütlenen bir iktidar çetesi var” dedi.
Yayınlanma tarihi: 5 Mart 2014 Çarşamba, 02:26

[Haber görseli]

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile eski Adalet Bakanı Sadullah Ergin arasında geçtiği iddiasıyla yayımlanan ses kayıtları “iktidarın yargı üzerindeki baskı” tartışmaları bir kez daha gündeme geldi. Balyoz ve Ergenekon davalarında sanık avukatlarından Celal Ülgen, “Başbakan’ın paralel devlet dediği cemaatten farklı bir çeteleşme daha var. Devlet içinde örgütlenmiş bir cemaat ve bu cemaate paralel olarak örgütlenen bir iktidar çetesi var” dedi. Yargıçlar Sendikası Genel Sekreteri Mustafa Karadağ, Erdoğan ile Ergin’i “Alevi, münferit” nitelemelerinde bulundukları yargıçtan özür dilemeye çağırdı. İstanbul Barosu Başkan Ümit Kocasakal “Bu iklimi AKP yarattı. Şikâyet etmeye hakları yok” dedi. Hukukçular, yargıya müdahale edildiğini ortaya çıkaran Erdoğan ve Sadullah Ergin arasındaki geçtiği iddia edilen ses kayıtlarına ilişkin Cumhuriyet’in sorularını yanıtladı. İstanbul Barosu Başkanı Doç. Dr. Ümit Kocasakal, yargıya yapılan müdahalelerin ses kayıtlarıyla ortaya çıkmadığını belirterek, “Kasede ihtiyaç olmadan, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın savcıya ‘Onunla işimiz var’ demesi, Bülent Arınç ve Hüseyin Çelik’in yargıya müdahaleleri açık ve nettir” dedi. “Eğer ses kayıtları bir mahkeme kararı ile alınmışsa bunların delil değeri vardır. Bu dinlemeler yasal değilse o zaman bunların hukuki değeri yoktur” diyen Kocasakal, bunun siyaseten bir sonuç doğuramayacağı anlamına gelmediğini vurguladı. Kocasakal, “Ses kaydında geçen ifadeler doğruysa yargıya baskı yapıldığı, kuşatıldığı ve üzerine çullanıldığı açık ve nettir. Hukuk devleti olmaktan geçtik, kanun devleti olmaktan dahi çıktık” diye konuştu. Kocasakal, bu siyasi iklimi yaratanın AKP iktidarı olduğunun altını çizerek, “Şikâyet etme hakları yok. Başbakan Erdoğan, Sayın Deniz Baykal ile ilgili kasete ilişkin görüntülerin özel değil genel olduğunu söylemişti. Bunları söyleyen Başbakan’ın bu ses kayıtları defalarca kez geneldir” dedi.

‘Nefret suçu’

Avukat Celal Ülgen ise “Adalet Bakanı tarafından yargıcın Alevi olduğunu söylemesi fişlemedir, ama aynı zamanda nefret suçudur” diye konuştu. Ülgen değerlendirmesini şöyle sürdürdü: “Yargıcın münferit olduğunu söylemek ise ‘sistem dışı hâkim’ demek. ‘Bizim sistem içinde değil’ anlamına geliyor. Demek ki sistem içerisinde bir çete var. Bu Başbakan’ın paralel devlet dediği cemaatten farklı bir çeteleşme. Bu kayıtlardan şu sonuç çıkar: Devlet içinde örgütlenmiş bir cemaat var. Bir de bu cemaate paralel olarak örgütlenen bir iktidar çetesi var. Yargı içinde bu iki çetenin kapışması, bu kavganın ortaya çıkmasına neden oluyor. Kimsenin kimseden daha temiz olmadığını görüyoruz.” Ergenekon, Balyoz, gibi davaları anımsatan Ülgen, “Bunlar gece kapışıp, gündüz sevişmeye devam ediyorlar. Yaptıkları bütün kirli işlerdeki ittifaklarına devam ediyorlar. Suçsuz günahsız insanlar hâlâ içeride” dedi. Yargıçlar Sendikası Genel Sekreteri Mustafa Karadağ ise yaptığı yazılı açıklamada hukuk dışı dinlemelerin “ahlaksızca bir eylem” olduğunun altını çizdi. Kayıtlarda avukatlıktan yargıçlık mesleğine alınan 2 bin yargıçtan “sisteme tranfer olarak” değerlendirildiğini anımsatan Karadağ şöyle devam etti: “Bu konuşmalar bize, siyasi iktidarınhukuku ve yargıyı sadece kendi siyasi menfaatleri doğrultusunda kullanmak istediğini ve bu amaca uygun şekilde dizayn etmeye çalıştığını anlatmaktadır. Şimdi, Erdoğan ile Ergin’i konuşmalarda adı geçen yargıçtan özür dilemeye, avukatlık mesleğinden yargıçlık mesleğine geçen ve ‘sisteme transfer edildiği’ söylenen, gelecekteki ve şu ana kadarki verdikleri bütün kararları ile tarafsızlıkları şaibeli hale gelen yargıç ve savcıları
istifaya, davet ediyoruz.”

A+ A-