15 Temmuz'un kilit ismi Dişli: Akar'a sekreterlik yaptım

Akıncı Üssü davasında AKP’li Şaban Dişli’nin kardeşi eski Tümgeneral Mehmet Dişli, “Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar ile aynı akıbete uğrayıp silah tehdidi ile Akıncı’ya götürüldüm. Orada Genelkurmay Başkanı’na sekreterlik yaptım. Olayların başından sonuna kadar beraberdik” dedi.
Yayınlanma tarihi: 11 Ağustos 2017 Cuma, 12:14

[Haber görseli]

Akıncı davasında AKP milletvekili Şaban Dişli’nin kardeşi eski Tümgeneral Mehmet Dişli savunma yaptı. Dişli de savunmasında daha önce Akın Öztürk’ün yaptığı gibi Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar’ın açıklamalarına yanıt verdi. Dişli, “Hulusi Akar ile aynı akıbete uğrayıp silah tehdidi ile Akıncı’ya götürüldüm. Burada Genelkurmay Başkanı’na sekreterlik yaptım. Sayın Genelkurmay Başkanı ile olayların başından sonuna kadar beraberdik. Akıncı’dan Çankaya’ya gidene kadar yaşanan olayların pusu içinde beni yanlış anlamış olabilir” dedi. Dişli’nin “Kendisiyle neler konuştuğumuzu en iyi Sayın Hulusi Akar bilmektedir. O hangi konumdaysa benim de o konumda olmam gerek” sözleri dikkat çekti. Dişli, yine Akar için “İnşallah buraya gelir, açıklar” dedi. 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Akıncı Hava Üssü’ndeki olaylarla ilgili davanın görülmesine dün 9. celse ile devam edildi. Duruşmada, Genelkurmay Başkanlığı Stratejik Dönüşüm Başkanı ve AKP Milletvekili Şaban Dişli’nin kardeşi eski Tümgeneral Mehmet Dişli’nin savunması alındı. Dişli savunmasında, “FETÖ ve uzantılarına hayatımın hiçbir döneminde dahil olmadım, aksine bu örgütün hedefinde oldum” dedi. Kendisinin terfi ettirildiği, 2015 YAŞ toplantısında en detaylı incelemenin yapıldığını ifade eden Dişli, “Tayin ve terfilerim bu yapıyla ilgili değildir. Birçok göreve Hulusi Akar’ın inhasıyla geldim” dedi.

‘Konsey şartlarına haiz değilim’

Dişli, Yurtta Sulh Konseyi üyeliği iddiasına “Konseye dair belge olmadığı iddianamede yazıyor. Dolayısıyla konseyin 3’üncü sıradaki üyesi olarak gösterilmemin hiçbir dayanağı yoktur. Konsey üyesi olma şartlarını, haiz değilim. Konsey üyesi böyle bir günde evine gider mi?” sözleri ile karşılık verdi. Savcılıktaki ifadelerinde zaman ve beyanların karıştırıldığını ifade eden Dişli, “Hangi zor şartlarda ifade verdiğimi anlatmak istemiyorum” dedi. Dişli, “Sayın Akar ‘Akın Öztürk’ü çağırın’ dedi, Kubilay Selçuk çıktı. Ömer Faruk Harmancık’ın elinde birtakım notlar vardı, ‘Bir bildiri gibi bir şey yayımlandı. Siz de bizimle olursanız durdururuz. Çıkar TV’ye konuşursanız halk size inanır, bunları durdurabiliriz’ gibi şeyler söyledi” dedi. Dişli, Hakan Evrim’in, Akar’a, “Sizi kanaat önderimizle görüştürebiliriz” dediğini duymadığını belirterek, “Ben çıktığımda olduysa bilmiyorum” ifadelerini kullandı.

‘Akar, ‘ara’ emri vermedi’

Dişli, telefonlarına el konulduğunu ama komutan emri oldukça verdiklerini anlatınca Mahkeme Başkanı Selfet Giray, “Telefon imkânınız var. Neden MİT’i, Başbakanlığı aramayı düşünmediniz?” sorusunu yöneltti. Dişli, “Genelkurmay Başkanı’nın olduğu yerde benim herhangi bir inisiyatif kullanma yetkim yok. O bana böyle bir emir vermedi” yanıtını verdi.

‘Hafsalam almaz’

Dişli, “Ben bir generalim. FETÖ imamlarının askeri birliğe girmesi, hele de böyle bir harekâtı yönetmesi bin yıl geçse aklımın ucundan geçmez. Hafsalam almaz. O adamları görmedim. Evet siviller vardı, sivil giyinmiş askerler mi, MİT’çi mi, polis mi bilmem” dedi. Dişli, Akar’ın mesajlarını kime ilettiği sorusunu da “Kimi gördüysem, kimi yakaladıysam ona söyledim. Konuştuklarımın kimi kasklı, kimi sivildi. İsimlerini nereden bileyim” diye yanıtladı.

‘Akar’la beraberdik’

Dişli savunmasında suçlamaları kabul etmediğini belirterek, “Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar ile aynı akıbete uğrayıp silah tehdidi ile Akıncı’ya götürüldüm. Burada Genelkurmay Başkanı’na sekreterlik yaptım. Ne kimseye aracılık yaptım, ne de Genelkurmay Başkanı’na darbe girişiminin katılması için baskı yaptım” dedi. Çapraz sorgusu sırasında da Mahkeme Başkanı Selfet Giray’ın Akar’ın kendisi ile ilgili bazı sözlerinı anımsatması üzerine Dişli, “Bunları niye söyledi anlamadım. İnşallah buraya gelir, açıklar” dedi. Dişli, Akar’ın ağzının havlu ile kapatılması konusunda da şunları söyledi: “Ağzına havlu gibi hatırlayamadım. İçeri girenlerin elinde havlu, sprey vardı, ama kullanıldı mı, kullanılmadı mı o yoğunlukta hatırlayamıyorum. Komutan şoka girmişti, beti benzi atmıştı. Yaşar Güler’in emir astsubayının vurulduğunu duyunca iyice durgunlaştı. İşte abdest, namaz bundan sonra oldu” ifadelerini kullandı. Akar’ın kendisinin helikoptere binmesini istemediği ifadesi için de Dişli, “Bir Genelkurmay Başkanı ‘Sen kal dese’ o araca binmek mümkün mü?” dedi.

'Akar niye müsaade etti'

Dişli’nin “Çankaya Köşkü’ne Sayın Genelkurmay Başkanı’nın yanındaki tek Türk Silahlı Kuvvetleri mensubu bendim. Madem ben şüpheliydim, neden sayın Genelkurmay Başkanı hükümet üyelerinin önünde 7 saat o kritik konularda silahlı birimlere onca emri iletmeme müsaade etti?” sorusunu sorması dikkat çekti. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar’ın kendisi hakkındaki ifadelerine karşı savunma yapan Dişli, “Sayın Genelkurmay Başkanı ile olayların başından sonuna kadar beraberdik. Akıncı’dan Çankaya’ya kadar gidene kadar yaşanan olayların pusu içinde beni yanlış anlamış olabilir. Geçen süre içinde beni daha sağlıklı bir şekilde değerlendireceğine inanıyorum. Kuran’da derki ‘fitne öldürmekten kötüdür.’ Sanıyorum o kargaşa ortamında bir fitneye maruz kaldı. Neler yaşadıklarımızı, kendisiyle neler konuştuğumuzu en iyi Sayın Hulusi Akar bilmektedir. O hangi konumdaysa benim de o konumda olmam gerek. Genelkurmay Başkanı dışında kimseden emir almadım, kimseye emir vermedim” dedi.

Kahraman ve Yılmaz da müdahil

Meclis Başkanı İsmail Kahraman ve Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, Akıncı davasına müdahillik talebinde bulundu. Kahraman ve Yılmaz’ın avukatı Samet Can Olgaç, müvekkillerinin katılma talebine ilişkin dilekçeleri, davanın görüldüğü Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’ne sundu. Dilekçelerde, Kahraman ve Yılmaz’ın tüm sanıklardan şikâyetçi olduğu belirtildi.

‘Uluslararası hukuk uygulanıyorAkıncı davasının 9. duruşmasına Kamu Başdenetçisi Şeref Malkoç da katıldı. Malkoç, duruşmaya verilen arada, “Duruşmalarda usule fevkalade riayet ediliyor. Uluslararası hukuk standartları uygulanıyor. Sanıklara savunma hakkı veriliyor, müdahil avukatlara çapraz sorguda dilediği kadar süre tanınıyor. Hâkimlerimizin yetişmişliği, olgunluğu, hukuka vukufiyeti bizi memnun etmiştir” açıklamasını yaptı.

‘Genelkurmay Başkanımız beni çok sever’

Duruşmada, çarşamba günü savunmasını tamamlayan ancak çapraz sorgusunda bir avukatın sorusu üzerine susma hakkını kullanan, suç tarihinde Genelkurmay Başkanlığı Personel Dairesi’nde proje şube müdürü olan eski Kurmay Albay Mustafa Barış Avıalan’ın çapraz sorgusuna da devam edildi. Avıalan, bir soru üzerine Akıncı Üssü’nde hiç üniforma giymediğini, üniforma giyme gereği hissetmediğini söyledi. Daha önce Akıncı Üssü’ne telefonla çağrıldığını söylediğini anımsatması üzerine Avıalan, “Hukukçu kimliği, karargâhta görev yapması, komutanlarca sevilmesi nedeniyle darbeye katılmayanları ikna edebileceği düşüncesiyle Akıncı Üssü’ne çağrılmış olabileceğini” savundu. Avıalan, “Genelkurmay Başkanımız beni çok sever. ‘Barış Albay oradaysa, Genelkurmay Başkanı da oradadır.’ düşüncesini verebilmek için beni çağırmış olabilirler” dedi. Duruşmada ayrıca, suç tarihinde Kara Kuvvetleri Komutanlığı Harekât Başkanlığı Teşkilat Şube Müdürlüğü’nde Kurmay Albay olan sanık Bilal Akyüz’ün çapraz sorgusu yapıldı. Akyüz, Akıncı Üssü’ne geldiğinde emir komuta zinciri içinde terörle mücadele harekâtı yapıldığını düşündüğünü ancak saat 00.45’ten sonra emir komuta zinciri dışında darbe faaliyeti yürütüldüğünü anladığını, o saatten sonra da kendisini tecrit ederek kimseyle görüşmediğini öne sürdü.

A+ A-

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

İsmet Yılmaz, Şaban Dişli, İsmail Kahraman