Erzurum’un Genç Kuvvacısı: Cevat Dursunoğlu

Bazen bir duruş bazen bir söylemdir devrimci tavır… Bazen bir yere gidebilmek için her tehlikeyi göze almak, öne atılmak… Bazen ise bir yerdeyken geriye çekilmek, yer açmaktır devrimin öncüsüne, geride kalmadan.
Bunlarla da ilgilenebilirsiniz
Yayınlanma tarihi: 23 Temmuz 2019 Salı, 12:55

[Haber görseli]Tarih, başarılı lider ve komutanların adını yazmaktan, adlarını vurgulamaktan erinmez. Bir de tarihin, başarılı lider ve komutanlar kadar bahsetmediği kişiler vardır. Onlar, bazen bir masanın en genci, bazen de zafer kazanan bir ordunun arka sıralarda savaşan askeridir. Fakat az değildir o insanların katkısı da, bilinmeyecek, yok sayılacak kadar… Bu yazıda anlatılacak olan, o isimli isimsiz kahramanlardan birinin hikâyesidir.

Sivas Kongresi’nin Tıbbiyeli Hikmet'i bilinir… Genç yaşında “Paşam, delegesi bulunduğum tıbbiyeler beni buraya istiklal davamızı başarmak yolundaki çalışmaya katılmak üzere gönderdiler. Mandayı kabul edemem… Eğer kabul edecek olanlar varsa, bunlar her kim olursa olsun, şiddetle reddeder ve kınarız. Örneğin, manda fikrini siz kabul ederseniz sizi de reddeder, Mustafa Kemal’i vatan kurtarıcısı değil, vatan batırıcısı olarak adlandırır ve tel’in ederiz (lanetleriz)” diye(bile)n, Mustafa Kemal’in tarifindeki “Türk genci”dir kendisi…

Devrimci tavır

Bazen bir duruş bazen bir söylemdir devrimci tavır… Bazen bir yere gidebilmek için her tehlikeyi göze almak, öne atılmak… Bazen ise bir yerdeyken geriye çekilmek, yer açmaktır devrimin öncüsüne, geride kalmadan.

Tıbbiyeli Hikmet’in sayısız gözlem noktasından sıyrılıp Sivas Kongresi’ne gelebilmesi kadar değerli başka bir olay, Erzurum Kongresi’nde Cevat Dursunoğlu’nun kendini geri çekmesidir. Bu önemli “vazgeçişi” anlatmadan önce kaseti biraz başa sarıp Cevat Dursunoğlu’nu en başından tanıyalım.
Erzurum’un ileri gelen Dursunbeyoğlu ailesindendir Cevat Dursunoğlu. Annesi Halide Yaşar Hanım, babası İbrahim Hakkı Bey’dir. İlk ve ortaöğrenimini Erzurum’da tamamladıktan sonra Almanya’ya gider. 1911-1914 yılları arasında Almanya’da felsefe, sosyoloji ve pedagoji eğitimi alır. Üstelik Almanca. İstese Almanya’da kalabilir ama kalmaz. Birinci Dünya Savaşı’nda çeşitli cephelerde yedek subay olarak görev alır. 1918’de terhis olur. İstanbul’da kurulan Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin toplantılarına katılır. Cemiyetten Erzurum’da şube açma yetki belgesi alan kişidir. Bu belgeyi aldığında 27 yaşındadır. Müdafaa-i Hukuk’un Erzurum şubesi onun getirdiği belgeyle onun öncülüğünde açılır, Mart 1919. Yeni cemiyetin genel sekreteri olur. Bunlarla da yetinmez. Erzurum’da Kuvvacıların sesi olan Albayrak gazetesinde kalem çatar, fikir mücadelesine girişir. Bir yandan da okulda ders vermeye devam eder.

İşte o vazgeçiş…

23 Temmuz’da 54 delegesi ile başladı Erzurum Kongresi. Mustafa Kemal delege olmadığı için kongreye katılamıyordu. Ancak davetli olarak katılabilirdi. İşte o anda Cevat Dursunoğlu, Mustafa Kemal delege olabilsin diye hiç düşünmeden Erzurum delegeliğinden istifa etti ve yerine Mustafa Kemal’in delege olmasını sağladı. Mustafa Kemal, önce delege oldu, sonra da heyet başkanı. Ve onun heyet başkanlığında o hayati kararlar alındı. Delegelikten istifa ettiğinde de 27 yaşındaydı Cevat Dursunoğlu…

Çekildiği yerden göreve devam

Mücadelesine, cehaletle mücadelenin mevzisinde, “eğitimde” devam etti Cevat Dursunoğlu. Mayıs 1920’de Erzurum Öğretmen Okulu Müdürlüğü yapmaya başlar. Ardından Kars Milli Eğitim Müdürlüğü, Doğu İlleri Eğitim Müfettişliği, ilk ve ortaöğretim genel müdürlüğü, Avrupa Türk Talebe Müfettişliği, Yüksek Öğretim ve Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü... 1942-1946 yılları arasında Kars, 1946-1951 yılları arasında Erzurum Milletvekilliği, 1941-1951 yılları arasında CHP Genel Sekreterliği ve 1961 Kurucu Meclis’inde Erzurum Temsilciliği ve sonra yapılan seçimlerde Erzurum Milletvekili seçilip 1965 yılında politikadan çekilir. “Milli Mücadele’de Erzurum” adlı başyapıtı yazmasının yanı sıra, 1920’nin eylül ayında Bakü’de toplanan 1. Doğu Halkları Kongresi’ne (1-7 Eylül 1920) Erzurum’dan Kâzım Karabekir tarafından seçilen heyet içerisinde bulunur. Ve aynı ay, Mustafa Suphi’nin önderliğinde toplanan Bakü Türkiye Komünist Teşkilatları’nın Birinci Kongresi’ne (10-15 Eylül 1920) katılır.

“Mustafa Kemal ne savaşta ne kuruluşta yalnızdı. 1938’e kadar, devrimlerin yapıldığı sırada Mustafa Kemal’in yanında teoriyi ve pratiği temsil eden değerli gençler vardı. Bu gençler Sovyetler’in Ekim Devrimi’nin önde gelen kadrolarından daha aşağı kalmaz. Hiçbir şekilde ve alanda!” demişti, Cumhuriyet’in Üç Fedaisi kitabında Özdemir İnce, kesinlikle haklıydı. İşte Cevat Dursunoğlu da o gençlerden biri, o haklılığın kanıtıydı. Tıbbiyeli Hikmet nasıl Sivas’ta bir adım öne çıkarak tarih yazdıysa, Cevat Dursunoğlu da Erzurum’da bir adım geri çekilerek tarih yazdı.

O kutlu duruşun 100. yılında ve Atatürk’ün “Türk genci” tarifine ömür boyu uymaya ant içmiş, bu sebeple de hiç yaşlanmayacak gençlik olarak söyleyebiliriz ki Türk ulusu, dara düştüğü anlarda kendi içinden Hikmet’leri, Cevat’ları her daim çıkaracak birikime sahiptir. Milli Mücadele’nin Kuvayi Milliye ruhuyla emzirilen anti emperyalist bayrağı el değişecek, elden ele geçecek ama ilelebet dalgalanmaya devam edecektir.

A+ A-

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Mustafa Suphi