Bozdağ'dan 'fişleme' açıklaması

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Başbakan Erdoğan ile Sadullah Ergin'in, bir telefon görüşmesinde bir hakim için 'Alevi' olduğuna yönelik değerlendirmeler yapması üzerine alevlenen 'fişleme' tartışmasına yönelik soru üzerine, "Ben bu ahlaksız kasetler üzerinde konuşmak istemem" dedi.
Yayınlanma tarihi: 6 Mart 2014 Perşembe, 14:09

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile eski Adalet Bakanı Sadullah Ergin arasında geçen ve kaynağı belirsiz bir ‘dinleme’ye takılarak geçtiğimiz günlerde internet üzerinden yayınlanan telefon konuşmalarının yankıları sürüyor. Erdoğan ve Ergin’in, bir davayı yakından izledikleri anlaşılan ve bir hakim için “Alevi olduğu” yönünde değerlendirmeler yapılan konuşmalar gündemi sarsmış, yargı mensuplarına dini ve siyasi saiklerle fişleme yapıldığı iddia ve tartışmalarını da yeniden gündeme getirmişti.

Bu konu katıldığı bir televizyon programında mevcut Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’a da soruldu. Ancak Bakan Bozdağ, fişleme iddialarına ilişkin soruyu yanıtlamaktan kaçınarak, “Ben bu ahlaksız kasetler üzerinde konuşmak istemem. Ben ahlaksızlık ve hukuksuzluğa bir Adalet Bakanı olarak meşruiyet kazandıracak soruya da muhatap olmak istemem, ona meşruiyet kazandıracak cevabı vermem” demekle yetindi.

Bozdağ ''fişleme'' sorusuna yanıt veremedi- VİDEO

Habertürk televizyonunda bu sabah yayınlanan “Haber Ajanda” programında, kanalın Ankara Temsilcisi Nilgün Balkaç’ın sorularını yanıtlayan Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Başbakan Erdoğan ile eski Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in ses kaydına ilişkin bir soru üzerine, “Ortada bir ahlaksızlık var, hukuksuzluk keyfilik var. Türkiye’de birileri cumhurbaşkanın, TBMM başkanı, başbakanı, Adalet Bakanı’nı dinliyor, herkesi dinliyor. Her gün montajlı, üretilmiş GDO’lu dinleme kasetler piyasaya sürülüyor. Biz medya ve siyaset olarak bu hukuksuzluğu yapanların üzerinden Türkiye’yi dizayn etmeye başladığımızda bu ahlaksızlığa meşruiyet kazandırırız. Bizim yapmamız gereken ‘ne diyorsun’ demek değil herkesin bu ahlaksızlığa karşı dur demesi gerekiyor. İnsanlar kendi aralarında konuşamayacaklar mı? Herkes bir takım konuşmalar yapıyor. Burada ahlaksızlık, hukuksuzluk, suç var ve o suçun içinden başka başka değerlendirmeler yapmak Türkiye’ye bir şeyler kazandırmaz. Bu bir ahlaksızlıktır buna perem vermeyim” diye konuştu.

Balkaç’ın, bu kayıtlarda bir hakimin “Alevi” olduğu gerekçesiyle fişlendiğine ilişkin değerlendirmeleri hatırlatması üzerine ise Bozdağ, “Ben bu ahlaksız kasetler üzerinde konuşmak istemem. Ben ahlaksızlık ve hukuksuzluğa ben bir Adalet Bakanı olarak meşruiyet kazandıracak soruya da muhatap olmak istemem, ona meşruiyet kazandıracak cevabı vermem” demekle yetindi.

‘FEZLEKELERİ İADE ETTİK’

Eski bakanlar Muammer Güler, Zafer Çağlayan, Egemen Bağış ve Erdoğan Bayraktar hakkındaki fezlekelere ilişkin soruları da yanıtlayan Adalet Bakanı Bozdağ, şunları söyledi:

“Fezlekeler Adalet Bakanlığı’na geldi, biz bunu iade ettik. Biz 45 gün bekletmedik, 26 gün Bakanlık’ta kaldı. Bizim fezlekeleri incelediğimiz yönünde iftiralar atıldı. Adalet Bakanlığı’nın fezlekeleri inceleme yetkisi yok. Bize gelen fezlekeler ağzı açılmadan iade edildi. İade nedeni de yayımladığımız bir genelgedir. Bakanlığın görevleri nedeniyle ilgili bir isnat varsa bu doğrudan Meclis’e gönderilmeli. Ben işin üzerini örtmüyorum. Bizim yaptığımı şey işin doğru yoldan gitmesi ve hukuka uygun ilerlemesidir.

Geldiği gün iade etseydik bu sefer ‘Niye geldiği gün iade ettin’ denirdi. Yaptığımızın hukuka uygun mu ona bakmalıyız, hukuka uygun bir değerlendirme yaptık. Cumhuriyet savcıları değerlendirme yapmışlar ve dosyaları TBMM Başkanlığı’na göndermişlerdir. Bu dosyalar TBMM’nin uhdesindedir, tasarruf yetkisi orasıdır. Soruşturma yapma yetkisi Meclis’tedir. Savcılığın Meclis’e gönderdiği dosya sayısında neden azalma olduğu konusunda bilgim yok ama buna dair açıklama İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı yapabilir.”


HSYK

Brüksel’deki görüşmelerine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Bozdağ, Bürüksel temaslarında HSYK’ya ve internet düzenlemesine ilişkin bilgiler verdiğini anlattı. Doğru bilgilendirmenin ve zamanında bilgilendirmenin çok önemli olduğunu belirten Bozdağ, şöyle konuştu:

“Yanlış bilgiler üzerinden değerlendirmeler yapıldığını da gördüm. HSYK teklifinin komisyondaki değişiklik daha sonra da Genel Kurul’da yapılan değişiklikler ilk değerlendirmeleri değiştirmemiş. Eksik bilgilendirmenin etkisi olduğunu görmüş olduk. Kuvvetler ayrılığı, yürütmenin yargıya müdahalesi ile ilgili konularda da AB’deki örnekleri verdik. AB’de 27 ülke var neredeyse 27 ayrı HSYK uygulaması var. Tek bir standart var da Türkiye bu standarda uymuyorsa biz de bunu değiştirelim. AB son açıklamaları içinde Adalet Bakanı’nın kurulda olmasını kuvvetler ayrılığına ters düştüğü şeklinde değerlendirmeler var. Kendilerine Avrupa’da bunun örneklerini gösterdik. İsveç’te, Adalet Bakanı’nın atadığı bir genel müdür HSYK’nın başında. Almanya’da İspanya’dan İtalya’da başka ülkelerde yürütmeden biri bulunuyor, bunlar kuvvetler ayrılığına aykırı diye değerlendirilmiyor, Türkiye’de Adalet Bakanı’nın kurulun başında olması öyle değerlendiriliyorsa burada bir çifte standart var.”


‘CEMAAT ÜST AKIL DEĞİL, TAŞERON’

Emniyette görev değişikliği olduğu zaman kaybolan malzemelerin bulunduğunu anlatan Bozdağ, hukukun dışına çıkan, hukuk kendi inançları, görüşleri ve kendilerinin verilen görevleri kanunlar çerçevesi dışında başkalarının iradesi doğrultusunda kullananlar için hukukun emrettiğini yapılacağını kaydetti. İncelemelerin tamamlamasının ardından ortaya çok daha net fotoğrafların çıkacağını anlatan Bozdağ, paralel yapıda Gülen’in üst akıl olmadığına ilişkin şu değerlendirmede bulundu:

“Cemaat burada bir üst akıl değil. Birinci akıl hiç değil. Böylesi bir organizasyonu yapacak bir şey görmüyorum. Devlet içinde bazı imkanlardan söz edilebilir. Ama ben de bunu bir üst akıl tarafından yapıldığını düşünüyorum. Burada bir taşeronluk vazifesi var. İsim vermek istemiyorum ama bu hadisenin bir üst akıl tarafından düzenlendiğini düşünüyorum.”


ÜÇ DÖNEM KURALI

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın 17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonunda gözaltına alınanların tahliye edilmesini “vicdanları yaraları” şeklindeki değerlendirmesinin sorulması üzerine Bozdağ, “Bu bir adli süreçtir. Tutuklama da tahliye de tamamen soruşturma evresinde hakimin kararıyla olan bir iştir. Tahliyeler, soruşturmaların durduğu, dava açılmayacağı anlamına gelmez. Fezlekeler geldiği zaman da aynı şeyi söyledim. Şu anda adli bir süreç devam ediyor. Yargı kararını verdikten sonra değerlendirme yapmayı daha uygun görüyorum. Mahkum olup olmayacağı belli olmayanlar için kesin hükümle Adalet Bakanı olarak konuşursam yanlış olur” yanıtını verdi. Bozdağ, AK Partinin 3 dönem kuralını ise yerinde bularak, siyasetin yenilenmesi gerektiğini ifade etti.

A+ A-