Kapat
A+ A-

Cumartesi Anneleri’nin 704.hafta oturumuna polis müdahalesi

700. haftadan bu yana eylemlerine izin verilmeyen Cumartesi Anneleri’ne polis, 704. haftada da müdahale etti.1995 yılında evinin önünden polisler tarafından kaçırılıp gözaltında kaybedilen Fehmi Tosun’un kızı Besna Tosun polislere seslenerek "23 yıldır babamın mezarını arıyorum. Verin mezarını gidip evimde oturacağım. Bu nasıl bir vicdansızlık, ne suç işledik biz?" dedi.
Yayınlanma tarihi: 22 Eylül 2018 Cumartesi, 11:45



Fotoğraf: Vedat Arık

İçişleri Bakanlığı tarafından 700’üncü haftadan beri oturma eylemleri yasaklanan Cumartesi Anneleri 704’üncü haftada  İHD’nin bulunduğu Çukurluçeşme Sokağı’nda da engellendi. Oturma eylemi yapılmasına izin verilmeyen Cumartesi Anneleri'ne  polis tarafından müdahale edildi.

Besna Tosun: Babamın mezarını verin gidip evimde oturacağım

1995 yılında evinin önünden polisler tarafından kaçırılıp gözaltında kaybedilen Fehmi Tosun’un kızı Besna Tosun polislere seslenerek "Anneleri darp ediyorsunuz. Hiç mi vicdan yok? Evlatlarının mezarını arıyor bu anneler. Hiç mi yüreğiniz sızlamıyor? Suç işliyorsunuz. 23 yıldır babamın mezarını arıyorum. Verin mezarını gidip evimde oturacağım. Bu nasıl bir vicdansızlık, ne suç işledik biz?" dedi.

Cumartesi Anneleri'nin sosyal medya hesabından yapılan paylaşımlar ise şu şekilde:

" Beyoğlu Kaymakamlığının Galatasaray’ın yasak gerekçeleri Anayasal güvence altında olan toplantı ve gösteri hakkımızın ihlalidir. Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve çok sayıda yerel mahkeme kararlarına göre toplantı ve gösteri özgürlüğümüzün özüne dokunan bir kısıtlamadır.Bu gerekçeler, Anayasa’nın 90. maddesine göre iç hukukumuzun bir parçası sayılan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 11. maddesi ile koruma altına alınan barışçıl toplanma hakkımızın ihlalidir. Beyoğlu Kaymakamlığı hukuksuzluğunu bizim kadar bildiği, yasaklama kararından derhal vazgeçmelidir!"

 

Hüseyin Morsümbül'ün akibeti soruldu

Cumartesi Anneleri 704. Hafta basın açıklaması şöyle:

Hüseyin Morsümbül için adalet istiyoruz!

“Bilmeye hakkımız var; gözaltında kaybedilen evlatlarımıza nerede?” diyerek Galatasaray’a çıkışımızın 704. Haftasındayız.

Bugüne kadar yaşadıklarımız tarihe geçsin diye, bizden sonra gelecekler hakikati bilsin diye, bu acılar bir daha yaşanmasın diye gerçekleri anlattık, hakkımız olanı talep ettik, devletin yasal hükümlülüklerini yerine getirmesini istedik.

“Kayıplarımızı istiyoruz, adalet istiyoruz! Galatasaray bizim kayıplarımızla buluşma mekanımızdır, Galatasaray’dan vazgeçmiyoruz!” dediğimiz için bu hafta da Galatasaray’dan kamuoyuna seslenmemiz polis şiddeti ile engelleniyor. Biz Anayasal hakkımızı kullanamayalım diye Beyoğlu, polis ablukası altına alındı; adalet talebimize karşı ağır silahlı polisler konuşlandırıldı.

Meclis Kürsüsünden “yavrularını kaybeden anaların dertlerine sahip çıkacağız” diyen hükümet yetkililerine soruyoruz: Bütün bunlara neden maruz kalıyoruz? Bize vicdanla, hukukla verecek bir cevabınız var mı?

Bugün 25 Aralık 2016 tarihinde aramızdan ayrılan ve vasiyeti üzerine mezartaşında “Yıllarca Galatasaray’a oğlum Hüseyin ile buluşmanın hayaliyle geldim. Bizi söküp atmak istediler, copladılar, yerlerde sürükleyip gözaltına aldılar, vazgeçmedik” yazan arkadaşımız Fatma Morsümbül’ün oğlu Hüseyin için buradayız.

12 Eylül askeri darbesinin ardından 18 Eylül 1980 akşamı Morsümbül ailesinin Bingöl’deki evi asker ve polisler tarafından basıldı. Bingöl Lisesi’nde öğrenci olan çocukları Hüseyin gözaltına alınarak Bingöl Askeri Tugay Komutanlığı’na götürüldü.

Onu soran ailesine Hüseyin’in yüksek güvenlik önlemleri ile korunan taburdan kaçtığı söylendi. Anne Fatma ve baba Hanife Morsümbül askeri savcılığa giderek ifade verdi, sorumlular hakkında şikâyetçi oldu. Ama Hüseyin’in kaybedilmesiyle ilgili hiçbir işlem yapılmadı.

İHD avukatlarının 2011 yılında yaptığı suç duyurusu ile Bingöl Cumhuriyet Başsavcılığı yeni bir soruşturma başlattı. Soruşturma kapsamında savcıya ifade veren dönemin Bingöl İl Merkez Jandarma Bölük Komutanı Durmuş Kıvrak o dönem masasına isimsiz bir ihbar mektubu bırakıldığını söyledi. Mektupta Hüseyin Morsümbül’ün gözaltında dövülerek öldürüldüğün, sonrasında alay komutanı ve astsubaylar tarafından arabaya konularak götürüldüğünün yazılı olduğunu açıkladı.

Ancak Bingöl Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturmayı derinleştirmek yerine, ‘ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar’ verdi. Bu karar için Bingöl Sulh Ceza Hakimliğine yaptığımız itiraz ise henüz sonuçlanmadı.

Yıllardır söylüyoruz, söylemeye devam edeceğiz: Hüseyin Morsümbül'ün kaybedilmesinden başta dönemin Bingöl İl Merkez Jandarma Bölük Komutanı Durmuş Kıvrak ve Bingöl İl Alay Komutanı Beşir Akın sorumludur. Hüseyin Morsümbül'ün kaybedilmesinden 12 Eylül Darbesi’nin tüm aktörleri sorumludur.

Hüseyin Morsümbül’ün akıbetinin açıklanmasını istiyoruz!
Hüseyin Morsümbül’ü kaybedenlerin adil bir yargı önünde hesap vermesini istiyoruz!

Hüseyin Morsümbül için adalet istiyoruz!​

Her gün bir Cumhuriyet gazetesi alın, aldırın…
Comment disclaimer

En Çok...

okunanlar

yorumlananlar

beğenilenler