A+ A-

WSJ'den kriz yorumu: Türkiye NATO'dan çıkarılsın

ABD Türkiye arasında yaşanan yaptırım krizine ilişkin Wall Street Journal gazetesinde Fransız düşünür Bernard-Henri Lévy'nin çok konuşulacak bir makalesi yayımlandı. Lévy makalesinde "Türkiye'nin NATO'dan çıkarılma zamanı gelmişti" ifadesini de kullandı
Yayınlanma tarihi: 14 Ağustos 2018 Salı, 10:23

[Haber görseli] ABD Türkiye arasında yaşanan yaptırım krizine ilişkin Wall Street Journal gazetesinde Fransız düşünür  Bernard-Henri Lévy'nin çok konuşulacak bir makalesi yayımlandı. Lévy, makalesinde Erdoğan ve Trump için  "Birinin 'İlk önce ABD" diğerinin ise 'Yeni Türkiye'si' aynı popülizm içerisinde bir paranın iki farklı yüzü." ifadelerini kullandı ve iki ismin yakında testosteronlarını düşürebileceğini iddia etti. Lévy makalesinde "Türkiye'Nin NATO'dan çıkarılma zamanı gelmişti" ifadesini de kullandı.

İşte Fransız düşünür  Bernard-Henri Lévy'nin Wall Street Journal gazetesinde yaumlanan o makalesi;

"ABD-Türkiye ilişkileri, şuanda tarihlerinin en kötü krizinde. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Trump'ın, Fethullah Gülen'i iade etmesini talep ediyor. Bu arada, Trump ise, Türkiye'nin Temmuz 2016 darbe girişimine karıştığı bahanesiyle tutuklanan Amerikalı papaz Andrew Brunson' un serbest bırakılmasını istiyor. ABD hükümeti, Kırım'ın ele geçirilmesinden sonra Rus oligarklarına dayatılanlara benzer olarak, iki üst düzey Türk yetkiliye ekonomik yaptırım uygulanmasına karar verdi. Türkiye de, iki Trump kabine üyesinin varolmayan Türk varlıklarını dondurmakla karşılık verdi.

"Bu iki lider, yakında testosteronlarını düşürebilir"

Tartışmaların patlak vermesi ve suçlamalarının çoğalması ile birlikte, neler olup bittiğinin altını çizmek gerekiyor: İki Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü üyesi ülkenin başkanları arasında daha önce eşi görülmemiş bir kavgaya dönüştü. Birinin "İlk önce ABD" diğerinin ise 'Yeni Türkiye'si' aynı popülizm içerisinde bir paranın iki farklı yüzü. Bu iki lider, yakında testosteronlarını düşürebilir ve bir uzlaşmayı sahneye koyabilirler. Bay Trump, Kim Jong Un'la yaptığı görüşmede bu yeteneğinii gösterdi. Bu arada, ülkesinin döviz sıkıntılarına ve yabancı yatırıma bağımlılığına duyarlı olan Sayın Erdoğan, mahçup olmadan bu krizi durdurmanın bir yolunu arıyor olacak. Çatışma yine de görmezlikten gelmek için çok ciddi olan daha derin bir ayrılmaya işaret ediyor.

Batılı demokrasiler, Ortadoğu'da İslamcı aşırılığın yayılmasını durdurmak için çalışırken, Türkiye ve istihbarat servisi çift taraflı bir oyunla uğraştı. Hükümetin 2014 yılının Ocak ayında El Kaide ve daha sonra İslam Devleti'ne bağlı gruplara silah teslim edilmesine şahit olundu. Bu, Kobani'nin önemli kuşatmasından sadece birkaç ay önce. Ya da bu yılın başlarında Suriye'nin kuzeydoğusundaki bir Kürt yerleşim bölgesine karşı Türk uçakları ve topçuları tarafından yapılan saldırıyı düşünün. Afrin, Halep yakınındaki Menbiç bölgesi gibi, Batı koruması altındaydı. Yine de ABD, bölgedeki en sağlam ve en cesur müttefiklerine yapılan saldırıya göz yumdu hatta kısa bir süre sonra kendi birliklerinin geri çekileceğini bile duyurdu.

Bu iki saldırı arasında, yeni-Osmanlı emellerini daha açık bir şekilde vurgulamak istercesine, Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve —bu nisanda Ankara'da — her ikisiyle de bir araya geldi! Üçlü, Demokrasi ve uluslararası hukukun her dostunun yüzüne tükürürcesine, kendi neden oldukları Suriye'deki şiddet olaylarına bir “çözüm” bulma çağrısında bulunan bir zirvede toplandılar.

"Erdoğan’ın Putin’le ilişkileri fotoğraf çekilme ile de sınırlı değil"

Kremlin ile Türkiye'de nükleer santral kurmak için bir anlaşma imzalamış olan padişah, geçtiğimiz yıl NATO silah sistemleriyle uyum sorunu yaratabilecek S-400 uçaksavar füzeleri için tekrar Moskova'ya döndü. Sayın Erdoğan, Pentagon’un bu anlaşmanın F-35 jet avcılarının teslim edilmesini tehlikeye atabileceğini söylemesine rağmen, provokasyonlarına devam ediyor.

Temmuz ayı sonlarında Johannesburg'da düzenlenen Brics milletlerinin 10. yıllık zirvesinde, Sayın Erdoğan, onur konuğu olarak kabul edildi. Orada, Xi Jinping’in Çin'i ve bir kez daha Sayın Putin’in Rusya'sı ile stratejik bir yakınlaşma beklentisini açıkça ortaya koydu.

 Erdoğan'ın eski Türk imparatorluğunu diriltme tutkusu, Mustafa Kemal Atatürk'ün laik ve modern ideallerini ortadan kaldırdı. Avrasya'daki diğer illiberal devletlerin liderleride, halifeliği yeniden canlandırmasında ona yardım ediyor ve kendi imparatorluklarınıda diriltmenin hayallerini kuruyorlar ; Han, Ming ve Qing hanedanlarının Çin'ini restore etmek; bir çarlık imparatorluğunu yeniden yaratmak; ve Akhaemenid ve Fars krallarının saltanatını geri getirmek.

ABD-Türkiye krizi, iki sahte sert adamların egolarından çok daha fazlası. Sakin bir şekilde, bir dost ya da müttefik olmayan büyük bir uygarlığa sahip olan büyük bir ülke ile ilişkilerimizin bilgeliğini sakin bir şekilde, ama tereddüt etmeden sorgulamalıyız. Batı, kolektif güvenliğimizin bağlı olduğu askeri sırları, bizim için en düşman olan güçlerle stratejik ortaklıklar oluşturan bir sermayeye ile paylaşmaya devam etmeli mi?

  "Türkiye'nin NATO'dan çıkarılmasının zamanı gelmişti"

Geri kalanımız, liberal uygarlığın bağlı olduğu değerlerin neredeyse tamamına karşı çıkan bir lider için aynısını söyleyemeyiz.

Kısa zaman önce Avrupalılar, Türkiye'yi Avrupa Birliği'ne kabul edip etmeyeceklerini tartışıyorlardı. Şimdi, Batı'nın sadece bir rehinenin serbest bırakılmasını değil, Türkiye'nin de NATO’dan sınır dışı edilmesini talep etme zamanı gelmişti."

Her gün bir Cumhuriyet gazetesi alın, aldırın…
Comment disclaimer

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Recep Tayyip Erdoğan, Mustafa Kemal Atatürk, Fethullah Gülen

En Çok...

okunanlar

yorumlananlar

beğenilenler