Kapat
A+ A-

FETÖ davasında Demokrat Parti'ye övgü, Cumhuriyet'e eleştiri

Kars’ta görülen FETÖ davasında verilen hapis cezasının gerekçesinde Cumhuriyet devrimi eleştirildi. Kararda Demokrat Parti’ye ise övgüler dizildi.
Yayınlanma tarihi: 09 Şubat 2018 Cuma, 08:44

[Haber görseli]Kars 2. Ağır Ceza Mahkemesi, 15 sanıklı FETÖ davasında verdiği bir müebbet hapis cezasının gerekçesinde, Türkiye Cumhuriyeti Devletini kuran kadroları hedef aldı. Gerekçede, “Cumhuriyeti elitist asker bürokrasisinin kurduğu ve bu kadroların devletin sahibi milletin binlerce yıldır süregelen kanıksanmış inanç ve gelenekleri ile çeliştiği” iddia edildi. Kararda Demokrat Parti övgüsü de dikkat çekti.

Aydınlık'tan Olcay Kabaktepe'nin haberine göre, Kars’ta FETÖ’nün 15 Temmuz 2016’daki darbe girişimine katıldığı öne sürülen 14. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı’na bağlı 1. Mekanize Piyade Taburu’nda görevli 15 asker hakkında açılan davada mahkeme tutuklu sanık eski Binbaşı Deniz Yiğitbaş’a “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme” suçundan müebbet hapis cezası vermişti. Diğer sanıklara beraat kararı veren mahkeme kararının gerekçesinde, tartışma yaratacak ifadeler yer aldı. Kars 2. Ağır Ceza Mahkemesi gerekçeli kararının, “Genel anlatım ve darbeler tarihine kısa bakış” başlıklı bölümünde şöyle denildi: “Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulduğu günden bu yana askeri darbeleri ve müdahaleleri yaşına göre sık yaşamış bir devlettir. Cumhuriyet rejimi ile birlikte devleti kuran kadrolar olan ‘Elitist asker bürokrasisi’nin laik ve seküler yapısı ile, devletin sahibi milletin binlerce yıldır süregelen kanıksanmış inanç ve gelenekleri çelişmiştir.”

 ‘KURUCULAR TERCİHİNİ BATIDAN YANA KULLANDI’

Devletin merkezindeki bürokratların seküler yapısına ‘Merkez’; kendisini gelenek, görenek ve inançları ile ortaya koyan milletin muhafazakar ve kapalı yapısına ‘Çevre’ diyen bir kısım tarih, siyaset ve sosyoloji yazarları olduğu kaydedilen gerekçeli kararda, şu örüşlere yer verildi: “Bu merkez ve çevre kavramları, devleti kurup yönetenler ile yönetilen halk arasındaki farklılıkları ifade etmesi bakımından yerinde tanımlar olmuştur. Zaten, erken Cumhuriyet döneminde laik ve demokratik sisteme geçiş kolaylıkla olmamıştır. Kurucular tercihini batıdan yana kullandığından devletin daha dünyevi olmasını, dinin devlet işlerinden sıyrılarak insan vicdanına gönderilmesini istemişler; fakat yönetilenler ve onlar gibi düşünen bir kısım siyasetçi ve bürokratlar, milletin yani çevrenin taleplerini göz ardı edememiştir. Bu uyuşmazlık, demokrasinin olmazsa olmazı olan çok partili yaşama geçişi dahi geciktirmiştir.”

 DEMOKRAT PARTİ ÖVGÜSÜ

 1946’da yapılan ilk seçimler ve arkasından gelen 1950 seçimlerinin ilk kez farklı bir partinin iktidara gelmesini sağladığı belirtilen gerekçeli kararda şu ifadeler kullanıldı: “İktidara gelen Demokrat Parti’nin milletin inançlarına daha yakın ‘Çevresel’ tavrı, halkın teveccühünü kazanmıştır. İşte bu noktadan sonra, ‘Merkezci’ bürokrat kadrolar ile halkın maneviyata daha yakın duruşu arasındaki uçurum derinleşmiştir. Bir şekilde halkın tercihi ile devleti yöneten muhafazakar sayılabilecek siyasal iktidara, kendisini nedense devletin ve sistemin koruyucusu olarak gören bir kısım askeri bürokrasi tarafından görevden el çektirilmiştir. Türkiye’nin yaşadığı ilk askeri darbe, 27 Mayıs 1960 tarihli darbedir. Türkiye’nin darbeler tarihinde, maalesef şerefli Türk ordusundaki darbe seven/darbe sever kişilerin etkin rolü vardır. Çünkü kendisini her nedense devletin ve rejimin sahibi gibi görenlerin başka bir anlatımla merkezin elitistlerinin zorlayıcı gücü, suistimal edilmeye müsait silahlı kuvvet olan askerin içindeki gönüldaşlarıdır.”

Her gün bir Cumhuriyet gazetesi alın, aldırın…
Comment disclaimer