A+ A-

Faydalı bilgiler... Yeni dini hareketler

Faydalı bilgiler... Yeni dini hareketler
Yayınlanma tarihi: 12 Temmuz 2015 Pazar, 18:58

Yeni Dini Hareketler (YDH), “modernite”ye bir tepkidir. Fakat aynı zamanda son derece veya kelimenin tam anlamıyla “modern” bir tepkidir. Bu bakımdan (YDH), postmodernizmin inanç patentli karşılığı oldukları da söylenebilir.

İktisadi kalkınma, teknolojik gelişme ve maddi refah hedefleriyle insanlığa seslenen modernite, “cenneti yeryüzüne indirme” vaadiyle ortaya çıkmıştı.

E, böyle olduğu için, cennet vaadinin eski istinatgâhı dini de kıyıya itmişti.

Fakat olmadı. Maddi olanaklar ve barış-huzur-refah anlamında cenneti yeryüzüne indirmek bir yana, insanlığın önüne yeni moral, manevi, psiko-kültürel pek çok ciddi sorun da açıldı modern hayatın içinde: Yalnızlık, kimsesizlik, yabancılaşmışlık, kaybolmuşluk, umursanmazlık, sevgi-güven-ilgi yoksunluğu, yokluğu gibi...

Amerika’dan Japonya’ya kadar modern dünyanın merkez üslerinde YDH’leri yapılandıranlar, insanlığın işte böylesi bir manevi, mistik, “metafizik” boşluk ve arayış içerisinde olduğunu sezdiler.

birlikte bu insanlığın “eski insanlık” olmadığını, istense de istenmese de sonuç itibarıyla modern bir “matriks”in; endüstriyel, seküler, şehirli, kozmopolit ve küresel bir “dölyatağı”nın ürünü olduğunu da bilerek hareket ettiler.

O yüzden Google şöyle bir tarandığında mebzul miktarda veya Wikipedia’ya girildiğinde upuzun bir liste halinde karşımıza çıkan sayısız YDH seçeneği, modern-öncesi zamanın bilindik, kurumsallaşmış, geleneksel dinlerinin çok uzağındadır ve onlara doğru bir “dinselliğe dönüş” olmaktan ziyade, modern durumla, yeni çağ hali ile uyarlı bir “dinselliğe varış” yolunda atılmış adımlardır.

Yine o yüzden YDH’lerin içinde ele alınabilecek olan; ruhsal egzersiz ve terapilere yönelik, alternatif tıp ve bilim anlayışlarına dayalı, güçlü astrolojik iddialara sahip “New Age” (“Yeni Çağ”) hareketi, “eski”ye olmaktan çok “yeni”ye çağrışımlı şekilde karşımıza çıkıyor. Tabii ki söz konusu olan, endüstriyel-kapitalist modern çağın eleştirisini içinde barındıran ve “Aquarius Çağı”na girdiğimizi iddia eden bir “New Age”tir; ama bu, modern dünyaya da gayet güzel intibak etmiş bir “New Age”tir.

1950’lerden itibaren kendisini gösteren, 1980’lerden sonra alabildiğine çeşitlendikleri söylenebilecek YDH’lerin çok geniş bir yelpazede; spiritüalist, mistik, egzotik, eksantrik, fantastik, fanatik, kültik, ekstrem dilimler halinde karşımıza çıktığı görülür: Doğu mistisizminin geleneksel ekollerinden çıkış bulan Yoga, Hare Krishna, Zen Budizm gibi dünyevi olana mesafeli hareketler... Ron Hubbard’ın modernite ile daha rezonanslı ve daha dünyevi mahiyetli Scientology hareketi... Hrıstiyanlıkla bağlantılı ama dinler-arası diyalog ekseninde yol alan “Moonies” ya da “Birlik Kilisesi” ile yine Hristiyanlık çıkışlı Yehova Şahitleri... David Koresh, Jim Jones gibi liderler eşliğinde ölmeyi-öldürmeyi “selâmet yolu” sayan “Halkın Tapınağı”, “Cennetin Kapısı” gibi intihar kültleri... Dün işlediğimiz neopaganist “Wicca” hareketi, yanı sıra neo-Şamanizm tarzı büyüsel işlemlerle sarmalanmış hareketler... Ve nihayet “Yıldız Savaşları” gibi bir fantastik bilim-kurgu yapıtından çıkış bulmuş “Jedi” dini!..

[Haber görseli]

Tom Cruise Madrid Scientology Kilisesi açılışında konuşurken (2004).

Bunlar, sayısız örnekten sadece birkaçı... Ve en önemlisi süreç, küresel-dijital “yeni milenyum” içerisinde daha da dinamik şekilde başka sentezlenmelerle devam etmekte. Sözgelimi milyonlarca Japon, ülkedeki iki büyük din olan Budizm ve Şintoizm’in Konfüçyanizm, Şamanizm, Animizm, atalar tapımı, Protestanlık ve Katoliklikle karışımlarını deneyimliyor. Yahudiler Hinduizm’le flört ediyor; Katolikler Taoizm’i inceliyor; hahamlar aynı zamanda sûfî şeyh olarak karşımıza çıkıyor; Hristiyan kilise yöneticisi Zen ustası oluyor; ve Yahudilikle Budizm’in karışımından “JewBu” (“Jewish+Buddhist”) denilen bir “trend” çıkıyor (akt. G. Ferraro, “Cultural Anthropology”, 2008. S. 356).

Nurettin Topçu merhumun müthiş sözüdür: “Her yeni medeniyet, metafizikle açılır”.

Modern Batı medeniyeti pozitivizmle açıldı ve onu “metafizikleştirme”ye çalıştı. Bundan vazgeçildiği nokta, “modernite”nin kendi içinden ona eleştirel bir tepki olarak ortaya çıkan postmodernizmdir.

Bu çerçeveden hareketle YDH’leri de kısmen modern uygarlığın gecikmiş bir metafiziğe açılma girişimi saymak, en azından tartışmaya değer bir nokta olabilir.

Bu modern uygarlığa karşı İslâm dünyasında esas olarak iki farklı yaklaşım, tarihsel akış içerisinde karşımızda olmuştur. Bilimiyle, teknolojisiyle, ekonomisiyle üzerinde hâkimiyet kuran Batı’nın bir yeni hayat, dünya ve insan projesi demek olan modernlik§ iddiası karşısında İslâm, başlangıçta hayli savunmacı (apologetic) bir “İslâmimodernist” tutum takınır. Sonrasında ise özellikle postmodern çığırdan da ilhamla alabildiğine “anti- modernist” bir tavra savrulur.

Comment disclaimer