Kapat
A+ A-

Muhalefetin bürokrasiyle imtihanı

Parlamento Kulisi
Yayınlanma tarihi: 21 Temmuz 2014 Pazartesi, 05:02

PARLAMENTO KULİSİ

1.3 TL’ye Süt Alınır

TBMM Genel Kurulu’nda geçen hafta CHP’nin süt üreticilerinin sorunlarının araştırılması için verdiği önergenin görüşülmesine ilişkin grup önerisi, iktidar ve muhalefet milletvekilleri arasında ilginç bir atışmaya dönüştü. CHP’li Ali Sarıbaş, süt üreticisinin bir litre çiğ süt ile ancak bir litre su alabildiğini belirtti. Önerinin aleyhinde söz alan AKP’li Hüseyin Filiz’in itirazları üzerine Sarıbaş, “1 litre sütü ben 3.5 liraya içiyorum. Üretici 1 liraya alıyor ve ineklerini satmak istiyor. Tüketici burada mağdurdur. Çiftliklerin hepsine gidin gezin, orada sadece boş ahırları görürsünüz” diye eleştirilerini sürdürdü.

Sataşma gerekçesiyle söz alan Filiz, bir yıl önce süt fiyatının 60-65 kuruş dolayında olduğunu, şu anda ortalama süt fiyatının 1-1.5 lira arasında yani 1.2 lira dolayında olduğunu söyledi. Sarıbaş “Süt fiyatı 1.05 kuruştur benim olduğum bölgede. Sizin bölgenizde daha da ucuz. KDV’yi verdiğinizde sütün 900 kuruş olduunu da biliniz” deyince, Filiz tüm milletvekillerinin ilgisini çekecek bir öneri getirdi:

“Sayın Başkan, tutanaklara geçmesi için söylüyorum. Ne kadar süt varsa 1.300’den hepsini alıyorum.”

Bunun üzerine MHP’li Şefik Çirkin, çağrıda bulundu:

“Sayın Türkiye’de süt üreten köylümüz, burada iktidar partisinin sayın milletvekili ‘Sütünüzü 1.300 liradan alırım’ diyor, hemen Meclis’e getirin.”

Filiz’in önerisine yalnızca muhalefet milletvekilleri değil iktidar milletvekilleri de çok ilgiliydi. Filiz, genel kurul salonundan kulise çıkar çıkmaz çevresini partidaşı milletvekilleri sardı:

“Hüseyin Bey, teşkilatlardan arıyorlar. Sütler, Ankara’ya Meclis’e doğru yola çıkarılmış.”

-----------------------------------------------------------------------------------

Muhalefetin bürokrasiyle imtihanı

Bir yılı aşkın süre önce dönemin BDP (şimdi HDP) Diyarbakır Milletvekili Altan Tan, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın yanıtlaması istemiyle yurtdışında yaşayan vatandaşların seçimlerde oy kullanması konusunda bir çalışma yapılıp yapılmadığını sordu. Muhalefetin iktidarın güdümünde olan bürokrasiyle de boğuştuğunu kanıtlar nitelikte; 3 ay içinde gelmesi gereken yanıt neredeyse 15 ay sonra geldi. Ancak, Mayıs 2013 tarihinde verilen bu önergenin başından geçenleri bir özetleyelim:

Başbakan Erdoğan’a yöneltilen soru önergesi öncelikle Adalet Bakanlığı’na gönderildi. Adalet Bakanlığı ise bu önergeyi yurtdışında yaşayan vatandaşlardan hareketle Dışişleri Bakanlığı’na ve Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) iletti. Dışişleri Bakanlığı 1 Ağustos 2013 yılında önergedeki soruyu yanıtladı. Ancak YSK soru önergesindeki soruları yanıtlamak yerine daha farklı bir yol izledi. YSK öncelikli olarak Adalet Bakanlığı tarafından kendisine gönderilen bir milletvekilinin soru önergesinde yurtdışındaki seçmenlerin oy kullanıp kullanmayacağına yönelik sorusuya yanıt verilip verilmeyeceği konusunu değerlendirme ihtiyacı duydu! Bu kapsamda YSK Başkanı ve üyeleri bir araya gelerek 4 Temmuz 2013 tarihinde yalnızca bu konuyla ilgili garip bir karar aldı. Söz konusu karar da eklenerek ilgili yanıt Adalet Bakanlığı’na gönderildi. YSK’nin konuyla ilgili 270 numaralı kararında da şöyle denildi:

“Gereği görüşülüp düşünüldü; kurulun görev alanına giren konular hakkında Başbakan veya bakanlardan yazılı soru yoluyla bilgi istenilmesinin, anayasanın yasama bölümünde yer alan Yüksek Seçim Kurulu’nun yargısal niteliği ve konumu ile bağdaşır görülmediğinden, sorulan hususlara cevap verilmeine ilişkin istemin reddine karar verildi.”

Ancak YSK aynı kararda konu hakkında Adalet Bakanlığı’na bilgi gönderilmesini kararlaştırıldı. YSK’nin söz konusu kararı bir üst yazıyla 9 Temmuz 2013 tarihinde Adalet Bakanlığı’na gönderildi. YSK bilgilendirmeyi de 11 Temmuz 2013 tarihinde yaptı. Adalet Bakanlığı da tüm bu yazışmaları ve YSK kararını bir araya getirerek Tan’a yanıtı 23 Haziran 2014 tarihinde verdi.

Basit bir soru için yürütülen bu yoğun bürokrasiye bakın. Oysa bu işler, muhalefet değil de iktidar milletvekili söz konusu olunca “tek bir telefona" bakıyor. Bu örnek muhalefetin yalnızca iktidarla değil, bürokrasiyle de boğuştuğunu bir kez daha gösterdi.

-----------------------------------------------------------------------------------

‘Gölbaşına gideceğiz kurban olayım’

Torba yasa görüşmelerinin Meclis Başkanı Cemil Çiçek’in 66 maddenin içtüzüğe aykırı olduğu gerekçesiyle raporu iade etmesine karşın TBMM Genel Kurulu’nda başlaması muhalefet ile iktidar arasında gerilime neden oldu. Öyle ki sözlü başlayan tartışmalarda milletvekilleri “bir tuğla kalınlığına” ulaşan yaklaşık 700 sayfalık komisyon raporunu birbirinin üzerine atmak için hamle bile yaptı. Ancak araya giren milletvekilleri ramazan ayında olduğumuzu hatırlatarak tarafları yatıştırdı. Her ne kadar ramazan ayı dolayısıyla milletvekilleri birbirlerine fiziki müdahaleden kaçınsa da başka bir tartışma da iftira yetişme telaşından çıktı.

İftar yaklaşırken MHP Iğdır Milletvekili Sinan Oğan, konuşmasına “Değerli milletvekilleri; evet, iftara gideceğiz. O yüzden, AKP’li arkadaşlar bir dakika konuşup gidiyorlar ama kusura bakmayın, ben bir dakika konuşmayacağım” diyerek başlaması üzerine AKP sıralarından “İftara gideceğiz” diye yoğun bir tepki yükseldi. Oğan kendisine ayrılan 10 dakikalık süre boyunca konuşmayı sürdürünce AKP Bayburt Milletvekili Bünyamin Özbek araya girince tutanaklara şu konuşma yansıdı:

“AKP’li Özbek - Gölbaşı’na gideceğiz kurban olayım, vallahi bak Gölbaşı’na gideceğiz.

MHP’li Oğan - Ya arkadaş sen burada iftara gideceksin ama neyi dikkate getireceğim biliyor musun?

AKP’li Özbek - Ya bir dahaki…

MHP’li Oğan - İftar yapamayan Türkmen çocuklarını dikkate getireceğim, biraz insafın olsun dur, dur. (AKP sıralarından gürültüler)

AKP’li Özbek - İki dakikada mı Türkmen…

MHP’li Oğan - Bir dur, bir sabret.”

----

Cumhuriyet İMECESİ

En Çok...

okunanlar

yorumlananlar

beğenilenler