A+ A-

Dolmabahçe’nin anlattıkları...

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk, 79 yıl önce ebediyete intikal ettiği Dolmabahçe Sarayı’ndaki odası dün binlerce yurttaş tarafından ziyaret edildi.
Yayınlanma tarihi: 10 Kasım 2017 Cuma, 21:39

Saat 9’u 2 geçiyor... Nasıl oldu bilemiyorum ama sel gibi akan kalabalığın içinde bir şekilde X-raydan geçtim ve Dolmabahçe’nin avlusundan içeri girebildim. 3 dakika var. Koşuyorum. Bahçeyi geçmek ve ikinci binanın önüne gelmem lazım, sirenler çalmaya başlamadan. Yanımda 5-6 yaşlarındaki oğlunun elini sıkı sıkı tutan bir baba da koşuyor.

Başkaları da... Soluk soluğayız ama yetiştik. Sirenler başladı. Sırtım denize dönük, gözüm Saray’ın pencerelerinden birinde. Sanki O da oradan bizi izliyor. Gözümdeki yaşları durduramıyorum. Ölümünün 79’uncu yılında Ata’yı anmak değil bu yalnızca; onun çok daha ötesinde, çok daha derin. Nasıl anlatsam...

Doğru zamanda doğru hareket etmediğimiz için gözümüzün önünde üstelik tam ters istikamette uzaklaşmaya başlayan, yetişemediğimiz takdirde neler kaybedeceğimizin tamamen bilincinde olduğumuz treni durdurma, ona sahip çıkma, yönünü yeniden Atatürk Türkiye’sine çevirme arzusu... Özlem, üzüntü, öfke ama bir de umut. Türkiye’nin neresinde olursa olsun, sirenler çalarken saygı duruşunda bulunan aynı duyguları paylaşarak gözyaşı dökenler var olduğu, yaşadığı sürece ümitsizliğe düşmeyeceğimi bilmenin mutluluğu... Dolmabahçe’nin önünde ellerinde bayrakları ile minik öğrenciler, gençler, kadınlar, erkekler, yaşlılar, engelliler. Girebilen girdi ama yığınlar daha dışarda. Dev Türk bayrağının altında yürüyenler de... Tören bitiyor ve sırayla Saray’dan içeri giriyoruz. Atatürk’ün çalışma ofisi, yatak odası.. Elimdeki tek beyaz karanfili bırakıyorum yatağın üzerine. Sessizlik hâkim. Herkes kendi iç dünyasında. Ben de nisan ayında dünyaya gelecek Ada’yla konuşan iç sesimle buluyorum kendimi. “Atatürk Türkiye’si sizin hakkınız miniğim ve biz bunun için mücadeleye devam edeceğiz.”

Comment disclaimer