Geride kalanlar anlatıyor: ‘Kendimizi mücadeleye adadık’

Her gün isimlerini hiç duymadığımız, tanımadığımız kadınların öldürülmesine şahit oluyoruz. Peki, ya geride kalanlar? Onlar ne hissediyor, hayatlarına nasıl devam ediyorlar?
Yayınlanma tarihi: 13 Eylül 2019 Cuma, 01:54

[Haber görseli]
Yakınlarını kadın cinayetlerinde yitiren aileler, kendilerini başka kadınlar ölmesin diye mücadeleye adamış durumda. Katillerin hak ettikleri cezayı alabilmeleri için ortak hareket eden aileler, birbirlerinin davalarını takip ediyor, sosyal medya üzerinden seslerini duyurmaya çalışıyor ve hepsinden önemlisi acılarını sarabilmek adına yan yana geliyorlar.

Ailelerin talebi ise ortak: Kadın cinayetleri durdurulsun, katillere hak ettikleri cezalar verilsin, kadını koruyan kanunlar uygulansın, bireysel silahlanmanın önüne geçilsin.

Biz de bu yazı dizisinde geride kalanların acılarına ortak olmaya, taleplerini duyurmaya çalışacağız.

[Haber görseli]

Fatma Şengül

Fatma Şengül, öldürülen kadınların büyük bir kısmı gibi geçen mart ayında, ateşli bir silahla evinin önünde katledildi. Kanseri yenmiş, bankanın lokalinde çaycılık yapmaya başlamıştı. Katili Zeynel Akbaş da burada çalışıyordu.

Kızı Açelya Şengül, annesinin işyerinde Akbaş’ın mobbingine maruz kaldığını, bu yüzden işle ilgili sorunlar yaşadığından bahsediyor. 25 yaşındaki Şengül, annesinin öldürüldüğü günü şöyle anlatıyor: “Kapımızın önünde pusu kuruyor. Annem evden çıkınca 5 kurşun sıkıyor ve 4’ü isabet ediyor. Her şeyi planladığı gibi, öldürdükten sonra oradan nasıl çıkacağını da planlamış. Annemi vurduktan sonra kendisini kol altından yaralıyor bu yüzden.”

Fatma Şengül’ün katili şu anda cezaevinde. İlk kez 28 Ekim saat 09.00’da Kartal 4. Ağız Ceza Mahkemesi’nde hâkim karşısına çıkacak. Açelya Şengül, soruşturmanın yeterince sağlıklı yürütülmediğini düşünüyor:

“Olaydan sonra hemen işyeri kamera kayıtlarını istedik. Avukatımız 4-5 kere dilekçe verdi, ama kabul etmediler. Olayın ertesi günü bu kayıtlar incelenseydi işyerindeki mobbingi de ispatlayabilirdik. Biz annemin telefon kayıtlarının da incelenmesi talep ettik. Çünkü katilden gelen mesajları silmiş. Büyük ihtimalle tehdit alıyordu o sıralar. Savcılıktan mesajların incelenmesini istedik. Bize ‘Kadın öldü, adam suçunu itiraf etti. Ben buradan ABD’ye mail mi atayım, WhatsApp’ın silinen mesajları geri alınsın diye. Bununla mı uğraşacağım?’ dendi.”

[Haber görseli]

Açelya Şengül

Annem ellerimde yaşamını yitirdi
Şengül, annesinin ölümünün ardından yasını bile tutamadan mücadele etmeye başladığını belirterek şunları söyledi: “Annem öldürüldükten 2 gün sonra sosyal medya hesapları açtım. Yas tutacak hiç vaktim olmadı. Oradan aldığım ‘yanındayız’ mesajları bile beni o kadar mutlu ediyor ki, çok üstün bir kadın dayanışmasının içerisindeyim. Psikolojik olarak çok etkilendim bu süreçten. Çünkü Emine Bulut’un kızı ne yaşadıysa ben de aynısını yaşadım. Annem ellerimin arasında vefat etti kanlar içinde. Çok büyük travma atlattım, ama ayaktayım.”

Açelya, annesinin kadın cinayetleri ve çocuğa yönelik istismara karşı eylem olduğunda en ön sarflarda yerini alan bir kadın olduğunu belirterek “Etrafımda da benim gibi birçok insan varmış. Artık bunu daha fazla fark ediyorum. Yakınlarını kaydedenlerle bir dayanışmamız var şu an. Birbirimizin davalarını sahipleniyoruz, birbirimizin yanında oluyoruz” diyor.

Ekmek gibi silah alınıyor...
“Emine Bulut’un cinayet videosunu izlediğimde o anı ben de yaşadım. Çocuğun yaşadığı çok ağır bir travma” diyen Şengül, bireysel silahlanmadaki artışa dikkat çekiyor: “İnsanlar bakkaldan ekmek alır gibi çok rahat silah alabiliyor. Bireysel silahlanmaya karşı devletimizin bir şeyler yapabiliyor olması lazım. 6284 sayılı bir yasa var, fakat uygulanmıyor. Özellikle kadın cinayetleri ve çocukları kapsayan bir yasa bu. Katillere de en ağır cezayı verirlerse en azından insanlar ‘öldürdükten sonra 5-10 yıl yatıp çıkarım’ gibi düşünüp kolay bir şekilde silahlanmazlar.”

[Haber görseli]

Feray Şahin ve annesi Aysel Şahin

19 Eylül 2017’de Toros Üniversitesi öğrencisi 23 yaşındaki Feray Şahin, Mersin’deki evinde, polis memuru Fatih Burak Aykul’un (27) tabancasından çıkan tek kurşunla yaşamını yitirdi. Mersin 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde tutuklu yargılanan Aykul için “kasten adam öldürme” suçundan ömür boyu hapis cezası istendi, ancak sanık “bilinçli taksirle adam öldürmek” suçundan 5 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı. 1.5 yılın sonunda ise tahliye edildi. Feray’ın dosyası şu anda Yargıtay’da. Aile yeniden yargılama sürecinin başlamasını talep ediyor.

Baba Bekir Şahin, “Feray evimizin tek kızıydı” diyerek anlatmaya başlıyor: “Ne bizim ne arkadaşlarının, hiç kimsenin tanımadığı bir kişi tarafından kızımız katledildi. Kızımı öldüren polis, delillerin hepsini yok etti ve mahkeme sürecinde bu delillerin peşine düşülmedi. Katilin ifadesi doğrultusunda da bir soruşturma yürütüldüğü için katile indirimli ceza verilerek şartlı tahliye edildi. Şu anda dışarıda serbestçe geziyor.”

Katilleri kurtarma yarışına girmişler
Kızının üniversite son sınıf öğrencisi olduğunu hatırlatan Şahin, “Kızım ölünce herkes şok oldu. ‘Feray nasıl olur da böyle bir cinayete kurban gitti’ diye sordular” diyor. Şahin, kızlarının ölüm haberinin kendilerine önce trafik kazası şeklinde yansıtıldığı ve kızlarının öldürüldüğü evin anahtarının 25 gün boyunca verilmediğini söylüyor.

Delillerin karartıldığını düşünen baba, “Evimizdeki lavaboda bulunan havlu kayıp. Polis evin her yerini çekiyor, lavaboyu çekmiyor. Kapının kilit yuvası zorlanmış. Bunların hiçbiri tutanaklara geçmiyor. Katil, birlikte alkol aldıklarını iddia ediyor. İncelemede kızımın kanında alkol çıkmıyor. Savcısı da hâkimi de bunu sormuyor. 1.5 yıl mahkeme sürdü, tek bir soru sormadılar katile. Tam bir tiyatroydu. Adli tıp, kızımıza uzaktan ateş edildiğini söylüyor. Biz mesafenin ölçülmesini istiyoruz, mahkeme yapmıyor. Katili korumaya dönük bir süreç yönetildi. Oysa burada korunması gereken suçsuz masum bir çocuktu” ifadelerini dile getirdi.

“Biz kadınlar ölmesin dedikçe kadınlar ölüyor. Ödül gibi cezalar veriyorlar” diyen baba Şahin, bu yüzden kadın cinayetlerinin durdurulamadığını belirterek “Her gün yeni canlar gidiyor toprağa, yazık değil mi? Katilleri kurtarma yarışına girmiş hâkim ve savcılar. Onlar da suç ortağıdır bana göre. Katilin, takım elbisesine kravatına bakıyorsun, polis olduğu için onu koruyorsun. Bizi kim koruyacak” diye soruyor.

Elbisesini bile almıştı...
Feray’ın annesi Aysel Şahin, artık kadınların sesinin duyulmasını istediğini söylüyor ve devam ediyor: “Susulmasın istiyorum. Biz bunları sineye çekersek bu katliamların sonu gelmez. Kızımız üniversite son sınıftaydı. Mezuniyet elbisesini bile almıştı. Hayallerine tam kavuşacakken öldürüldü, mezuniyetini dahi göremedim. Onu katleden hiçbir şey olmamış gibi sokaklarda. Başka bir kadını öldürmeyeceğinin garantisini kim verebilir ki?”

[Haber görseli]

50 bin imzayla Meclis’e

İstanbul-Pendik’te 17 yaşındaki lise öğrencisi Helin Palandöken, arkadaş olmayı reddettiği Mustafa Yetgin tarafından 2017 yılı ekim ayından pompalı tüfekle başından vurularak öldürüldü. Helin’in katili Yetgin’e ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi.

Nihat Palandöken, kızının öldürülmesinden sonra bireysel silahlanmaya karşı imza kampanyası başlattı. 50 bin imza toplayan Palandöken, “Bu imzaları Meclis’e sunacağız. İnşallah ellerini vicdanlarına koyup yasayı geçirecekler” diyor.

Baba Palandöken, kızının kaybının ardından yaşadıklarını şöyle anlatıyor: “Helin’i kaybettikten sonra hayatımız altüst oldu. Biz kadın cinayetlerine karşı, bireysel silahlanmaya karşı başbakandan, milletvekillerinden yasa istedik hep. Meclis’e gittik bunun için, dilekçeler verdik. Verdiğimiz dilekçeler reddedildi. Bizim amacımız başka bir Helin daha gitmesin. Bizim mücadelemiz bu.”

Mermi kullanım hakkının 200’den 1000’e çıkarılmasına isyan eden Palandöken, “Bu ne demek? Ölümleri daha ucuza mal edebilmektir” diyerek artık bu cinayetlerin sonlandırılmasını talep ediyor: “Biz kendimizi bu mücadeleye adadık. Verilen yetersiz cezalara karşı susulmaması lazım. Bir kravat takıyor, iyi hal indirimi alıyor. Çoğu zaman ‘beni aldattı’ diyerek iftira ediyorlar. Türkiye’de hiçbir şeyde düzgün cezalar verilmiyor ki. Kadın cinayetlerini duyduğumda ‘Bir Helin daha kaybettik’ diyorum. Bir daha canımız yandı. Halkın ayaklanması lazım. Bu cinayetlerin durdurulması lazım.”

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun verilerine göre 2018 yılında 440, 2019’in ilk sekiz ayında 294 kadın öldürüldü.

Umut Vakfı’nın raporuna göre 2018 yılında öldürülen kadın sayısı 477. Bu cinayetlerin 341’i ateşli silahlarla işlendi.

Polis Akademisi Yayınları tarafından basılan ve polis ve jandarma kayıtlarına geçen kadın cinayetlerini analiz eden “Dünyada ve Türkiye’de Kadın Cinayetleri” raporunda da son derece çarpıcı veriler yer alıyor. Rapora göre 2016, 2017 ve 2018 yıllarında polis ve jandarma kayıtlarına 932 kadın cinayeti girdi. Bu cinayetlerin yüzde 52.8’inde ateşli silahlar kullanılırken, bu silahların yüzde 83.9’u ruhsatsızdı.

A+ A-