Kapat
A+ A-

MİT araçları cihatçılara çalışıyor

Türkiye’nin Suriye’deki cihatçılara silah yardımı yaptığı iddialarının zirveye çıktığı günlerde patlak veren MİT TIR’ları skandalı sadece iç kamuoyunda değil uluslararası alanda da yankı uyandırdı.
Yayınlanma tarihi: 16 Ekim 2015 Cuma, 05:46

[Haber görseli]

MİT TIR’ları skandalı, hükümet ile cemaat arasında 17-25 Aralık’tan sonra patlak veren büyük kavganın en önemli hamlelerinden biriydi. Hükümet, ilk andan itibaren MİT TIR’larının durdurulması ile cemaatin hükümete karşı darbe planladığını savunageldi. Ancak iki eski ortağın kavgasının bir ürünü olsa dahi, ortaya saçılan bilgiler, (tıpkı 17-25 Aralık yolsuzluk skandallarında olduğu gibi) hükümetin “cemaat darbesi” savunmasını ikincil planda bırakacak ciddiyetteydi

Türkiye’nin Suriye’deki IŞİD ve El Kaide gibi cihatçı gruplara silah ve mühimmat desteği verdiği iddialarının odak noktasındaki MİT TIR’ları skandallarının ilki 1 Ocak 2014’te Hatay Kırıkhan’da yaşandı. MİT’e ait olduğu ortaya çıkan ancak arama yapılması hükümet girişimiyle engellendiği için içlerinde ne olduğu belirlenemeyen TIR’lar, dönemin Hatay Valisi Celalettin Lekesiz’in yazılı talimatıyla yollarına devam etti.

Cihatçı taşınıyordu

Bu olayın ardından 10 Ocak 2014’de Adana Narkotik Şube polisleri, uyuşturucu ihbarı park halindeki duran iki otobüse operasyon yaptı. Aramalarda uyuşturucu yerine kutular içinde Doçka ve Bixi makineli tüfeklere ait 40 kutu mermi ele geçirildi. Gözaltına alınan şoförler Şahin Güvenmez ve Esat Lütfi Er ifadelerinde otobüslerin MİT tarafından kiralandığını, silah ve mühimmatıyla birlikte cihatçıların taşınmasında görev aldıklarını anlattı. Şoförler cihatçıları Suriye sınırındaki Bükülmez köyünün karşısında dinci grupların barındığı Atme kampından aldıklarını söyledi. Şoförler, MİT’in organizasyonu ve refakatiyle silah ve mühimmatıyla birlikte Türkiye topraklarından geçirilen cihatçıların Akçakale’ye götürüldükten sonra Tel Abyad’a geçiş yaptıklarını söyledi.

19 Ocak 2014’te, Adana’da jandarma tarafından durdurulan MİT’e ait TIR’lardan ise silah ve mühimmat çıktı. TIR’ların şoförleri ile refakat eden MİT mensuplarının gözaltına alındığı olayda dönemin Adana Valisi Hüseyin Avni Coş ‘hükümet adına devreye girdiğini’ belirterek TIR’ların MİT adına birimler arası sevkıyat yaptığına dair imzalı bir yazıyı soruşturma savcısı Aziz Takçı’ya verdi.

“Erdoğan biliyordu”

Daha sonra bu soruşturma nedeniyle açığa alınarak tutuklanan savcı Takçı yaşadıklarını anlatırken iki TIR’da 4 ayrı demir sandık içerisinde çok miktarda top, uçaksavar gibi savaş silahlarına ait mühimmat olduğunu gördüğünü söyledi. Jandarmaya bunlardan numune almaları talimatını verdiğini anlatan Takçı “Bu esnada Adana Valisi Hüseyin Avni Coş ve İl Emniyet Müdürü Cengiz Zeybekçi’nin yaklaşık 300-400 kişilik çevik kuvvet ve özel harekât polis ekipleri ile birlikte olay yerine geldi. Vali tarafından bana, bu araçların MİT’e ait olduğunu, yüklerin MİT tarafından taşındığını, bu konuda İçişleri Bakanı ve Başbakan’ın (Recep Tayyip Erdoğan) bilgisi olduğunu, Başbakan’ın kendisine, ‘bu araçlar MİT’e ait, biz görevlendirdik. Bu konuda yasa çıkaracağız. Hiçbir işlem yapılmadan araçlar bırakılsın dediğini’ söyledi.”

[Haber görseli]

MİT'ten cihatçı sevkıyatı

Türkmen yalanı çöktü

Skandalın duyulmasının ardından dönemin Başbakanı Erdoğan, “Bayır Bucak Türkmenlerine MİT eliyle yardım ulaştırıyoruz... Dünyaya Türkiye teröre destek oluyor diye yaygara yaptılar” açıklaması yaptı. Buna karşın AKP’li Yasin Aktay TIR’lardaki silahların Özgür Suriye Ordusu’na götürüldüğünü söylüyordu. Erdoğan ve Davutoğlu’nun “Türkmenlere insani yardım” iddiası önce Türkmen yetkililerinin böyle bir yardım almadıklarını açıklamaları ve ardından da TIR’larda yapılan arama sırasında çekilen görüntülerin Cumhuriyet’te yayımlanması üzerine çöktü. Başbakan Davutoğlu bunun üzerine “Çekinmeden söylüyorum. O yardımlar Bayırbucak Türkmenleri’ne gidiyordu. Orada Türkmen kardeşlerimiz katledilecek biz izleyeceğiz. Türkmen kardeşlerimizin katledilmesini ilaçlarla, yardım malzemeleri ile engelleyemezsiniz değil mi?” dedi.

Soruşturanlar hapiste

Genelkurmay Askeri Savcılığı, TIR’ların durdurulması ile ilgili olarak askeri personel hakkında açılan soruşturmada “Kamu kurumlarından istenen bilgi ve belgeler gönderilmediği için” takipsizlik kararı verdi. Ancak MİT TIR’ları ile ilgili açılan soruşturma kapatıldı ve TIR’lardaki aramada görev alan jandarmalar, savcılar ve arama kararı veren hâkimler ‘darbeye teşebbüs’ ve ‘casusluk’ iddiasıyla tutuklandı. Soruşturmada ve davada gizlilik kararları alındı ancak ortaya çıkan bilgiler ve belgeler MİT TIR’larında silah taşındığını ispatladı.

“2 bin TIR malzeme”

MİT’in Suriye’deki faaliyetleri ile ilgili en önemli ipucu 30 Mart 2014 yerel seçimlerinden önce YouTube’a yüklenen bir ses kaydı oldu. Ses kaydında dönemin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, MİT Müsteşarı Hakan Fidan, Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Ferdidun Sinirlioğlu ve Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Yaşar Güler’in “ortam dinlemesi” yoluyla elde edilen Suriye’ye ilişkin konuşmaları yer alıyordu.

Ses kaydında Hakan Fidan “2 bine yakın TIR malzeme gönderdik” ve “Gerekirse Suriye’ye dört adam gönderirim. Türkiye’ye 8 füze attırır savaş gerekçesi üretirim, Süleyman Şah Türbesine’de saldırtırız” diyordu.

IŞİD’deki MİT’çiler

Geçen yıl Ağustos ayında Irak Türkmen Cephesi milislerinden Nihat Yalnız, Irak’ta yakaladıkları 3 IŞİD’li teröristin MİT personeli çıktığını ileri sürdü. Ahmet Davutoğlu ve Abdullah Gül’e mesajlar yazan ve Türkmen milisi olduğunu söyleyen Nihat Yalnız tutuklanan MİT elemanlarının isimlerinin M.Y, İ.Ç ve K.Ş olduğunu ileri sürerken bu kişilere ait olduğunu öne sürdüğü fotoğrafları da paylaştı.

Musul ve Kobani’de IŞİD militanı sanılarak 12 Türk istihbaratçı ve Özel Harekât görevlisinin öldürüldüğü iddia edildi. Fırat Haber Ajansı’nın verdiği haberde, farklı zamanlarda Irak ve Musul’da IŞİD üyesi zannedilerek öldürüldükleri öne sürülen bazı kişilerin isimleri yer aldı. CHP Hatay milletvekili Mevlüt Dudu’nun bu iddialara ilişkin dönemin İçişleri Bakanı Efkan Ala’ya yönelttiği soru önergesi ise aradan geçen 1.5 yıla rağmen henüz yanıtlanmadı.

Mısır’da Egypt Daily News isimli internet sitesi, Mısır ordusunun Sina’da IŞİD’lilerden ve IŞİD’e yardım eden yabancı ajanlardan oluşan bir hücreyi yakaladığı haberini verirken yakalananlar arasında 4 MİT mensubu olduklarını iddia etti.

Heysem Topalca

Geçen günlerde IŞİD üyelerinin bir asker, bir polis ve bir vatandaşı öldürmeleri ile ilgili yargılandıkları Niğde davasında mahkeme, MİT ve Jandarma İstihbarata hakkında yakalama kararı çıkarılan Heysem Topalca’yı sordu.

Davanın kritik sanığı haline gelen Topalca’nın ismi dosyada saldırganların kullandığı telefonun sahibi gözüken sanıklardan Mehmet Aşkar’ın ifadesinde geçmişti. Aşkar, kendi adına aldığı telefonu Topalca’ya verdiğini söylemişti. Topalca, üç saldırganı Yayladağ’dan içeri sokan isimdi.

Bölgede adeta bir efsane haline gelen Topalca’nın MİT’e çalıştığına ilişkin yaygın bir inanış var. Topalca’nın karıştığı olaylar da bu iddiayı doğrular nitelikte. Topalca’nın çoğunluğu Türkiyeli 300 kişilik bir grupla Suriye’de rejime karşı ilk saldırıları başlatan isimler arasında yer aldığı belirtiliyor. Topalca’nın adı, Niğde davası dışında 52 kişinin hayatını kaybettiği Reyhanlı patlaması davasında da gündeme geldi. Reyhanlı davasını iddianamesine, katliamın Suriye İstihbaratı tarafından Hatay’ta oturan sanıklara yaptırıldığı iddia ediliyor. Ancak davanın ilk duruşmasında sanıklardan Nasır Eskiocak, Suriye’den uyuşturucu getirirken Hacı diye tanıdıkları Heysem Topalca’nın kendilerine MİT tarafından korunacaklarını söylediğini anlattı. Eskiocak, Suriye’de kendisini yakalayarak Türkiye’ye teslim eden ÖSO üyelerinin “Hacı ile uyuşturucu işi değil bomba işi yapmak için anlaştın, MİT görevlilerini gördüğünü söylemeyeceksin. MİT’ten kimsenin bilgisini vermeyeceksin” diye uyardıklarını anlattı. Topalca, gazeteci Bünyamin Aygün ile birlikte IŞİD tarafından kaçırıldıktan sonra da serbest bırakıldı. Bir başka ilginç olay ise Suriyeli güvenlik güçleri tarafından yakalandıktan sonra yine serbest kalması oldu. Topalca’nın ayrıca Adana ve Gaziantep’de 28 Mayıs 2013 günü polis sarin gazı yapımında kullanılan maddelerle yakalanan 5 kişi arasında olduğu ve 7 Kasım 2013’de Adana’da bir TIR’da ele geçirilen 953 adet havan topu başlığı ve 10 füze rampası olayında da yakalandığı, ancak her iki olayda da serbest bırakıldığı iddia edildi.

‘IŞİD’den ucuz petrol alınıyor’ iddiaları

Türkiye’nın genelde cihatçılarla ve özelde IŞİD’le ilişkileri salt askeri ve istihbari alanla sınırlı değildi. Bu ilişkinin ticari boyutuna dair de çokça iddia dile getirildi. Musul’un IŞİD tarafından ele geçirilmesinden sonra Türkiye’den “silah ve para karşılığı ucuz petrol temin edildiği” iddiaları bunların en önemlisiydi. CHP’nin de dile getirdiği bu iddialara göre, Hatay, Antep, Şanlıurfa ve Kilis sınırından gizli boru hatlarıyla mazot sokan IŞİD, el koyduğu petrolü Türkiye’de satıp 800 milyon dolar kazanıyordu. Buna karşılık Başbakanlık, MİT, Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) gibi kuruluşların araştırmalarında ise “IŞİD’in Türkiye’de parası olmadığı ve petrol satmadığı” ileri sürülüyordu. Raporlarda IŞİD’in kullandığı silahların parasının nakdi değil “ayni” olarak ödendiği ifade edilirken bu ticaretin “silah tüccarları” tarafından gerçekleştirildiği belirtiliyordu. New York Times gazetesi ise IŞİD’in karaborsa petrol gelirinden yararlanan çok sayıda Türkiyeli’nin arasında hükümet yetkililerinin de olabileceğini öne sürüyordu. Resmi yetkililere ve bazı uzmanlara dayandırılan haberde, IŞİD’in ucuz petrol ticaretinde Türkiye’nin güneyini önemli bir pazar haline getirdiği, bu karaborsa ticaretten ‘bazı hükümet yetkilileri’nin de rant sağlıyor olabileceği iddia edildi. Haberde IŞİD’in Irak’ta kontrol ettiği topraklarda günde 25 ile 40 bin varil petrol üretildiği ve bunun karaborsada 1 milyon 200 bin dolar yaptığına dikkat çekildi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın bu iddialara yanıtı ise ‘Türkiye bir hukuk devleti, tüm alışverişini ona göre yapar’ şeklindeydi.

 Yazı dizisinin 1. Bölümü: Bombalar iki yılda böyle hazırlandı

Her gün bir Cumhuriyet gazetesi alın, aldırın…
Comment disclaimer