YSK, İstanbul 'gerekçesini' açıkladı: 7 üye, hukuki kanıtlar ortaya koyamadı

YSK, 16 gün sonra İstanbul seçiminin iptaline ilişkin gerekçeli kararını duyurdu: Kamu görevlisi olmayan sandık kurulu başkanlarının sonuca nasıl etki ettiğini açıklayamadı, oy çalındığına ilişkin tespit yapamadı.

Alican Uluda?
22 Mayıs 2019 Çarşamba, 23:52

Yüksek Seçim Kurulu (YSK), İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin iptaline ilişkin kararının “gerekçesini” 16 gün sonra açıkladı. 7 çoğunluk üyenin yazdığı gerekçeli kararda, AKP’nin “oylarımız çalındı” iddiasına ilişkin tek veri yer almadı. Gerekçede, yine aynı zarfta yer alan 4 oydan; İstanbul Belediye Başkanlığı pusulasının iptal edilip, diğer 3 oyun neden geçerli sayıldığına ilişkin herhangi bir açıklama yapılamadı. Seçimin iptalinin gerekçesi olarak, “754 adet sandık başkanının kamu görevlisi olmaması” gösterilirken, bu sandık başkanlarının nasıl usülsüzlük yaparak sonuca etkili olduğu ortaya konamadı. Ayrıca kararda, 108 sandıkta sayım döküm cetvellerinin düzenlenmemiş olması da ikinci iptal gerekçesi olarak öne sürüldü. Ancak kararda, bunların yalnızca 18 sandığın büyükşehir belediye başkanlığı seçimiyle ilgili olduğunun belirtilmesi, bunun da sonuca müessir olmadığının itiraf edilmesi soru işaretlerine neden oldu.

AKP’nin başvurusu üzerine YSK, 6 Mayıs’ta İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin iptaline ve 23 Haziran Pazar günü yenilenmesine karar vermişti. Karar, 4’e karşı 7 oyla alınmıştı. Kısa kararda, seçimin iptal nedeni “bir kısım sandık kurullarının, ilçe seçim kurullarınca kanuna aykırı oluşturulması ve bu hususun da seçim sonucuna müessir olması” şeklinde yer almıştı.

12 sayfalık gerekçe

YSK, dün akşam saatlerinde 250 sayfalık gerekçesini açıkladı. Kararın 212 sayfasını 7 çoğunluk üyenin, 38 sayfası ise 4 muhalif üyenin gerekçesi oluşturdu. YSK’nin 7 üyesinin iptal gerekçesinin 200 sayfasını ise AKP’nin iddiaları ile ilçe seçim kurullarından gelen yanıtlar oluşturdu. Kararın hukuki değerlendirme bölümü ise sadece 12 sayfa oldu. Bu kısmın büyük bölümünde de mevzuata yer verildi.

Kararda, sandık kurullarının yasaya aykırı oluşturulduğu iddiasına ilişkin şu gerekçeler yer aldı:

İstanbul seçimi için toplamda 93 bin 558 kamu görevlisine ihtiyaç duyulmaktadır. İstanbul’da yaklaşık 220 bin kamu görevlisi bulunmaktadır. Bu itibarla 298 sayılı Kanun’un 22. maddesine ilçe seçim kurullarınca uyulmamış olmasının hukuken kabul edilebilir bir sebebi bulunmamaktadır. Bu zorunluluğa ilçe seçim kurullarınca makul ve hukuki bir gerekçe ileri sürülmeksizin uyulmamış olması ve bu suretle kanunla getirilen sandık kurulu başkanının belirlenmesine dair şekil şartlarının ihlali, seçimin güvenilirliğini ortadan kaldırmaktadır.

‘İtiraz hakkını kullanamadı’

4Kanuna aykırı şekilde oluşturulan sandık kurullarının oluşumuna karşı 2 Mart’a kadar itiraz edilmediği ve bu listelerin kesinleştiği ileri sürülmekte ise de, sandık kurullarının kamu görevlisi olması gereken başkan ve üyelerinin listesinin talepte bulunmalarına karşın, siyasi partilere verilmediği dikkate alındığında, siyasi partiler bu konudaki itiraz haklarını etkili bir şekilde kullanamamışlardır.

24 Haziran savunması

13 Mart 2018 tarihindeki kanun değişikliğinden sonra Türkiye’de iki seçim yapılmıştır. Bunlardan ilki 24 Haziran Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekilliği seçimidir. Bu seçim sonucunda sandık kurulu başkanlarının kanuna aykırı belirlendiği yolunda bir itiraz intikal etmediğinden, bu konuda bir değerlendirme yapılmamıştır.

754 sandık başkanı...

İstanbul ili genelinde; 754 sandıkta sandık kurulu başkanlarının kamu görevlisi olmayan kişiler arasından belirlendiği görülmektedir. Kanuna aykırılık oluşturan bu belirlemenin neden yapıldığı ilçe seçim kurulları tarafından izah edilememiştir. KHK ile kamu görevinden çıkarılan kişilerden, 6’sı sandık kurulu başkanı, 3’ü sandık kurulu kamu görevlisi üyesi olarak görevlendirilmişlerdir. Sandık kurulu başkanlarının geniş yetki ve görevleri, seçimin güvenilirliğini sağlamak için getirilen şekil şartlarına uyulmaması ve siyasi partilerin etkili bir itiraz yolu kullanamadıkları dikkate alındığında; sandık kurulu başkanlarının kanun hükmüne aykırı olarak belirlendiği 754 adet sandıkta oy kullanan seçmen sayısının, 212 bin 276 ve oy farkının 13 bin 729 olması nedeniyle, 754 sandıkta sandık kurulu başkanlarının kanun hükmüne aykırı olarak belirlenmesi ve bu şekilde oluşan sandık kurullarının yaptıkları seçim iş ve işlemlerine itibar edilemeyecek olması, sonuca müessir olay ve haller kapsamında değerlendirilerek seçimin neticesine müessir görülmüştür.

Yine de gerekçede

YSK, iptal kararına ikinci gerekçe olarak bazı sayım döküm cetvellerinin olmaması veya imzasız olmasını gösterdi. Ancak bu durumdaki sayım döküm cetvellerinin büyük bölümünün ilçe belediye başkanlığı ve belediye meclis üyeliği seçimine ilişkin olmasına karşın, YSK yine de seçimin iptaline bu durumu gerekçe yaptı. Bu durumun sonuca müessir olmadığını dahi itiraf eden YSK, şunları öne sürdü:

İstanbul ili genelinde; 18 adet sandıkta sayım döküm cetvelinin hiç bulunmadığı, 90 adet sandıkta ise sayım döküm cetvellerinde sandık kurulu imzalarının bulunmadığı görülmüştür. Esasen yok hükmünde olan 108 adet sandıktaki oy kullanan seçmen sayısı 30 bin 281’dir. Seçim sonucunun belirlenmesinde en önemli unsurlardan biri olan sayım döküm cetvellerinin 108 sandıkta düzenlenmemiş olması, bu sandıklardaki seçim sonucunun güvenilirliğini ciddi biçimde zedelemektedir. Sayım döküm cetvellerindeki bu eksiklik, tek başına seçim sonucuna müessir olmamakla birlikte, sandık kurulu başkanlarının kanuna aykırı biçimde belirlenmesi ile birlikte değerlendirilmiştir.

377 adet kısıtlının oy kullandığı, 6 sandıkta ölü olan kişilerin yerine oy kullanıldığı, 41 sandıkta tutuklu ve taksirli suçlardan hükümlülerin yerine oy kullanıldığı, 58 sandıkta hükümlülerin yerine oy kullanıldığı, 224 adet zihinsel engeli nedeniyle kısıtlı olan kişinin oy kullandığı tespit edilmiştir. 

Kararda, Başkan Sadi Güven’in arasında bulunduğu 4 muhalif üyenin karşı oy yazıları da yer aldı.

DÖRT ÜYE HUKUKSUZLUĞA DİRENDİ


Baçkan Sadi Güven: İptal için tek başına itiraz olamaz

İstanbul’da 39 ilçede 31 bin 186 sandıkta seçim yapılmıştır. Bu sandıklarda AKP 45 bin 23, CHP 37 bin 9, MHP bin 502, SP 8 bin 925, HDP 9 bin 357 olmak üzere diğer siyasi partilerle birlikte 106 bin 384 partili üye görev yapmıştır. Dosyadaki belgelere göre; kamu çalışanı olmadığı halde sandık başkanı olarak görev yapan 754 kişinin görev yaptığı sandıkların 750 tanesinde AKP’li üye görev yapmış olup bu sandıklara bin 104 üye vermekle 354 sandıkta iki üye ile temsil edilmiştir. Sandık kurullarının kuruluşuna ilişkin işlemlerin kesinleşmesinden sonra bu kuruluşa karşı yapılacak itirazlar seçimden sonra o seçimlerin iptali için tek başına bir itiraz sebebi olarak ileri sürülemez. 298 sayılı Kanun’un 21 ve 23. maddeleri gereği 5 kişisi siyasi parti temsilcisi olup 7 kişiden oluşan sandık kurulunda siyasi partili üyelerle birlikte görev yapan usulsüz atanmış sandık kurulu başkanının İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimine ilişkin maddi hatalar giderilip geçersiz oyların tamamının yeniden sayılması karşısında tek başına seçimin neticesine tesir ettiğine ilişkin seçimin iptalini gerektirir tespit olmadığından sayın çoğunluğun seçimin iptali ile yenilenmesine ilişkin kararına katılınamamıştır.

Cengiz Topaktaş: Sorumluluk seçmene yüklenemez 

(16 Nisan referandumu sırasında yasaya aykırı olmasına karşın mühürsüz oyları geçerli saydıklarını anımsatarak) Kararda görüldüğü üzere, Yüksek Kurulumuz sandık kurullarınca mühürlenmeyen oy pusulalarının ve zarfların geçersiz olduğu, kanunun açık hükmüne ve bu konudaki genelgesindeki düzenlemeye rağmen, daha seçim sonuçları ortaya çıkmadan, önüne bu konu ile ilgili somut bir dosya gelmeden, asıl olanın seçmen iradesi ve oy kullanma hakkı olduğunu ve hakkın özünün korunması gerektiğini belirterek mühürsüz oy pusulalarının ve mühürsüz zarfların geçerli sayılması gerektiğini söylemiş, şimdi ise sonuçlar birden fazla aşamadan geçerek ortaya çıktıktan sonra, üstelik de kanuna uygun olmayan şekilde oluşturulan sandık kurullarının yaptığı işlemlerin yok sayılması gerektiğine dair kanuni bir düzenleme de bulunmamasına rağmen, oy sayım ve döküm işlemlerini yok sayarak, seçimin iptali ve yenilenmesi kararı ile seçmenlerin iradesini yok saymıştır. Seçmenlerin sandık kurulunun oluşumuna itiraz etmeleri ve sandık kurulunun nasıl oluşturulduğunu bilmeleri mümkün değildir. Sandık kurulunun oluşumunda bir hata varsa bunun sorumluluğu seçmenlere yüklenemez.

Kürşat Hamurcu: Farazi gerekçeyle iptal hukuka aykırı

Kamu görevlisi olmayan sandık kurulu başkanının, parti temsilcisi olan beş sandık kurulu üyesinin bilgisi ve onayı dışında hangi eylem ve işlemiyle, seçimin dürüstlüğü ve objektifliğine müdahale ettiğine ilişkin somut iddia ve itiraz bulunmamaktadır. Tahmini ve farazî gerekçelerle, seçmen iradesi yok sayılarak salt sandık kurulu başkanın kamu görevlisi olmaması nedeniyle seçimin iptaline karar verilmesinde hukuki uyarlık bulunmamaktadır. Özgür iradesi ile seçme hakını kullanan seçmenden, sandık kurulu başkanı ve üyelerini denetleme görevi beklenemez. Bu sorumluluk seçimi yöneten idarelere aittir. Sandık kurulu başkanının kamu görevlisi olmaması, seçmene yüklenecek bir kusur değildir. Bu nedenle, bu sandıklarda oy kullanan seçmenin oyunu geçersiz kabul ederek iradesinin yok sayılması, Anayasa, Uluslararası Sözleşmeler ve seçim mevzuatı ile güvence altına alınan en temel yurttaşlık haklarından olan seçme hakkının özüne müdahale anlamı taşır. Seçim hukukuna egemen olan serbest, genel oy, eşit, tek dereceli, gizli oy, açık sayım ve döküm ilkelerinin hangisinin kamu görevlisi olmayan sandık kurulu başkanı tarafından ihlal edildiği, hiçbir şekilde ortaya konulmamıştır.

Yunus Aykın: İtiraz edilmemiş

Kamu görevlisi olmayan kişilerin görev yaptıkları sandıklarda, 5 üyesi siyasi partiler tarafından belirlenen 7 kişiden oluşan sandık kurullarınca, oy verme günü işlemleri Kanun ve Genelgelere uygun şekilde yapılmış, seçmen özgür iradesi ile oyunu kullanmış, sayım döküm ve tasnif işlemleri adaylar, müşahitler ve vatandaşların huzurunda şeffaf ve dürüst şekilde yapılmış, Ak Partili üyenin de görev yaptığı bu sandıklarda sayılan hususların yerine getirilmediğine ilişkin herhangi bir şikâyet ve itirazda bulunulmamış ise, seçmene yüklenebilecek bir kusur olmamasına rağmen, ilçe seçim kurulu başkanının kusur ve ihmaliyle sandık kurulu başkanının kanuna aykırı belirlenmiş olması nedeniyle seçme hakkının özünü ortadan kaldıracak şekilde o sandıklarda kullanılan oyların geçersiz sayılması hukuken mümkün olmadığından olağanüstü itirazın bu sebeple de reddi gerekmektedir.