A+ A-

GAYE SU Cool, tezat, hayret

Buğulu sesi. İlginç şarkı sözleri. Resim de yapıyor. Gaye Su Akyol’la tüm bunlar üzerine konuştuktan saatler sonra büyük bir acı onun hayatının orta yerine, bu yazının da bir yerlerine ilişiverdi. Gaye Su annesini kaybetti.
Yayınlanma tarihi: 17 Mayıs 2015 Pazar, 15:47

[Haber görseli]

Normal şartlar altında bu yazıyı geçen hafta okuyacaktınız. Fakat hayat bir acayip. Neyin ne zaman ve nasıl olacağını kestiremiyoruz.

Geçen hafta Gaye Su Akyol ile yaklaşık bir saat sohbet ettik. Hayattan, planlarından, müzik ve resimden konuştu. 

Sohbetin sonunda, İstanbul’un şehir merkezinden uzakta, Uskumruköy’de yaşadığı için hazır gelmişken o gece annesinde kalmak istediğinden bahsetti.

Annesi Nesibe Akyol’un Kadıköy’deki evinde hâlâ bir odası olduğundan, ne olursa olsun o odayı kapatmadığından, hayatının son birkaç yıla kadar neredeyse tamamının Kadıköy’de geçtiğinden söz edeli henüz dakikalar olmuştu.

Sohbetten sadece kısa bir süre sonra ise annesinin acilen hastaneye kaldırıldığını öğrenmişti. Ertesi gün aynı saatlerde hiç beklenmedik bir ölümün paydasında, Nesibe Akyol’un cenazesi için Karacaahmet’teydik. Hayat annesini ansızın alıvermişti ondan.

İşte bu nedenle bu yazı bir hafta gecikmeyle bu sayfalarda. Gaye Su Akyol’u tanımaya çalışırken, acısına ortak olmaya çalıştığımız bir haftanın sonunda paylaşmak uygun olmazdı çünkü.

[Haber görseli]

 Sohbet esnasında, Milli Eğitim Bakanlığı’nda memurluktan emekli olan annesini ‘bambaşkadır’ diye anlatıyordu. Hani sanata, dünyanın ruhani hallerine doğuştan yeteneği olup da hayat gailesi içerisinde bir türlü pratiğe dökemeyenlerden... Emekli olduktan sonra koroda şarkı söylemeye başlayarak içindeki o ateşi biraz olsun söndürmeye çalıştığından bahsettik.

Ve tabii bir de kızının, Gaye Su Akyol’un sanat kariyerine verdiği destekten. Sanat demek lazım zira yolu sadece müzikten değil, resimden de geçiyor Gaye Su’nun.

Sergi açmışlığı var, devamı da gelecek gibi duruyor. Şimdilerde çizmekte olduğu desenleri yazın sıkı bir çalışmayla farklı malzemeler kullanarak heykel formuna getirmeyi planlıyor. Fakat biz onu daha çok geçtiğimiz yıl çıkardığı Develerle Yaşıyoruz albümünden ve konserlerinden tanıyoruz.

Gaye Su’nun müzikle ilgisi çocuklukta başlıyor. Öyle ki ilk bestesini yuvada yaptığını hatırlıyor. Akabinde okul grupları, sonra okul sonrası farklı gruplarda solistlik ve en nihayetinde kendi ismiyle çıkan bir albüm. Fakat o grup olma haline fena halde takıntılı. Bir yandan yalnızlığa övgü düzerken, diğer yandan hayatının son döneminde komün halde yaşamaktan duyduğu memnuniyeti anlatıyor. Zaten konuştukça anlıyorsunuz, Gaye Su’yu biraz da bu tezatlar tanımlıyor. Tezatlar rahatsız edici olmak şöyle dursun, ona doğal geliyor.

Hep sakin. Hani ‘cool’ kelimesinde karşılığını bulmaya çalışan bir hal var ya, Gaye Su işte o kelimenin bir diğer karşılığı gibi. Hep böyleymiş. Sakinliğinde bir melankoli seziliyor. Hem hiçbir şeyi umursamazmış gibi duran bir hali var, hem de melankolinin dibine vurmuş, hicran gibi tumturaklı kelimelerle anlatılabilecek bir duruşu.

Bu iki tavırdan da ortaya rakı ve bol miktarda efkar eşliğinde dinlenen ‘Develerle yaşıyorum, o uzaya gidilecek’ gibi sözler çıkıyor.

Başına buyruk bir hali de var. Sıkıldığı yerde durmazmış. “Kalkıp giderim” diyor. "Gitmezsem kendime yabancılaşıyorum, hareketlerim yapaylaşıyor." Komün diye tarif ettiği hayat içerisinde yalnız kalabilmek zor olmuyor mu peki? Yok, kimse kimseyi rahatsız etmiyormuş. Bazen odasından tam bir gün çıkmadan vakit geçirebiliyor.

Onun yıllardır değişmeyen bir hali daha var. Her şeye hayret ediyor. "Anlamıyorum" diyor, "İnsan etrafta olup bitene nasıl hayret etmez? Koca uzayda küçücük bir nokta olmamız nasıl insanları hayrete düşürmez?" Hani ergenlikte bedenimiz ve etrafımızdaki dünya değişirken bir şaşkınlığın içine düşeriz ve sonra hayat bizi kendine alıştırır ya. Gaye Su’yu alıştırmamış gibi. Olup biten ona hâlâ o günlerdeki gibi şaşırtıcı gelmeye devam ediyor. Bu hallerini dinlerken insan da ona hayret ediyor.

 

[Haber görseli]

 

Resim ve babası

Türkiye’nin en önemli ressamlarından Muzaffer Akyol’un kızı o. Birlikte sergi açmışlıkları da var. Çocukluğu boya kokuları, tualler arasında geçmiş. Hâlâ babasının atölyesinde bir kat onun çalışma alanı. 

 

Uskumruköy-Kadıköy

Hayatı Kadıköy’de geçmiş evet ama artık bir süreden beri müzisyen arkadaşlarıyla Uskumruköy’de büyük bir evde, kalabalık bir grup halinde yaşıyorlar. Uzun kahvaltılar, güzel sohbetler. Stüdyoları da orada. Şehre sadece gerektiğinde iniyorlar.

 

Sırada ne var?

Bizim sohbetimizden birkaç gün önce bir Zeki Müren parçası için kayıttaydılar. Yeni albüm bir aksilik olmazsa 2016 başında çıkacak. Fakat araya sürpriz bir Klasik Türk Müziği albümü sıkışabilir. Gaye Su’nun sevdiği parçalardan oluşan bir albüm.

 

O uzaya gidilecek

Gaye Su için uzay biraz takıntı gibi. Uzayı merak ediyor, merak etmeyeni de pek anlamıyor. Twitter’daki bio’sunda da yazdığı gibi şu ahir dünyada bir amacı var: O uzaya gidilecek!

Comment disclaimer

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Zeki Müren