Erdoğan mitinginde İzmirlilere müdahale

Erdoğan’ın İzmir mitingi öncesi ve sonrasında çıkan olaylar güçlükle önlenebildi.
Yayınlanma tarihi: 16 Mart 2014 Pazar, 19:55

[Haber görseli]

AKP’nin İzmir mitingi, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik protestolar altında gerçekleşti. Miting öncesi Bornova’daki protestolara polis, TOMA’larla su sıkarak ve biber gazıyla müdahale etti. Polis, pencerelerden tencere tavalarla protestoculara destek veren yurttaşlara ve evlere de su sıktı. Kıbrıs Şehitleri Caddesi’ndeki protestoların önüne polis barikat kurarak, miting katılımcılarıyla protestocuların karşı karşıya gelmesini engelledi. Bu sırada protestocu bir anne oğul, polis tarafından gözaltına alındı. Yine de miting alanının orduevi önünde birden ortaya çıkan bir grup, bozkurt işareti yaparak AKP’lilerin arasından yürüdü. İki kesim arasında bir süre arbede yaşandı. Mitingin ardından ise AKP'li kitlenin bir bölümü, Kordon’daki bar ve restoranlarda oturanları “tekbir getirerek” taşladı.

FOTOĞRAFLARLA İZMİRLİYE MÜDAHALE / FOTO GALERİ

Erdoğan, önceki gün İzmirlilerin bir araya gelerek bedenleriyle “Katil geliyor” yazdığı Gündoğdu Meydanı’nda, Kordon’daki apartmanlara asılan Mustafa Kemal Atatürk’lü Türk bayrakları altında konuşmak zorunda kaldı. Bazı pencerlerden de “Oybirliğiyle Aziz Kocaoğlu” yazılı posterler sarkıtıldı. Protesto bayraklarının asıldığı apartmanların çatılarında ise çok sayıda keskin nişancı yer aldı. Miting için kent dışından çok sayıda partilinin, özellikle otobüslerle İzmir’e getirildiği gözlendi.

‘Kumral devrimci’

Diğer yanda ise DİSK’in “adını bizimle anmayın” dediği, bu sendikanın eski Ege bölge temsilcisi, “döneklikle” suçlanan eski CHP’li Azad Fazla tarafından organize edilen “kumral devrimci” posteri yer aldı. Deniz tarafında ise irili ufaklı tekneler, AKP’lilerin mitingine eşlik etti. AKP yöneticilerinin 200 bin kişi hedefiyle düzenlediği mitingte konuşan Erdoğan, İzmirlilerin kendisine çirkin protestolar yaptığını ileri sürerek, “Bugün gelirken bir bayan, yanında herhalde kocasıydı, beyiydi. Oradan eliyle öyle çirkin bir hareket yapıyor ki, işte CHP bu. Yani ülkenin başbakanı oradan geçiyor, sen elinle kolunla o hareketi yapıyor. Sen bir bayansın ya, kadınsın ya! Sen o kol hareketini nasıl yaparsın? İşte CHP zihniyeti budur. Yani bunu bir erkek yapsa aklım erer de, ki o dahi yapamaz, bir bayanın onu yapmasını anlamıyorum” dedi.

NE ÇEKTİN BE BİLAL!

İzmir mitinginin öncesinde Manisa’da da konuşan Erdoğan, Gezi protestolarına katılanları, duvarlara yazılanlardan ötürü “edepsizlikle” suçladı. Mustafa Sarıgül’ün “Pensilvanya’nın isteğiyle” İstanbul adayı yapıldığını ileri sürdü. Muhalefetin söylemlerini yolsuzluk üzerinden kurgulamasına yönelik“Tutturmuşlar bir yolsuzluk da yolsuzluk. Artık gülüp geçiyorum. Çünkü bunlar montajcı” dedi. Ardından “Benim çocuklarım çok çile çekti. Dördü de imam hatip mezunu. Ben de imam hatip mezunuyum. Yavrularımıza katsayısı engeli uyguladılar. Kızlarıma başörtülü olarak üniversiteye gidemezsin dediler. Yurtdışına göndermek zorunda kaldım. Amerika'da başörtülü olarak okudu. Şu anda sıkıntı ortadan kalktı. Sabreden derviş muradına erermiş” diye konuştu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve MHP Lideri Devlet Bahçeli’ye “Seçimden birinci çıkamazsanız koltuğu bırakın” çağrısını yineledi. CHP, MHP ve cemaati “şer ittifakı” ile suçladı. Cemaat ablalarına “defolun” denilmesini istedi. “Aldığınız zekat paralarını nereye harcadınız?” diye sorarak “Yalan yanlış şeyler basıp dağıtıyorlar. Bunun adı casusluktur. Yakayı ele verdiler, bedelini ağır ödeyecekler” dedi. Kılıçdaroğlu’nun Berkin Elvan’ın katilinin bulunması istemine karşı DHKP-C’nin olayı üstlendiğini dile getirdi, “Sen değil miydin ‘Göster terör örgütünü, gidip üye olayım’ diyen?”diye sordu.

NEO-ERGENEKON

Erdoğan, “Pensilvanya’daki neo-Ergenekon” diye tanımladığı Fethullah Gülen’e ilişkin eleştirilerini de şu cümlelerle sürdürdü:
“Ergenekon’la mücadele ettik, Pensilvanya’daki neo-Ergenekon’la da mücadele edeceğiz. Neymiş inzivaya çekilmiş. Gel ülkende inzivaya çekil. Bu nasıl bir inziva? Oradan alüfte, yani aşüftenin benzerini takip ediyor. Sen hoca mısın, yoksa istihbarat örgütünün başı mısın? İnzivaya çekilmiş, ama oradan senaryo talimatları veriyor, uluslararası gazetelere ülkesini karalayan röportajlar veriyor. Cumhurşbakanı’nın, Başbakan’ın telefonlarını dinleyip, en mahrem devlet sırlarını kaydediyor. Bu casusluktur. Mahkemelerin böyle bir karar alma yetkisi yok. Şimdi ‘Herkes konuştu o sustu’ diyorlar. 5 ay önce ‘Densizliktir, Allah’ın gücüne gider’ dediği bedduayı beteriyle kendisi yapıyor.”
............

A+ A-