"Anadilim Kürtçe, ne yapayım?"

Mevsimlik gezici işçilerin üçte ikisi Kürt. Karadeniz ve Kürtler zaten ateşle barut muamelesi görürken çatışmasızlığın bitişi fındık hasadına denk geldi. Kürtler tedirgin...
Yayınlanma tarihi: 19 Ağustos 2015 Çarşamba, 06:13

[Haber görseli]

Çalıştıkları fındık bahçesi bitip ertesi gün yenisine geçeceklerinden o gün bir saat erken döndü kampa Nevzat, şükrediyordu. Ordu, Fatsa’daki Saraytepe toplanma alanındaki işçilerin çoğu gibi o da Adıyamanlı. Tamamı Kürt, Kürt-Roman bu kampta kalanların. “Her şey kaleme bakar” diyor, “Ben şimdi adımı doğru yazamam ama çobanlığı iyi yaparım, tarlada çalışırım. Neden bana bu kalmış? Kürtler hep geride bırakılmış bu ülkede. Kürt fakirle, Türk fakir arasında da fark var.”

Mevsimlik işçilerin Fatsa'daki kamptaki yaşamları (Foto Galeri)

50 yaşındaki Sait Gözek “Anadilim Kürtçedir, yalan yok, ne yapayım? Ama biz de bu ülkenin vatandaşıyız, biz de askere gidiyoruz. Devlet bize neden bakmıyor” diye soruyor. Hayata Destek Derneği’nin 2014 tarihli Mevsimlik Gezici Tarım İşçiliği araştırma raporuna göre, mevsimlik işçilerin üçte ikisinin anadili Kürtçe. Bu ağır çalışma ve yaşam koşullarına mahkûm edilenlerin etnik yapısı, yoksulluğu ve yoksulluğun kimlikleşmesini anlamayı gerektiriyor öncelikle. Neden Nevzat’a bu iş kalmış hakikaten, neden başka ihtimal yok hayatında?

Ateşle barut

Milliyetçi tabiatıyla da bilinen bir coğrafya olarak Karadeniz ve Kürtler yan yana geldiğinde ateşle barut muamelesi görüyor. Milliyetçi kesim, ülkenin her tarafında Kürtlere karşı “hassasiyetlerini”, onları nerede bulacaklarını bildiği yerlerde, şantiyelerde, tarlalarda gösteriyor. Karadeniz’de de yakın ve uzak geçmiş bu yakıştırmanın sağlamasını yapacak, “gerginlik” diye anılan saldırı, linç hikâyeleriyle dolu. Şehre alınmayışları, kamptan çıkmalarına asla izin verilmeyişi vaki. Bir-iki hafta önce Sakarya’da yine fındıkta çalışan Kürt bir işçinin tamirciye bıraktığı telefondaki fotoğraflar böyle bir “gerginliğe” vesile olmuştu. Espiye’den benzer bir haber geldi.

Çatışmasızlık sürecinin sona erişi, fındık hasadına denk düştüğünden, bu mevzu açıldığında Kürt işçiler daha dikkatli konuşuyor. Kimse Kürtçe ismini söylemiyor örneğin. Kimliksiz asla kamp dışına çıkmıyorlar. Bazı boncuk bileklikler ya da Adıyaman tütünü tabakalarındaki kakmalar cezaevi işi. Soruyorum, geçiştiriyorlar. Akrabaları mı, dostları mı? Bir tabakada Kürtçe “Yeter anne” yazıyor; “Bese le daye”. “Hepimiz Havva’dan, Âdem’den gelmedik mi? İnsan çeşit çeşit. Kimi Kürt görünce 10 metre öteye koşar, kimi gelir sofrasına oturur” diyor Sait Gözek.

[Haber görseli]Ay-yıldızlı dövme

60’larındaki Kürt Lütfiye Hanım’ın iki elinde geleneksel dövmeler var, soldaki ayyıldız... “Kürtler kızıyor bana ama istedim yaptım” diyor gülerek. Kırışmış teninde o yeşilimsi ay-yıldız, vücudunun en görünen yerine bu dövmeyi yapma ihtiyacı, anlaşılmaya muhtaç, öylece duruyor.

Giresun’da Kürt işçilere yönelik saldırıları sorduğum Karadenizli genç bir erkek şöyle demişti: “Şehitler var ya abla, ondandır.” Bu kadar normaldi. Tarlada 11 saat fındık toplayanların Kürt olması bu bağı kurmaya yeterliydi. Her bir üstgeçide, hatta aile sağlığı merkezlerine “şehit” isimleri verilen bu kentlerde, diri tutulmak istenen bir bağ bu zaten. Tek tük Kürt gelinleri sayıp Cumhurbaşkanlığı seçiminde geri kalan Demirtaş oylarını kim verdi diye sorulan köyler mevzubahis.

‘PKK soydu’ yalanı

Giresun’da bir fındık bahçesi sahibi, 1980’lerde oralara ilk gelen Kürt dayıbaşını hatırlıyor, Mardinli Fahrettin. “Kürtler için atıp tutarlar ama hasat zamanı Kürt işçiler için yarışırlar. Zaten kapitalizm de budur” dedi. İflas edip “Beni PKK soydu” diye borçlarını ödemeyenlerden, oradaki esnaf iş yapmasın diye “Yaylada terörist var” söylentisi çıkaran merkez esnafından söz ediyorlar. Kimi linç ve saldırı hikâyeleri için “istihbaratın oyunu”, “özellikle yaratılmış provokasyon” tanımlamalarını kullananlar var. Gerilim için zemin tetikte, daha iki gün önce Altınordu’da bir ‘gerginlik’ yaşandı. Emek gücü ihtiyacı ayrımcılığı unutturabilen, hatta iyi niyetli yorumla törpüleyebilen karşılıklı bir muhtaçlık ilişkisi kurmuş. Fakat açık ki bu “düşmanlığa” ihtiyacı olanlar da mevcut.

Göç, topraksızlık, yoksulluk gibi var eden nedenlerle, pratikteki gerilimler ve bunların kullanılış biçimleriyle mevsimlik gezici işçiliği şöyle bir silkelediğinizde, Kürt meselesi denilenin özü de düşüyor zaten ağaçtan.

[Haber görseli]

İsimler değişiyor sadece

Gürcistan’dan gelenler, çoğunlukla Kürt işçi çalıştırmamak için tercih ediliyorlar.

Son yıllarda fındık hasadında sayıları gittikçe artan Gürcistanlı işçileri tercih sebeplerinden biri gayet aleni zikrediliyor: Kürt işçi çalıştırmamak. Görüştüğümüz bahçe sahipleri arasında Gürcülerin daha temiz, düzenli olduğunu söyleyen var. Kürt işçilerse Gürcülerin usul bilmedikleri, düzgün çalışmadıkları görüşünde. “Sırf Kürtlere para vermemek için razı geliyorlar” diye yakınıyorlar.

İşin tuhaf yanı, çalışma izinleri olmayan, vizesiz geçişle 20-30 gün bu tarafa gelen Gürcüleri çalıştırmak yasal değil. Fakat bu üzerine konuşulmayan bir konu olduğu gibi, örneğin yerel basında bir kaymakamın “Gürcistan uyruklu işçiler” diye normal bir şekilde söz ettiğini görebiliyorsunuz.

Gürcü işçilerin sırtında da başka yoksulluk hikâyeleri var. İsimler Natiya’ya, İlia’ya, Daro’ya, Rezo’ya dönüyor sadece. Gürcistan’da kamuda maaşların düşük olması, ekonomik kriz, burada bir ayda kazanacakları parayı elzem kılıyor onlar için. Giresun’da görüştüğümüz işçilerin çoğu fındık dışında işler de yapıyorlardı. Kadınlarda bakıcılık en yaygını, manikürcü olan, masaj yapan var. Erkeklerin kimi polismiş eskiden, kimi oto yıkayıcı. Tarım işçiliği dışında inşaatlar da bir iş sahası. Yasal kalış süresi dolan çıkıp sonra tekrar geliyor. Fındıkta çoğunlukla bahçe sahibinin gösterdiği yerde kalıyorlar. Kimi ortak evlerden de söz ediliyor.

Suriyeli sayısı az

Savaştan kaçan Suriyelilerin mağduriyetleri sanayide, tarımda, birçok sektörde ucuz emek olarak kullanılmalarına neden oldu. Kürt işçiler yoksulluklarından yakınırken devletin Suriyelilere yardımlarından şikâyet edebiliyorlar, kimi Karadenizliler için de Suriyeliler dilenciler sadece. İsimleri anılıyorsa da fındıkta çalışan Suriyeli sayısının çok az olduğu söyleniyor. Etnik ayrım yevmiyelere de yansıyabiliyor.

1. Bölüm: 'Fakirlik sinir hastası yapar mı? Beni yaptı'

YARIN: Fındıkta dayıbaşı sistemi, “akraba gibi” olunan istisnai örnekler...

A+ A-