‘Eve teslim’ insan ticareti

Charlie Hebdo saldırısının faillerinden Hayat Boumeddiene’nin Rakka’ya kaçtığı Akçakale’de, insan kaçakçılarının tarifesi 20-50 lira arasında değişiyor. Çocuklara ve toplu geçişlere indirim de yapılıyor. Kaçakçılar sınırdan geçirdikleri kişilere gitmek istedikleri eve kadar eşlik ediyor
Yayınlanma tarihi: 20 Ocak 2015 Salı, 05:23

[Haber görseli]

Paris’te 7 Ocak’ta Charlie Hebdo’ya yapılan saldırının ardından bir Yahudi marketinde 4 kişiyi öldüren Amedy Coulibaly’nin imam nikahlı eşi Hayat Boumeddiene’in 2 Ocak’ta Türkiye’ye geldiği ve 8 Ocak’ta da Akçakale’den Tel Abyad’a ‘yasa dışı’ yolla geçtiği ortaya çıkınca, izini bulmak için Akçakale’ye doğru çıktık. Ve görüşmelerimizde, Suriye-Türkiye arasındaki gidiş gelişlerin Türkiye içinde “şehirlerarası” seyahatte etmekten daha “kolay ve ucuz” ve insan kaçakçılığının artık bölgenin “doğasında” olan “çay-sigara” kaçakçılığı kadar “olağan” hale geldiğine tanık olduk.
Suriyeli bir tanıdığımız aracılığıyla Suriye’den Türkiye’ye geçenlerin evlerine, konuk olduk. İlk girdiğimiz evin kapısında, takma adını Abu Jauser olarak seçen ve daha önce Özgür Suriye Ordusu’nda komutanlık üstlenmiş bir kişi karşılıyor. Odaya girdiğimizde 8 erkek ve televizyon karşısındaki 3 çocuk ucuz halıfleks kaplı, süngerden ince minderlerin üzerinde oturuyor, odayı, elektrikli ısıtıcıyla ısıtılıyor. Aşiretin büyüğü ‘tamam’ deyince takma adını Ebu Ömer olarak ifade eden ÖSO’nun militanı anlatmaya başlıyor:

“Savaşıyorduk, kaybettik. ÖSO’da savaştığım için 3 ay öncesine kadar Rakka’da hapishanedeydim. Cezamı çektikten sonra beni serbest bıraktılar. Ben de Türkiye sınırına kadar kardeşimin kimlik kartını kullanarak geldim. Türkiye sınırından ise kendi kimliğimle geçtim”

Sözü bir diğer ÖSO’lu Abu Khodor alıyor:

“Biz Şaddadi’den yola bir arabayla çıktık. Türk parasıyla 600 lira verdik arabaya...Yol yaklaşık 4 saat sürdü. Tel Abyad’a kadar gelmekte sınır yok ama IŞİD artık Türkiye’ye geçilmesini yasakladığı için bir kaçakçı aracılığıyla akşam vakti Türkiye’ye Akçakale’den girdik.”

Geçiş tarifesi: Bir kutu çay, bir paket sigara

Kaçakçıya “ne kadar verdiniz” diye sorduğumda, odadaki erkekler hep bir ağızdan konuşmaya başlıyor:

“Çok bir para değil. 20-50 Lira. Kimi zaman bir kutu çay ya da sigara parası. Tel Abyad’daki kaçakçılar zaten buradakilerle irtibatta”

Komutan Abu Jauser, her şeyin bu kadar kolay olduğuna inanmayınca kanıtını açıklıyor:

“Siz gelmeden yarım saat önce kaçakçılar buradaydı. Çünkü bizim aramıza 3 aile daha geldi bugün. Onları çağırın!”

Yoldan yeni gelenlere tercümanımız aracılığıyla soruyorum, güzergahlarını, yöntemlerini.

“Buraya gelmenin tek yasal yolu Kilis üzerindendi. Rakka-Halep arasında kontrol noktası var. IŞİD oradan çıkmaya izin vermiyor. Biz de Rakka’ya kadar kendi kimlik kartlarımızla geldik. Tel Abyad’a geçişte de sorun yok çünkü zaten IŞİD’in toprağı. Kaçakçılara üç kişi için 100 lira gibi bir para verdik. Ama çocuklardan daha az para alıyorlar”

Kaçakçıları, aşiretlerinin konakladığı eve kadar da bırakmıştı onları gündüz vakti. Üstelik bir kişi de değildi. Onları Akçakale’de 12 ailenin yaşadığı 4 katlı apartmana eliyle teslim etmişti, her bir aileye bir odanın düştüğü o apartmanda... O apartmanda ÖSO’lu askerlerin umutları hala diriydi. “Ne zaman çağırırlarsa gideriz. Benim gibi hazır bekleyen 5 bin kişi var. Tekrar savaşacağımız gün gelecek. Şimdi bekliyoruz” dedi Abu Jauser.

[Haber görseli]

Sınır kapısında döner-ekmek

Oysa Ş.Urfa yoluna düşmeden önce yetkililere sormuştuk. Charlie Hebdo saldırısının faillerinden Hayat Boumeddiene’nin, Akçakale’den Suriye’ye geçtiğini doğrulamışlardı. Nasıl geçtiği konusunda ise yorum yapmamışlardı:

“Akçakale Sınır Kapısı kapalı. Sınırda güvenlik önlemlerini çok artırdık. Ama kaçakçılığı yüzde yüz önleyebildiğimizi söyleyemem, kimse de yüzde yüz önleyemez. Bizim sınır kapımız Suriye’den gelişlere kesinlikle kapalı. Ancak istisnai hallerde, özel durumlarda açılıyor. Buradan kendi ülkesine gitmek isteyenler de kimi zaman çok ısrar ediyor, mesela toprağını sulamak için. Özel izin vererek geçiriyoruz”

Akçakale’den Suriye’ye yasal olarak haftaiçi hergün gitmenin mümkün olduğunu öğreniyoruz. Gözüken resmi geçiş günleri Pazartesi, Çarşamba ve Cuma. Perşembe günü öğle saatlerinde kapıdayız, Büyük bir kalabalık var. Ortalık ana baba günü dedikleri gibi. Kimileri sıraya eşyalarını dizmiş. Yanda bir tavuk dönerci ve odun üzerinde çay satanlar... Türkçe’yi yarım yamalak konuşan genç adam anlatıyor:
“Bir buçuk aydır buradaydım. Şimdi dönüyorum. Karım Suriye’de. Babam ve annem burada hastanedeydi. Babam ameliyat oldu. Onu götüreceğim, sonra yine döneceğim”

Ardından babasının olduğu yere, bir döviz bürosuna gidiyoruz. Dükkanın kapısında kocaman ‘Havale’ yazıyor, Suriye lirasının kuruyla birlikte. Babasının savaşta yaralanıp yaralanmadığını soruyoruz; “Hayır. Ameliyat olmaya geldi” diyor. Ayağının şişliğini işaret etmesinden, babasının şeker hastası olduğunu düşünüyorum. Türkiye’ye sadece ameliyat olmaya geldiğini anlıyorum yaşlı adamın. Dövizci, en çok para transferinin Suriye ve Irak’a yapıldığını, anlaşmalı başka dövizciler olduğunu belirtirken, para gelen ülkeleri ise Katar, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri diye sayıyor. Boumeddiene ve beraberindekilere para gönderildiği ididalarını anımsayıp soruyorum:

“Ya Avrupa?”

Yanıt şaşırtıyor: “Western Union’a başvuruyu yaptık. Yakında Avrupa’ya da para gönderip, alabileceğiz”

Konuşmamız boyunca bir çoğu ellerindeki Türk paralarının bir kısmını Suriye parasına çevirmek için geliyor. Cebinden tomarla yüzlükleri çıkaran bir Suriyelinin sadece 100 Lirayı çevirtmesi ise aklıma takılıyor.

Eski kapı, kısa yol

Birazdan açılması beklenen kapıdan şehir merkezine döndüğümüzde, Boumeddiene’nin izini, Tel Abyad’a geçiş yollarını ve kaçakçıları soruyoruz. Herkes bunun çok kolay olduğunu anlatıyor. Kolayca kaçakçıları bulabileceğimiz köylerin adını kimi zaman Arapça, kimi zaman da Türkçe sıralıyorlar; Güvenç, Buket, Topçu, Ohali, Pekmezli...

Yani resmi kapının doğu ve batı yakasında yer alan köylerden Tel Abyad’a geçiş mümkün. Ama o yerler arasında birisi daha var ki, en şaşırtıcı olanı. Kaymakamlığa sadece 300 metre. 2009 yılında Suriye ile ticareti artırmak amacıyla geçiş kapısı çevreyolu güzergahına taşınırken, eski kapı Devlet Demiryolları’nın güzergahı olmuş, ‘Güle güle’ levhası da kalkmamış.

“Nasıl, nereden gidiyorsunuz, niye yasal kapıdan çıkmıyorsunuz” diye sorduğumda, IŞİD bayrağının altında çamaşırların sallandığı balkonu gösterip “Dost doğru. Böylece doğrudan Tel Abyad’daki bir apartmanın içine giriyoruz. Resmi kapıdan geçersek, IŞİD’in kontrolüne gireriz” diyor. “Peki ya mayınlar?” deyince de koyunları işaret ederek, “Mayınlı alan artık yok. Buradan da, az ileriden de geçebilirsin. Eğer ileriye gidersen yol uzar, buradan 300-400 metre ötede Tel Abyad”

Kaçakçılara güvenmelerinin nedeni ise çoğunlukla kendileriyle aynı aşiretten olmaları. Üstelik kaçakçılar iki yönlü çalışıyor.

Suriyeliler için geceleri dolaşmak adetten. Onlar da her gece geç saatlerde sokaktalar. İlçede de, köylerde de elektriklerin sık sık kesilmesi artık olağan hale gelmiş; hele de akşamları... İddia o ki, akşamları asker sınırdan geriye çekiliyor. Ya da başka yöne bakmaya başlıyor. İşte o sırada geçişler de başlıyor. Kimi zaman eski kapıdan, kimi zaman da yakın köylerden. Ama “geçilmez” diyen kimse yok Akçakale’de!

Yakalanmak korkutmuyor

“Yakalanırsanız ne olur” diye sorduğumda yanıt, “Parmak izimizi alıyorlar. Suçlu değilsek 2 saat içerisinde zaten bırakıyorlar.” diye yanıt veriyor. En son Ekim ayında pamuk toplamaya gitmiş. “Peki Suriye’den dönerken yakalanırsanız ne oluyor?” sorusuna da yanıt aynı:

“Bir suça karışmamışsak kontrol edip bırakıyorlar. Bizim için sorun yok...”

Yola çıkarken aklımda yetkililerin söylemleri vardı:

“Hendekler kazdık, tel örgüleri sağlamlaştırdık, termal kameralar var. Asıl tedbiri Avrupa almalı. Sınırlarını terk etmelerini önlemeli. Sınırı resmen kapatamayız, kapatırsak panikle çok daha fazla insan gelir. Sivil, silahsız olanları savaştan kaçtıkları için alıyoruz, sığınma istiyorlar çünkü. Açık kapı politikası gereği almak durumundayız. Kaçakçılık bölgenin geleneğinde var. Onlar kaçakçılığı bir suç olarak görmüyorlar. Bizim önceliğimiz çatışmanın bizim sınırımıza sıçramasını önlemek”

Ama artık 965 km’lik Suriye sınırını duvarla öreceğini açıklayan Suudi Arabistan’ın kararı var....

A+ A-
Cumhuriyet İMECESİ