A+ A-

Ölüler empati yapamaz

Tutuklu Selçuk Kozağaçlı Cumhuriyet için yazdı.
Yayınlanma tarihi: 13 Temmuz 2018 Cuma, 22:49

[Haber görseli]

Tutuklu ÇHD Başkanı avukat Selçuk Kozağaçlı

Karar çıktı. Fazladan bile yatırmışız adamları. Mahkemeye hapishaneden gönderdiğim son dilekçede, yargıçlardan bir mahkûm hayal etmelerini istemiştim: Ölümüne neden olduğu insanların her biri için sadece 7 gün hapis yatacak bir mahkûm. Duvara takvim olarak 301 ölünün isimlerini asıp; her pazartesi birinin adını silebilir; “seninkini de yazdım” diyerek. Bunlar nasıl hayaller, hapishane yaramadı sana diyebilirsiniz. Yok. Ben iyiyim ama yargıçların bu kurgudan ürperip hüküm kurmadan önce daha dikkatli düşüneceklerini umdum herhalde. Oysa yaşamın; hiçbir kurguda uydurulamayacak kadar acımasız olabileceğini bilecek yaştayım. Başka şey için söylenmiştir ama hatırlamamak mümkün değil; “Allez! sterile retournelles Lavie, est vraie et criminelle” (La Forgue) “Haydi! kısır tekerlemeler Hayat gerçektir ve suç teşkil eder” Bir kere daha biz kısır tekerlemelerimiz ile uğraşırken “gerçek hayat” hepimize karşı “suç teşkil etti”. Biz, hukuk, mahkeme, iyi hal, indirim tekerlemesiyle uyurken onlar gerçek ihtiyaçları için harekete geçtiler. Yine biz öldük. Yani öldüler, öldüm ve öldün.

Yaralılara ne oldu?

Ben çalışmadığınız yerden bir tane sorarak başlayayım: Yaralılara ne oldu? Diyebilirsiniz ki “Ne demek ne oldu? Allah’a şükür ölmediler, taburcu oldular, ailelerini yanına döndüler...” “Hayır, hayır; davada onlar için ne oldu?” (Tek kişilik bir hücrede tutulduğum için gerçekte kimsenin bana bir şey soruduğu yok tabii. Sokratik nedenlerle soru-cevap yapıyorum diye kendimi avutuyorum ama elbette işin Olric ile sohbete benzeyen bir yanı da var.) “Ha! Öyle sorsana - ölüler için hapis yatılırken, yaralılar için de hükmen yatılmış sayılacak” “Hükmen ne demek? Hani Almanlar yenildiği için biz de...” “Evet, evet onun gibi bir şey işte” “Hiç değilse, hafta sonlarının yaralılar için yatıldığı ilan edilse” “Sebep?” “Benim tanıdıklarım var, belki onlar da biraz ferahlar” “Ah! Gerçekten mi, görüşüyor musun? İyilerdir inşallah” “O günden sonra bir daha asla uyurken ışıkları kapatamamış olan var mesela; bronşları iyice söndüğü için evde merdiven bile çıkamadığı halde emeklilik için maluliyeti yeterli kabul edilmeyip çalışmak zorunda olan var. Ağır klinik psikiyatri ilaçları olmadan elinin titremesini kesemeyen, bir de sürekli çığlık duyduğunu iddia eden var; doktor çınlamadır o diyormuş.” “Tamam tamam anladım; yeterli. Ailelerinin yanına döndüler, yaşıyorlar neticede yani...” “Öyle de denebilir; ölenlerin karıları, çocukları, ana babalarıyla her gün karşılaşıp utanan da var, o günden sonra bir daha karısına dokunamadığı için benim hiç çocuğum olmayacak diye geceleri ağlayan da...” Hepsinin acısı ve kalıcı sakatlıkları promosyana gitti. “Bir seferde 301 tane öldürebilirseniz; 200 tane de yaralamanıza izin veriyoruz; ücretsiz, cezasız...”

Anlayacağınız sürümden kazanılıyor. Oysa bakın uygulanması gereken nasıl basit ve sade bir kuraldı: “Bir yasa veya sözleşme sizi, insanlar zarar görmesin diye bir şeyi yapmakla görevlendirmişse ve siz bu görevinizi, onların zarar göreceğini bilerek yapmadığınız için insanlar ölmüşse, onları kasten öldürmüş gibi sayılırsınız. Ama yargıç duruma uygun bir indirim yapabilir.” İşte Ceza Kanunu’nun 83. maddesi bu kadar açık ve uygun. Eğer uygulamış olsalardı, bu sanıklar kalan ömürlerini hapiste geçirirlerdi. O madene indim ve gördüm. Binlerce sayfa okudum, yüzlerce tanıkla konuştum. Bu ülkenin en iyi avukatlarıyla birlikte çalıştım.

Bize güvenin; orada olan tam olarak buydu: TCK 83. Şimdi söylendiği gibi, ihmalin, unutkanlığın taksirin dünyası değil o maden; para hırsı için her gün bilerek bir adım daha risk almanın, ahlaksızlığın dünyasıydı. “O zaman Niye?!” “Ne Niye?” “Niye bu insanlar öldü; niye her şey bu kadar açıkken failleri doğru düzgün cezalandıramıyoruz? Niye bunca acı bizi hiç ilerletmedi, niye bu kadar karamsarız, niye hiçbir şey değişmiyor, düzelmiyor?” Niye? Evet hiçbir şey düzelmiyor çünkü “empati” yapıyoruz. Oysa biz ölüyüz! Ölü empati yapmaz. Ahlaksız, çıkarcı, çapsız sendikacıyla empati yapıyoruz. “O da işçi sınıfından, bu kadar başarabiliyor, önceliği ekonomik mücadeleye vermiş, patronlar yeni sendikaya izin vermiyor, burada çalışmak çok zor...” Hayır! Yirmi bin işçinin on sekizinci yüzyıl şartlarında çalıştığı koca maden havzasında bir tane bile düzgün sendika çalıştıramayacak kadar çapsız olduğunuz için öldüm! Ölü empati yapmaz.

[Haber görseli]

Kozağaçlı, Soma’da 2014 yılı mayıs ayında polisin müdahalesi nedeniyle gözaltına alınmıştı.

‘Ölü empati yapmaz’

Hiçbir “adli/akademik” iddiası, adalet hevesi bulunmayan korkak bir yargıçla, yeteneksiz savcıya empati yapıyoruz. “HSK kulağını bükmüş, bakan aramış, çoluk çocuk sahibi, meslekten çıkarılmaktan korkmuş, bunun gibi kaç taneyi atmışlar, bağımsızlıkları güvenceleri yok...” Hayır! Önünüzdeki yasayı uygulamaktan acizsiniz, o yüzden katillerim cezalandırılmıyor. Ölü empati yapmaz. Beceriksiz meslek odasına, birliğe, konfederasyona empati yapıyoruz: “Tabii hem ölen mühendis var hem tutuklanan, oda ne yapsın? Bu işlerde dengeli davranmak lazım, zaten imkânlar sınırlı, önümüzdeki yıl kongre var, sol grubu riske atmak olmaz...” Hayır! Siz mesleğinizi doğru düzgün inşa edip, mücadele etmediğiniz için öldüm. Ölü empati yapmaz. Çocuğunun ölüsüne de dirisine de sahip çıkmayacak kadar düşkün yüzlerce aileye empati yapıyoruz: “Onlar çok yoksul, cahiller, kandırılmışlar, öteki çocuklar var, torunların, geleceği için...” Hayır! Dört yıldır her şeylerini ortaya koyarak burada bekleyenlerden daha yoksul daha cahil değildiler. Anlayışa değil ayıplamaya ihtiyaç var. Bir avuç dışında davanıza sahip çıkmadınız. Çürümüşsünüz. Ve elbette artık şu her birisi “Cumhuriyet tarihinin en önemli seçimi” olan ve artık neredeyse yılda bir yapılan şenliklerle oyalanmayı bırakıp kendine boydan bir bakması gereken solcular! Neden işçi sınıfının, katledilen yoksulların, milyonların sesi, sözü, aklı, örgütü olamadılar? Empatiye gerek yok. Hepimiz külahımızı önümüze koyup hesap vereceğiz. Yoksa daha çok ölürüz. Ölürler. Ölürsün. Ve sanıyorum anlatabildim: Ölüler empati yapamaz.

Cumhuriyet İMECESİ

En Çok...

okunanlar

yorumlananlar

beğenilenler