Dink davasında mahkeme başkanı değiştirildi

MİT TIR'ları, Dink davası ve Tahşiye davalarına bakan İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Canel Rüzgar'ın görev yeri değiştirildi.
Yayınlanma tarihi: 19 Aralık 2016 Pazartesi, 16:07

[Haber görseli]






Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in öldürülmesi, mühimmat yüklü MİT TIR'ları davası ve Tahşiye davalarına bakan İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Canel Rüzgar'ın görev yeri değiştirilerek, İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderildi. Mahkeme başkanlığına yedek heyetin başkanı Ali İhsan Horasan getirildi. Dink ailesi avukatlarından Sebu Aslangil, mahkeme başkanının dosyaya hakim olduğunu vurgulayarak, "Bu durum yargılamanın sağlıklı yürmesini etkiler" dedi.

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nde dün görülen duruşmada, tutuklu sanık eski İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek ve başka suçlardan tutuklu sanıklar Mülkiye Başmüfettişleri Şükrü Yıldız ve Mehmet Ali Özkılınç ile tutuksuz sanıklar Trabzon eski Emniyet Müdürü Reşat Altay ile Erhan Tuncel katıldı. Cinayetin azmettiricisi Yasin Hayal, C Şube Müdürlüğü görevlisi sanıklar Hamdi Egbatan, Özkan Mumcu ve Osman Gülbel de duruşmaya tutuldukları cezaevinden SEGBİS aracılığıyla görüntülü ve sesli olarak katıldı. Duruşmada bir önceki celse savunma yapan dönemin İstihbarat Daire Başkanı Damazan Akyürek'in çapraz sorgusu yapıldı. Akyürek, kendisinin İstihbarat Daire Başkanı olduğu dönemde Dink davası eski hakimi Erkan Canak, Trabzon İstihbarat Şube Müdür Yardımcısı Ercan Demir ve Trabzon eski Emniyet Müdürü Reşat Altay’ın neden dinlenildiği sorularına yanıt veremedi. Akyürek, "Bu kişilerin dinlenilmesinde menfaatim yok. Ben anlamlı bulmam bunu" dedi. Mahkeme heyeti ve avukatların sorularına yanıt veren Akyürek, yardımcı istihbarat elemanından elde edilen bilginin farklı bir kategoride bilgilendirilmesi gerektiğine vurgu yaparak, “İstihbarat Şube Müdürlüğü’ne yardımcı istihbarat elemanı kaynaklı bir bilgi geldiyse daha fazla hassasiyet arzeder. Bunu ilgilendiren yer de bu şubedir. İstihbarat Şube Müdürü Engin Dinç bu bilgiyi imzalatırken konuştuk bu konuyu. Engin’e ‘Böyle bir bilgi önemli. Valilik, jandarma ve İstihbarat Daire Başkanlığı’na haber notu yapalım’ dedim. Haber notuna dönüştürülerek dağıtımının uygun olmadığına karar verdik. İstihbarat Şube Müdürü gelişmeleri çok yakından takip ettiğini, bilgi notuyla dağıtımının uygun olmayacağını, İstihbarat Daire Başkanlığı’na yazılması gerektiğini söyledi. Ben de bunu olağan karşıladım. Haber notuyla dağıtımının uygun görülmemesinin ajanlarımızla ilgili yaşadığımız acıklı konular olabilir. İstanbul’la görüştüğünü söyledi bana. Engin de buna itiraz etmeyecektir, doğrusu budur. Birbirinin üstüne suç atar gibi havalar oluşuyor ama haber notunu yazıp yollasaymışım daha iyi olurmuş diye düşünüyorum” diye konuştu.

Ağır ve ciddi bir eylem

Savcılıkta verdiği ifadede Dink cinayetinin ağır ve ciddi bir eylem olduğu ifadesini anımsatarak, “Trabzon Emniyet Müdürü olduğum dönem İstihbarat Şube müdürü ile muhatabım. Onun kanaatleriyle yönlendiriyorum. Engin'le aramızdaki konuşma o zaman ‘Yasin Hayal şimdi bir futbol takımda oynamaya başladı. Çay ocağı çalıştırıyor. Eylemden vazgeçme eğilimi beliriyor’ şeklindeydi” ifadelerini kullandı. Akyürek mahkeme başkanının “Nisan ayındaki bilgi notunda eylemden vazgeçmediği anlaşılıyor. Neden yeni bir yazı yazmadınız” şeklindeki sorusunu, “İstihbarat Şube Müdürü anlatımları ile verimli bulduğum bir arkadaştı. Beni yönlendirecek, ilgili biri olarak görüyorum. İl Emniyet Müdürü olarak ‘Kapatın bu konuyu’ diyen biri eğilim. Önüme gelen bilgiyi İstihbarat Daire Başkanlığı’na gönderen biriyim. Gelen bilgilerin hepsinde benim imzam var ve daireye gönderilmiş. Vazgeçme eğiliminde olduğunu söyledikleri için bir yazı yazma gereği görmedim” diye yanıtladı.

“İstanbul Yasin’i biliyordu”

Cinayet günü Ankara’dan İstanbul’a geldiğini ve valilikte bilgilendirme toplantısı yapıldığını belirterek, “Yasin Hayal’in gerçekleştirdiği İstanbul’un vakıf olmadığı bir bilgi değil. Toplantıda Hrant Dink’in gündeminde olan konular konuşuldu. Yasin Hayal konusu gündeme gelmedi. Dink’i ötekileştiren konular gündeme geldi. Vali veya İçişleri Bakanı böyle detaylara girmedi, normal basın açıklaması yapıldı” dedi. Akyürek, İstanbul’a gelmeden önce Ali Fuat Yılmazer’in kendisini arayarak Yasin Hayal’in ismini hatırlatması üzerine, ‘sanki düğmeye basılmış gibi’ bilgileri hatırladığını savunarak, “İvedi ulaşılması lazım Yasin’e’ dedim. Akyürek de Muhittin Zenit’e ulaştığını, Yasin’le bir ilişkisi olmadığını ifade etti bana” dedi.

Aksu’nun evrak imha talebinden haberi var

Akyürek’e bir önceki celse Dink’in öldürüleceğine ilişkin bilgi notunun o dönem İstanbul Emniyet Müdürü olan Celalettin Cerrah tarafından imha edilmesi teklifi beyanını hatırlatan mahkeme başkanı, “Bakana söylediniz mi evrak imha işini” diye sordu. Akyürek de, “Bakana ilk ve ikinci telefonunda herhangi bir bilgi vermedim. Bakandan sonra ben Emniyet Genel Müdür Vekili Necati Altıntaş’ın yanına gittim. Cerrah’ın kötü niyetli olduğunu söyleyerek İstanbul’a gitmek istemediğimi söyledim. O da İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu’yu arayarak gitmek istemediğimi söyledi. Ardından bakan arayarak ‘İstanbul’a git’ dedi. Ertesi gün Necati Altıntaş ve müsteşar Şahabettin Harput ile birlikte gidip bakana yüz yüze söyledik. ‘Devlet işlerinde kırgınlık olmaz’ dediler. O yüzden evrak imha talebi bir daha gündeme gelmedi” dedi. Mahkeme başkanının “O yazıyı nasıl imha edecektiniz? Bağlanılı olduğu yazılar var” diye sorması üzerine Akyürek, “O kapı açılınca kar topu gibi gelir arkası. Benden istediğinde ne hesaplıyordu bilmiyorum. Kapının açılmasını istemedim, reddettim. Üstlerime de arz ettim” dedi.

Cemaat yapılanması

Üye hakimin “Cemaat yapılanması olduğunu düşünüyor musunuz” sorusu üzerine Akyürek, “Herhangi birinin yapılanmayla ilgisini görsem gereğini yapardım. Dink özelinde benim çalıştığım dönemle ilgili herhangi bir illegal yapılanma asla aklıma gelmedi, bugün de gelmiyor” diye cevap verdi. Ardından mahkeme başkanı son zamanlardaki usulsüz dinleme davalarını anımsatarak devlet içinde bir yapılanma olup olmadığını sordu. Akyürek de, “Ben görevim sırasında 2.5 ton patlayıcı yakaladım. Bunun 4 kilosu benim evimin önünde patlatıldı. Bir kısmı hala oğlumun kafasındadır. O sıralarda çok sayıda kişi dinlenildi. Büyük bir başarı olarak arz ediliyordu il asayiş toplantılarında” dedi.

Niye dinlediniz

Mahkeme başkanı ve üye hakimi kendisinin İstihbarat Daire Başkanı olduğu dönemde Dink davası eski hakimi Erkan Canak, Trabzon İstihbarat Şube Müdür Yardımcısı Ercan Demir ve Trabzon eski Emniyet Müdürü Reşat Altay’ın neden dinlenildiği, dinleniliyorsa bu kişilerin emniyet teşkilatında neden tutulduğu sorusu üzerine de Akyürek, “Bu kişilerin dinlenilmesinde menfaatim yok. Ben anlamlı bulmam bunu. Değil örgüt Dink özelinde takip edelim deseler yine dinleme kararı vermem. Bir sonuç çıkartamam bunlardan” diye konuştu.


Neden Yılmazer?

Üye hakimin "Ahmet İlhan Güler'in yerine neden Ali Fuat Yılmazer'in getirildiği" sorusu üzerine Akyürek, "O dönem Cumhuriyet Gazetesi'nin bombalanması, Danıştay eyleminin yapılması nedeniyle Ahmet İlhan Güler'in yorgun olduğunu, bu konulara yeteri kadar ilgisi olmadığını gördüm. Ahmet İlhan Güler'in yerine Ali Fuat Yılmazer'in getirilmesinin Dink cinayeti ile ilişkilendirilmesi bu davanın ana ekseninden çarpıtılma çabasıdır. Yılmazer'in merkezde bu konularla ilgili olması, üst makamlarca tanındığı için ataması yapılmıştır" diye yanıt verdi.

A+ A-

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Abdülkadir Aksu, Hrant Dink