Parti-devletin şaibeli zaferi

Türkiye bu referanduma tek yönlü bir kampanyayla gitti. Devlet olanakları ve medya Evet için bütün güçlerini seferber etti.
Yayınlanma tarihi: 17 Nisan 2017 Pazartesi, 03:51

[Haber görseli]

Olağanüstü hal koşullarıyla AKP parti-devletinin baskıları birleşince Hayır kampanyası yürütmek cesaret işi haline geldi. Sessiz ve kulaktan kulağa yürütülen bir Hayır kampanyası yürütüldü. Meclis’in üçüncü büyük partisinin, HDP’nin eşbaşkanı ve 12 milletvekili ile binlerce il-ilçe yöneticisi tutukluydu. Nitekim HDP neredeyse bir kampanya bile yürütemedi. Cumhurbaşkanı, Başbakan, iktidar partisinin yöneticileri Hayır’ı terörizme eş tuttu. Başkanlık önerisinin mimarı Erdoğan’ı eleştirmenin hapis tehdidiyle karşılandığı bir atmosferde sandığa gidildi. Seçim sonuçları ne olursa olsun bu koşullarda bir referandum baştan itibaren seçmenin iradesinin sakatlandığı, şaibeli bir referandumdu. Seçim günü de parti- devletin Evet için türlü oyunlarına sahne oldu. YSK’nin AKP temsilcisinin talebiyle bugüne kadarki bütün kararlarını ve yasayı açıkça çiğneyerek mühürsüz zarf ve pusulaları geçerli sayacağını ilan etmesiyle “şaibeli” bir şeyler olacağı belliydi, nitekim bu satırların yazıldığı saatlerde de CHP’nin önemli itirazları vardı.

Akşener kazandı Bahçeli kaybetti

Evet cephesinin AKP-MHP oy toplamının 10 puan altında bir oy alması önemli bir gösterge. AKP ve Bahçeli, Ankara, İstanbul, İzmir başta olmak üzere büyükşehirlerde yenildi. Kıyıya ve Doğu- Güneydoğu’ya sıkışmış muhalefet cephesi ilk defa kıyılardan içlere doğru bir hamle başlattı. Evet, Orta Anadolu ile Karadeniz’e sıkıştı. Evet’in hemen hemen bütün şehirlerde AKP+MHP toplamının altında oy alması MHP tabanının büyük ölçüde Hayır safında yer aldığını, AKP’li seçmenden de yine küçümsenmeyecek bir oranda Hayır çıktığını gösteriyor. Bu, hiç kuşkusuz en başta Meral Akşener olmak üzere MHP’li muhaliflerin başarısı. Referandumdan sonra, Bahçeli koltuğunu AKP’nin sağladığı yargı desteği ile korumaya devam etse bile, Akşener önderliğinde yeni bir partinin kurulması daha güçlü bir olasılık haline geldi. HDP sendeledi HDP’nin bütün baskılara ve engellemelere rağmen seçmenini Hayır yönünde konsolide etmesi, bunca çatışma ve tutuklamanın ardından gücünü koruduğunu gösterdi. Demirtaş’ın tutuklu olmasının oy kayıplarındaki etkisi de kendini gösterdi. Yine de bir önceki seçimde HDP’ye oy verip de sandığa gitmeyen veya Evet veren seçmenlerin küçümsenmeyecek oranı, HDP’ye önemli bir mesaj oldu. CHP, risk alarak alana çıkmadan, kendini göstermeden bir kampanya yürüttü. Kılıçdaroğlu’nun yanı sıra Muharrem İnce, Deniz Baykal gibi isimlerin Hayır oylarını artırmakta önemli katkısının olduğu su götürmez biçimde açığa çıktı. CHP’nin referandum döneminde uyguladığı taktiğin, yenilgiye rağmen, önümüzdeki dönem için ve 2019’daki Başkanlık seçimi için önemsenecek bir yönü olacağı açık.

İktidar ‘yola devam’

Şaibeli sonuçları veri kabul edecek olursak, 1 milyon 110 bin civarında bir farkla “Evet” kazandı. Yani bir başka deyişle, 550 bin kişi “evet” yerine “hayır” oyu kullansaydı, rejim değişikliği reddedileceği düşünüldüğünde, son derece kritik bir oyla “başkanlık rejimi”ne onay çıktı. İktidar, bütün olanaklarıyla girdiği seçimi kılpayı farkla da olsa kazandı. İktidarın, farkın azlığını dikkate alarak politikalarında yumuşamaya gideceği beklentisi ise her seçimden sonra olduğu gibi yine dolaşıma çıktı. Oysa bundan önceki balkon konuşması deneyimlerinin de gösterdiği gibi iktidar bildiğini okumaya, kutuplaştırma politikalarıyla yol almaya devam edecek. Bundan her seçimde sonuç aldığını gören iktidarın vazgeçmesi için herhangi bir neden de görünmüyor. Nitekim, Başbakan Yıldırım, balkon konuşmasında “Kardeşiz, tek vücut, tek milletiz” dese de Evet’in çıkmasının ardından “savaş”ın başlayacağını yazan Aktrollerin bağırışları baskın çıkıyordu.

A+ A-
Cumhuriyet İMECESİ

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Deniz Baykal, Meral Akşener, Muharrem İnce