A+ A-

ABD ile Rusya’nın yaşadığı ilk kriz değil: Üçüncü krizde füzeler atıldı

Suriye krizi nedeniyle karşı karşıya gelen ve önceki gün ABD’nin Suriye’deki bazı üsleri vurmasıyla yeni bir döneme giren iki ülkenin ilişkileri geçmiş yıllarda da buna benzer krizler yaşamış ve savaşın eşiğinden dönülmüştü.
Yayınlanma tarihi: 15 Nisan 2018 Pazar, 22:58

Suriye krizi nedeniyle karşı karşıya gelen ve önceki gün ABD’nin Suriye’deki bazı üsleri vurmasıyla yeni bir döneme giren iki ülkenin ilişkileri geçmiş yıllarda da buna benzer krizler yaşamış ve savaşın eşiğinden dönülmüştü. ABD ve Rusya, o zamanki adıyla Sovyetler Birliği, ilki 1960’ta ikincisi 1962’de olmak üzere iki büyük kriz yaşadılar ve karşılıklı savaş tehditlerinde bulundular. Dünyanın yüreği ağzına gelmişken son anda taraflar geri adım atarak tansiyonu düşürdüler. Geçen hafta Trump’un “Füzeler yolda” tweetiyle başlayan gerilim, önceki gün ABD füzelerinin Suriye’deki üsleri vurmasıyla sonuçlandı. İlginç olan iki ülke arasındaki bu üç krizde de Türkiye’nin doğrudan tehdit altında olmasıydı.

U-2 krizi

Dünya, U-2 olayını 3 Mayıs 1960’ta Nikita Khrushchev’in Sovyet hava sahasında bir Amerikan casus uçağının 1 Mayıs 1960’ta düşürüldüğünü açıklamasıyla öğrendi. ABD, bu uçağın casus uçağı değil meteoroloji uçağı olduğunu açıkladı. Khrushchev, 5 Mayıs 1960’ta verdiği ikinci demeçte, Amerikan uçaklarına üslerinde faaliyet izni veren devletlere de uyarıda bulunarak, herhangi bir saldırıya karşı SSCB’nin güdümlü füzelerle karşılık vereceğini ve bu saldırıda kullanılan üslerin de yerle bir edileceğini söyledi. Bu sözler Türkiye’ye doğrudan bir tehdit niteliği taşıyordu.

SSCB , ilk günlerde U-2 uçağının pilotunun sağ olduğunu gizli tuttu. Pilot, CİA’nın kendisini casusluk amacıyla görevlendirildiğini itirafı üzerine daha önce vurulan uçağın meteoroloji uçağı olduğunda ısrar eden ABD, casus uçak olduğunu kabullenmek zorunda kaldı. Pilotun bağlı olduğu birlik 1956 tarihinden beri Türkiye’deki İncirlik Üssü’nde üslenmişti ve her yıl bir dizi haberalma uçuşlarına çıkmaktaydı. Bu olaylar üzerine Türk hükümeti, uçağın Norveç’e uçtuğunun belli olduğunu, bu nedenle Türkiye’nin bu olaydan sorumlu tutulamayacağını açıkladı. ABD Başkanı Eisenhower, 25 Mayıs 1960’ta U-2 uçuşlarının durdurulduğunu açıklamak zorunda kaldı.

Küba füze krizi

SSCB, Fidel Castro’nun çağrısıyla 1962’de Küba’ya orta menzilli nükleer başlıklı füzeler yerleştirdi. Sovyetler füzelerinin Küba’ya yerleştirilmesi CİA’nın casus uçakları tarafından resimlendi. Bu sırada, füze parçaları taşıyan 20 Sovyet gemisi daha Küba’ya hızla yaklaşmaktaydı. ABD donanması 22 Ekim 1969 günü 300 gemi ile Küba’yı ablukaya aldı. Başkan Kennedy, 23 Ekim 1962’de halka yaptığı konuşmada Küba’dan bölgedeki herhangi bir ulusa yönelik füze saldırısını siyasi anlamda SSCB’den yapılmış bir saldırı olarak göreceklerini ve yanıtını eksiksiz olarak bu ülkeye vereceklerini söyledi. SSCB Başkanı Kruşçev ise füzelerin saldırı değil savunma amaçlı olduğunu, ayrıca ABD’nin Küba’ya saldırmama garantisi verinceye kadar da orada kalacaklarını açıkladı. Krizin 12. gününde SSCB’nin Washington Büyükelçisi Dobriyn’in de “Türkiye’ye yerleştirilmiş olan ABD füzelerini dengelemek amacıyla Küba’ya Sovyet füzeleri yerleştirildiğini söylemesi, Türk kamuoyunda şaşkınlıkla karşılandı. Zira Türkiye’deki ABD üslerinde Sovyetler’i hedef alan nükleer başlıklı füzelerin yerleştirilmesinden Türk halkının haberi yoktu. Kruşçev’in 27 Aralık 1962’de yaptığı “Küba ve Türkiye’deki üsleri 2-3 hafta içinde karşılıklı boşaltalım” açıklaması ile durumun vehametini Türk kamuoyu da öğrenmiş oldu. Kruşçef’in açıklaması üzerine Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel’in çağrısı ile Çankaya Köşkü’nde acil toplantı yapıldı. SSCB başkanı Khrushchev 27 Ekim günü Kennedy’e gönderdiği mektupta, Küba’daki füzeleri sökmek için Türkiye’dekilerin de sökülmelerini ve Küba’nın işgal edilmeyeceğine dair güvence vermelerini istedi. Bu durumda Türkiye’nin toprak bütünlüğüne saygı göstereceğini ve işgal etmeyeceğini belirtti. Kennedy ise cevabi mektubunda Küba’daki füzeler söküldüğü takdirde ablukaya son verileceğini ve Küba’yı işgal etmeyeceği güvencesini vereceğini söyledi. Ancak Türkiye’deki füzelerin sökülmesi konusunda kesin bir güvence vermedi. Khrushchev ertesi gün bir mektup daha yazarak teklife sıcak baktığını belirtti ve 15 gün süren Küba krizi kansız çözüldü. Türkiye hariç...

Küba krizi yüzünden Türkiye’de bir de cinayet işlendi. Adana’da Seyhan Nehri kıyısında kurulan çilingir sofrasında Küba Krizini tartışan beş kafadarın tartışması cinayetle sonuçlandı ve Toto Yaşar adındaki Adanalı, Küba krizini tartıştığı Burduş Yılmaz’ı bıçakla öldürdü.

Cumhuriyet İMECESİ

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Cemal Gürsel

En Çok...

okunanlar

yorumlananlar

beğenilenler