Bahçeli: Türkiye'nin balını kaymağını sen yiyormuşsun

MHP Lideri Devlet Bahçeli Kütahya mitinginde Başbakan Erdoğan'ın iki TV kanalının ortak yayınında söylediği sözlere ağır eleştiriler yöneltti.
Yayınlanma tarihi: 7 Mart 2014 Cuma, 14:14

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Bir televizyon programına çıkıyor. Neyle beslendiğini anlatıyor. Neyle besleniyormuş? Bal kaymakla. Türkiye'nin balını kaymağını sen yiyiyormuşsun" dedi.

Bahçeli, "Bir de kalkmışlar Uzun Adam diyorlar. Böyle beslenmeye tabi ki uzun olacak..." diye konuştu.

Kütahya'da, partisinin seçim irtibat bürosunun açılış töreninde konuşan Bahçeli, yerel seçimlerin, bin 394 seçim çevresinde 25 siyasi partinin katılımıyla yapılacağını hatırlattı. MHP'nin, kuruluşunun 45'inci yılını kutladığı bu günlerde, yerel seçimlere çok iyi hazırlandığını belirten Bahçeli, değerli şahsiyetleri aday gösterdiklerini söyledi. Bu değerli adaylardan birinin, Kütahya Milletvekili ve Belediye Başkan adayı Alim Işık olduğunu dile getiren Bahçeli, "Alim Işık bey, Türk eğitimi ve öğretimine, üniversite hayatında çok yüksek katkılar sağlayan gerçek bir bilim insandır" ifadesini kullandı.

Seçim çalışmalarının, son 10 günde özellikle yağmurla bereketlenerek sürdüğünü söyleyen Bahçeli, dün Kırklareli'nin Vize ilçesinde bulunduklarını anlattı. Oraya geç saatlerde ulaştıklarını dile getiren Bahçeli, şöyle devam etti: "Vize'de kim yaşıyorsa çoluk çocuk toplanmıştı. Bol da bir yağış vardı. Orada vatandaşlarımızın arasından topluca bir ses yükseldi. O ses şuydu; 'Yağmur bereket, Milliyetçi Hareket.' Bu, halkın içinden gelen samimi bir sesti. Bugün de rahmet yağıyor ve inanıyorum ki yağmur bereket olacak ve Milliyetçi Hareket Partisi Kütahya'da belediye başkanlığını kazanacak. 30 Mart seçimleri, çok önemli bir seçim olmuştur. Diğer belediye başkanlığı seçimlerinden çok daha farklı bir anlam ve misyon yüklenmiştir. Burada sadece belediye başkanlığı seçimi olmayacak, Türkiye'nin gelecekte siyasetini de şekillendiren bir sürecin başlangıcı olacak. Çünkü 30 Mart'ta belediye başkanımızı seçiyoruz ama 28 Ağustos'ta cumhurbaşkanlığı seçimi var ve 2015'te en geç 12 Haziran'a kadar milletvekili seçimleri olacak. Demek ki bu süreç, Türkiye için çok önemlidir."

'En son söz bizimdir'

İktidarın, Türkiye'yi yanlış yönettiğini savunan Bahçeli, ülkeyi çok büyük bir sıkıntıya soktuğunu söyledi. Ülkenin sorunlarının 11 yılda arttığını söyleyen Bahçeli, "Düşüncemiz odur ki 11 yıl içinde açlık, ahlaksızlık, asayişsizlik ve adaletsizlik sürekli artmıştır. Türkiye, demokratik açılım zırvasıyla Oslo'da başlayan, İmralı'da coşan ve Kandil'de noktalanmak istenen bir kuzey Kürdistan özerklik yönetimi oluşturma konuları Türkiye'de PKK'yı cesaretlendirmiş ve 2014 yılını özerklik yılı olarak 30 Mart'tan sonra ilan edeceklerini söylemektedirler" değerlendirmesinde bulundu.

Suriye'de iç savaş nedeniyle 130 bin civarında insanın öldüğünü, 2 milyona yakın kişinin de ülkeyi terk ettiğini ve bunların 700 bininin Türkiye'ye geldiğini belirten Bahçeli, şunları kaydetti: "Kilis'te, Gaziantep'te, Kahramanmaraş'ta ve Hatay'da varlar. Oralardan da Türkiye'nin her tarafına doğru aç, susuz, kimsesiz halde yayılmaktadır. İşte böyle bir süreçte PKK'nın uzantısı olan, PYD denen örgüt, fırsat kollayıp oradan batı Kürdistan özerklik yönetimini organize ederek yeni bir yapılanmaya girmiştir. Irak'ta var. Suriye'de var. Türkiye'de ise Sayın Başbakan'ın Barzani'yle beraber Diyarbakır'da bulunup 'kuzey Kürdistan' sözünü kullanması ve bu süreç içinde neyin müzakeresini yapmışlarsa o müzakere sonucu ulaşmak istedikleri yer bugün için anlaşılıyor ki kuzey Kürdistan ve özerklik yönetimidir. 3-4 gün önce de Meclis'te yeni bir paket, demokratikleşme paketi adı altında bu özerk yönetimi şekillendirecek, ona meşruiyet kazandıracak, hukuki destek sağlayacak bir ihanet paketi daha çıkmıştır. Bütün bunları gördüğümüz zaman Türkiye, bölünmenin eşiğine gelmiştir. Bu, 11 yıllık iktidar döneminde olmuştur. Şimdi Kütahya'dan sesleniyorum. Türkiye'yi kimseye böldürtmeyiz. Türkiye'de bölücü terörle Kürt kökenli kardeşlerimizi birbirine karıştırmayız. Kürt kökenli kardeşlerimiz, bin yıllık kardeşlerimizdir. Komşuluğumuz var. Kız alıp kız vermişiz. 4 milyonu aşkın yuva kurmuşuz. Şimdi kalkıp bu ihanet yolcularına bunları teslim edemeyiz. Türkiye'yi onlara veremeyiz. Sonuç olarak şimdi her tarafta söylüyoruz; en son söz bizimdir. En son söz de Türkiye'yi kimseye vermeyiz. Türkiye'de milletimizin gücüyle aile fertleri olarak Kürt kökenli kardeşlerimizi kimseye yem ettirmeyiz. Türkiye'de terörün kökünü kazır, birlik ve beraberliğimizi devam ettiririz. Ne bir karış toprak veririz ne bir insanımızı kaybederiz."

'Yoksulluk gittikçe yaygınlaştı'

Devlet Bahçeli, 11 yıldır yasamada, sayısal çoğunluğun iktidarda olduğunu söyledi. Medyanın da iktidarın emrine girdiğini öne süren Bahçeli, şu değerlendirmelerde bulundu: "Bir medya patronu, bir açıklamadan dolayı Başbakan tarafından azarlanıyor, o da hüngür hüngür ağlıyor. Bu ne demektir? Türkiye, böyle bir sürecin içine girerken Türkiye'nin durumları da gittikçe ağırlaşıyor. Sosyal, ekonomik yönden gelir dağılımındaki adaletsizlik gittikçe yaygınlaşmış. Nüfusun yüzde 20'lik bir grubu en fazla gelire sahip olan bir grup ise yüzde 20'lik bir başka grup, en düşük gelire sahip olan insanlar olarak toplumda ifade ediliyor. Bir tanesinde gelirin yüzde 56'sı alınıyor, diğer tarafında ise gelirin yüzde 4-5'i alınıyor. Şu aradaki farka bakınız. Bu uçurum gittikçe açılıyor, tehlikeli bir boyut alıyor."

Yoksulluğun gittikçe yaygınlaştığını, 76 milyon nüfusun yüzde 59'unun yoksulluk sınırının altında olduğunu savunan Bahçeli, açlık sınırının altında milyonlarca kişinin yaşadığını söyledi. Esnaf, çiftçi, işçi ve memur kesimlerinin durumlarının belli olduğunu dile getiren Bahçeli, şöyle konuştu: "17 Aralık, yolsuzluk ve rüşvetin sorgulandığı gündür, Türk milleti için yüz karasıdır. Bugünkü iktidar açısından da bir yüz karasıdır ve Türkiye için bir büyük kötü gündür. Şimdi bunu iyi anlamak lazım. Bugün 81 gün oldu. Türkiye'de hala yolsuzlukla rüşvetin üzerine gidilmiyor, üstü örtülmeye çalışılıyor. Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı, bunu kendisine yapılmış bir komplo olarak ifade ediyor, 'Bana tuzak kuruluyor' diyor, 'Benim iktidarım kıskanılıyor' diyor. Arkasından da 'Bir yargı darbesiyle beni yıkmak istiyorlar' diyor. Bunların hepsi korku. Çünkü yolsuzluğun bugünkü gelişimi içinde göbeğinde kimin olduğu çok iyi anlaşılıyor. Artık her şey ayaklara düştü. Böyle bir durum karşısında Sayın Başbakan, evladıyla olan konuşmalarında da kalkıyor diyor ki 'Bunlar bana yapılan bir montajdır.' Sayın Başbakan, bir operasyon var, o operasyonda 41 kişi tutuklanmış, o operasyonda genel müdür var, belediye başkanı var, iş adamları var, 4 tane bakan ve çocukları var, bir de İran'dan gelmiş, ne idüğü belirsiz bir uşak var. Bu İran'dan gelen, bakanları avucunun içine almış, hepsine rüşvet veriyor, hepsine yolsuzluk yaptırıyor. Kendisi de İran'ın menfaatine kara para aklıyor, altın kaçakçılığı yapıyor. Bu arada bir banka müdürü, evinde 4,5 milyon dolar parayla yakalanıyor. Bu da ayakkabı kutusuna konulmuş halde. Şimdi soruyorum. Çocuğa kalkıp bir ayakkabı aldınız, getirdiniz, kendisine verdiniz. Çocuk o gün ayakkabıyı giymez, yatağın başucuna koyar, sabahı bekler. Böyle olmaz mı? Alayımız bunları yapmadık mı? Fakat ayakkabı kutusunun içine herhangi bir şey koymak aklımıza gelir mi? Bunların aklına ayakkabı kutusuna 4,5 milyon dolar koymak gelmiş. Şu rezalete bakın. Bu nasıl mahkemeyse 'Haydi git, çıktın' diyor, 'İleride davan görülecek, şimdi tahliye edildin.' O da hemen pılını pırtısını topluyor. Çıkarken ayakkabı kutusu orada kalınca oradaki kolluk kuvvetleri, 'Şu ayakkabı kutularını da al git' diyor. Böyle bir yolsuzluk ve rüşvetle bu ülke yönetilmez."

Kütahya'da, partisinin seçim irtibat bürosunun açılış töreninde konuşan Bahçeli, seçim çalışmaları dolayısıyla gittiği kentlerde vatandaşlara, aralarında başka ilçe ve illerden gelenler olup olmadığını sorduğunu hatırlattı.

Bu sorusunu Kütahya'da da yinelediğini belirten Bahçeli, "Aranızda montaj var mı?'' ifadesini kullandı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, kendisinin bu sözünü mitinglerinde söylediğini anlatan Bahçeli, "Bir şey de söylüyor ki orası çok ilgi çekici. Sayın Başbakan'a 'Nasıl besleniyorsun?' diye soruyorsan 'balla kaymakla' diyor. Allah söyletiyor, 'Üç öğün bal, kaymak yiyorum' diyor. Demek ki Türkiye'nin balını da kaymağını da sen yiyormuşsun da haberimiz yok. Yoksa bu 1 milyar dolar nereden gelecek" diye konuştu.

Bahçeli, 17 Aralık soruşturmasına değinerek, Erdoğan'ın, memurlar üzerinde baskı oluşturduğunu söyledi. Pek çok savcı ve polisin yerlerinin değiştirildiğini dile getiren Bahçeli, şöyle konuştu: ''Kendisi her konuda, başbakanlığın ötesinde bir ihtirasa, bir kibre, bir gurura saplanmış ve tek adama oynuyor. İleriki günlerde bunların üstesinden gelebilmek için otoriter bir rejim, arkasından da diktatörlük hevesine kapılmış. Sayın Başbakan, yasamada, yürütmede, medyada bağlamış olduğu gücün yanına yargıyı da kuşatarak, yeniden HSYK'yı da değiştirerek, Adalet Bakanlığına üstün yetkiler vererek orayı kuşatmış, sonra siyasallaştırmış ve şimdi de orası AKP'leşmiş durumda. Bu güç ve bu güç alanı Recep Tayyip Erdoğan'ı yoldan çıkartıyor. Konuşmalarında üslup değişmiş, yine sağda solda asıp kesiyor. Bir gün süngün düşse kaçacak yer bulamazsın. Şimdi kalkmış herkesi doğruyor. 'Bilmem neyi şöyle yaparım, bilmem böyle yaparım.' Şimdi de kalkmış, 'İnterneti, Facebook veya bilmem neleri, hepsini yasaklayacağım' diyor. Daha evvel olurken hiç aklına gelmiyordu da şimdi her gün Facebook'ta bir Tayyip Erdoğan ve oğlu dizisi başlayınca mı bu yasağı başlatacaksın? Türkiye'de ne kadar yolsuzluk varsa onun üzerine gitmesi lazım. Gidemiyorsa bir gün gelecek, belki o gün 17 Aralık olmayacak ama 365 günden bir gün, öksüzün yetimin hakkını yiyen kim varsa alayının kökünü kazıyacaktır. Allah, inşallah bunu bize nasip eder de yedi göbeğinden hesap sorarız. AK Parti'ye oy vermiş kardeşlerim, sizin bir günahınız yok. Siz inandınız ve ekonomik sıkıntıdan boğuldunuz, işsizlikten iyice tadınız kaçtı, 'Acaba bu iktidar bize çözüm olur mu?' derken size bir kuru soğan, bir ayran katık oldu ve bir parça da ekmek ama Recep Tayyip Erdoğan, ballı kaymaklı böreklerle beslenen bir genel başkan. Ondan sonra da diyorlar ki uzun adam. Böyle beslenmede ne olacak, tabii ki de uzun adam olacak.''

'Top senin ama kaptan da sensin'

Erdoğan'ın, MHP'ye "yavru parti" dediğini belirten Bahçeli, kendisinin 40 yıldır siyasetçi olduğunu dile getirdi. Çocukluğundan bir örnek veren Bahçeli, "Çocukluğumuzda da biliyorsunuz, mahallede biri top alır, diğerleri ona derler ki 'Top senin ama kaptan da sensin.' Bir top sahibi olmaktan dolayı kaptan oluyordu. Bunun şimdi hangi şartlarda nerelere geldiği, kaptanlarının kim olduğu anlaşılmaya başladı" değerlendirmesinde bulundu. En yakın seçimlerin, 30 Mart'ta yapılacağını anımsatan Bahçeli, şunları kaydetti: "Recep Tayyip Erdoğan, kalkıp televizyonlarda kuru sıkı atıyor, bizim hesap bilmem nemizden bahsediyor, 'Bu seçimde birinci parti olarak oy almazsam siyaseti bırakırım' diyor. Şimdi buna inanabilmemiz için bu cümleni düzeltmen lazım. Çünkü sen yüzde 51'e sahipsin. Onun dışındakileri adam yerine dahi koymuyorsun. Haydi yiğitsen söyle; 'Yüzde 51'den bir puan aşağı düşersem siyaseti bırakırım' de. Masum yollarla kendini kurtarmaya çalışma. Sen bittin. Hani dizilerde var ya bir şey olduğu zaman derler ki 'Sen bittin.' Recep Tayyip Erdoğan bitti. Siyasi döngü tamamlandı. AK Parti, kendisini toparlarsa ne ala. Yoksa o da siyasi hayattan çekilmek durumunda kalır. Bunun belirleyicisi 30 Mart'tır. Yüzde 51'in altında kalırsa demek ki Abbas yolcu, yavaş yavaş gidecek. Ne zaman gidecek? 2015 yılı 12 Haziran'da. 12 Haziran'da Recep Tayyip Erdoğan bitti. Cumhurbaşkanı olarak da seçilme şansı kalmadı. Şimdi de kalkmış, 'Bahçeli diyor ki Çankaya Köşkü'ne çıkarken dizinin bağı çözülecek.' Yediğin balla kaymağa bakılırsa senin dizinin bağı çözülecek hali kalmamış. Çankaya yokuşu yine insanı yorar. Herkese de nasip olmaz. Olursa da oraya layık olmak lazım."

A+ A-