Yolsuzluğu Erdoğan da biliyordu

Kapatılan TCDD yolsuzluğu soruşturmasını başlatan ihbar mektubunda dönemin Başbakanı ve Ulaştırma Bakanı da suçlanıyor.
Bunlarla da ilgilenebilirsiniz
Yayınlanma tarihi: 17 Şubat 2015 Salı, 05:23

[Haber görseli]

Ankara Başsavcılığı’nın, TCDD yolsuzluğuna ilişkin verdiği takipsizlik kararında, soruşturmanın başlamasına neden olan ihbar mektubu yer aldı. Dönemin Ankara Emniyet Müdürü Zeki Çatalkaya’ya
“TCDD çalışanı bir yönetici” imzasıyla gönderilen ihbar mektubu aynı zamanda Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, MİT Müsteşarlığı ve Ankara Başsavcılığı’na da gönderdiğini belirten ihbarcı, dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan ve Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ı bunun dışında tuttuğunu kaydetti. İhbarcı, bunun nedenini ise “Çünkü bu kişiler de bu ilişkilerden haberdar ve herhangi bir işlem başlatılmadı” şeklinde açıkladı. Olayın üzerine gitmesi gereken savcılık ise ihbarcının ismine kafayı taktı ve bu mektup üzerine soruşturmayı başlatan dönemin savcısını “Aslında isimsiz ve imzasız ihbarların işleme konulmaması gerekir” sözleriyle eleştirdi.

Eski TCDD Genel Müdürü Süleyman Karaman’ın arasında bulunduğu 52 kişi hakkında yürütülen ancak takipsizlikle sonuçlanan soruşturma, art arda gelen hbar mektupları üzerine başlatılmış. Halen Emniyet Genel Müdürü olan dönemin Ankara Emniyet Müdürü Çatalkaya’ya 29 Mart 2012’de “TCDD çalışanı bir yönetici” imzasıyla mektup gönderen kişi, “Kirlenmiş, pisliğin içinde boğulan, rüşvetin, para ilişkilerinin en yoğun yaşandığı Devlet Demir Yolları Genel Müdürlüğü ve Genel Müdürlüğe bağlı bulunan Bölge ve Yüksek Hızlı Tren Müdürlüğü’ndeki kirli ilişkilerin aydınlatılması için bu ihbarı yaptığını” kaydetti.

‘Müteahhitlerin beslemeleri...’

TCDD ihalelerinde yolsuzluk yapıldığını, idareyle işadamlarının ortaklık yaptığı öne sürülen ihbarda şöyle denildi: “Şu ana kadar Devlet Demir Yolları tarafından düzenlenen binlerce ihale komisyonunda komisyon üyesi olarak bulundum. Bu ihalelerde öyle uygulamalar, öyle haksızlıklar yapılıyor ki, bunların akılları bulandırmaması mümkün değil. İdare öylesine kirlendi ve pislendi ki, Devlet Demir Yolları Genel Müdürlüğü müteahhitlere para kasaları işleri veriyor, bu firmalar Devlet Demir Yolları’nı babalarının çiftliği haline getirdi. Bu kadar işin sadece 5-10 müteahhit tarafından alınabilmesi tesadüf değil. Çünkü onların her birinin idarede daire başkanı, başkan, genel müdür, genel müdür yardımcısı görevlerinde bulunan beslemeleri var.”

‘Niye Erdoğan’a göndermedim...’

“Bu mektubu Sayın Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül’e, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na, Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı’na gönderdim. Ancak Sayın Başbakan’a ve Ulaştırma Bakanı Sayın Binali Yıldırım’a göndermedim. Çünkü kişiler, bu ilişkilerden haberdar ve halen herhangi bir işlem başlatılmadı.”

3-5 çapulcu zenginleşmeye devam edecek

Yapılan işlerin tamamında yapılan işlerle alınan paralar arasında ciddi farklar olduğunu öne süren ihbarda, firmaların bazı işleri yapılmış gibi gösterip parasını aldığını belirterek şu ifadeleri kullandı: “Bazı işlerin metrajlarını yüksek çıkararak fazla para aldılar. Alınan fazla paralara da ortak oldular. Eğer önlem alınmaz da bu şekilde devam ederse, bu memlekette milletten alınan vergilerin
karşılığında 3-5 çapulcuyu zenginleştirmeye devam edilecek. Firmalarla ilişkisi olan yetkililerin isimlerini biliyorum. Bu isimlerin her birinin ayrı ayrı en az 50 milyon TL paraları var. Tüyü bitmemiş yetimin hakkı olan ülkenin geleceğini tayin edecek miktardaki paraların haksızlıklar içerisinde ona buna peşkeş çekilmesine müsaade edilmemesi gerekiyor. Benimle ve ailemle uğraşılmasından, zarar verilmesinden ve memuriyetimle oynayacaklarından bu ihbar mektubunu kendi adımla gönderemeyeceğim.

SAVCI BU KEZ İSİMSİZ İHBARA İTİBAR ETMEDİ

İsimsiz ihbar mektuplarıyla açılan onlarca soruşturma ve dava olmasına karşın savcılık, ihbarcının mektubunu şu ifadelerle adeta geçiştirdi: “Suç ihbarlarının isimsiz ve imzasız mektuplarla yapıldığı, dilekçe gönderenin kimliğini gizlediği, iddiaların soyut ve genel nitelikte olduğu, ciddi bulgu ve belgelere de dayanmadığı görülmüştür. (...) İlgili kanuna göre yapılan ihbar ve şikâyetlerin soyut ve genel nitelikte olmaması, ihbar veya şikâyetlerde kişi veya olay belirtilmesi, iddiaların ciddi bulgu ve
belgelere dayanması, ihbar veya şikâyet dilekçesinde dilekçe sahibinin doğru ad, soyad ve imzası ile iş veya ikametgâh adresinin bulunması zorunludur. Bu şartları taşımayan ihbar ve şikâyetler
Cumhuriyet Başsavcıları ve izin vermeye yetkili merciler tarafından işleme konulmaz ve durum ihbar veya şikâyette bulunana bildirilir… Madde metnine göre genel ve soyut nitelikteki ve kimlik açıklanmadan yapılan bu ihbarların aslında işleme konulmaması gerektiğini kanun koyucu açık bir dille ifade etmiştir.

A+ A-

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Binali Yıldırım, Abdullah Gül