Sığınmacıların Teresa Ana’sı

Lence Zdravkin’in sığınmacılara adanan öyküsü, soğuk bir gün rayların üzerinde kimi ayakları yol kat etmektan kanayan, kimi bitap düşmüş insanların sıra sıra yürümesine tanıklığıyla başlıyor.
Yayınlanma tarihi: 16 Ekim 2015 Cuma, 11:58

Her şey küçük bir pencereden gördükleriyle başladı... Yüzlerce, binlerce sığınmacının hayatına bir anlamda kurtarışçıları olarak dokunuşu tren yolunun hemen önündeki evinin penceresinden yaklaşık bir buçuk yıl önce bir akşamüstü tanıklığıyla adım adım hayata geçti... Bu güzel, kalbi çok güzel kadının adı Lence Zdravkin...

Makedonya’nın ortasında yer alan Vardar’ın aktığı, sevimli Veles kentinin (Köprülü) tanınan, bilinen sakinlerinden.... 48 yaşındaki Lence’nin eşi yerel bir TV kanalının sahibi, kendisi ise alternatif tıpla ilgileniyor... İki çocukları var, biri evli.

Sığınmacıların Teresa Ana’sı olarak anılan Lence ile buluşuyoruz, rayların hemen kıyısındaki evinde. Sıra sıra dizilmiş, bizdeki mütevazı kasaba sokaklarını andıran yerde, dar alanda inşa edilmiş 4 katlı bir ev onlarınki. Evin ilk katı sığınmacılara gönderilecek, kimi kendisinin satın aldığı, kimi bağışçıların gönderdiği kutu kutu malzemelerle tıka basa olan bir depo... Bebek bezleri, kışlık botlar, yağmurluklar, battaniye, montlar, hazır gıdalar, hatta uyku tulumları göze çarpıyor... Kışlıklarla dolu kutular evin merdivenlerine taşmış...

Güler yüzüyle karşılıyor bizi... Soğuk bir gün rayların üzerinde kimi ayakları yol katetmekten kanayan, kimi bitap düşmüş insanların sıra sıra yürüdüğünü görmesiyle başladığını anlatıyor bu yola baş koyma öyküsünü. Önce bu insanların kim olduğunu anlayamadığını ardından haberleri duydukça durumun farkına vardığını... Sonra penceresinden rayların üzerinde yürüyenlere “İsterseniz gelin sıcak bir şeyler ikram edeyim” diye sesleniyor. Sonrası onun ağzından:

“Hükümetin sığınmacılara transit geçiş hakkı, tren seferleri, kamp oluşturma çabalarının başlamadığı günler öncesindeydi... Çoluk çocuktular, kimi yayan, kimi yolun kıyısında bisikletli... Çok yorgun, kimi hasta, yaralı... Önce sıcak bir şeyler ikram etmeye, çorba yapmaya başladım. Giderek evimin önünde uzun sıralar oluştu.. Ek kıyafetlere, ilaca, tedaviye ihtiyaçları vardı... Sığınmacı sayısı her geçen gün artıyordu.. Toptancılara gitmeye başladım, indirimli ürünleri takibe...”

Eşinden destek

İlk başta pek destek bulamasa da vazgeçmiyor, eşi onun bu mücadelesinde en büyük yol arkadaşı. Karısının umutsuzca sığınmacılara ekmeği kendi elleriyle evdeki küçük fırında yapma çabalarını görünce gidip bir ekmek makinesi satın alıyor. Lence, evde bir kattaki odalardan birine yataklar koyuyor, arada kalanlara nefes olsun, hafif yaralılara kendisi de dahil yardımcı olabilmek adına... Yılmadan aylarca süren uğraşıları sonucu Lence’ye ilk başta eş dosttan gelen destek ardından bölge sakinlerine yayılıyor, sonra da yardım kuruluşlarına. Mahallelinin de desteğinin büyük olduğunu söylerken “Neredeyse 5 dakikada bir evin zili çalıyor, biri yardım paketi bırakmak için geliyor” diyor. Peki, ya bölgesel, hükümet desteği diyorum; kimseyi suçlamak istemeden hafifçe gülümseyerek “moralman” demekle yetiniyor.

‘Fiyatları artırdılar’

Her gün gelen yardımları sabahın erken saatlerinde düzenli bir şekilde ayırıyor, ardından araca yükletiyor, çoğu gün gittiği adres Gevgeli’deki kamp. Yaptıkları yardım çalışmalarını anlatıyor, gözleri pırıl pırıl... “Bu umut yolculuklarında yitip gitmelerine göz yumamayız” diyor... Hepimizin başına aynı şey gelebilir... En büyük kızgınlığı sığınmacıların artmasıyla bölgede bazı temel ihtiyaçların fiyatlarının yükselmesi. Bu nasıl bir insanlık, böyle bir trajediden kâr sağlamak kabul edilemez diyor, elinde sığınmacılar için önemli ihtiyaçlardan olan ince bir yağmurluğu gösterip fiyatının son haftalarda 3 kat arttığını ekleyerek.

‘Bir gün alacaklar’

O sırada depodan bize içi eşya dolu bir çanta gösteriyor... Bunun bir süre önce Yunanistan üzerinden aileleriyle “umuda yolculuğa” çıkan iki kız kardeşe ait olduğunu anlatıyor. “Bisikletle bazı alanları geçmeye çalışırken yolda kaza geçirip yaralanmışlar, geldiler, yardım ettik, tıbbi destek sağlandı. Şimdi durumları iyi, Almanya’dalar. Ben de unutulan çantalarının içinde eşyaları vardı. Atmıyorum, bekliyorum, biliyorum bir gün kendileri alacak. Hatta iletişime bile geçtik birbirimizle. Onlar için saklıyorum.”

İçeride bir bisiklet görüyoruz, sığınmacı bir gence aitmiş. Yola bisikletle devam edemeyeceğini anlayınca Lence’ye emanet etmiş, bu yolu başarırsam haber veririm, yoksa geri dönüp alırım, benim için tutar mısın demiş. Lence’de insanı derinden etkileyen birçok acı tatlı, gülümseten, ağlatan insan öyküsü var. Evlerinin, kalplerinin içinde bu trajediye tanıklık ediyorlar. Ama yüzlerinde huzurlu, insana insan olduğunu hatırlatan bir aydınlık var.

Eşinin yeni botu da...

Eşine sevgiyle bakarken anlatıyor Lence, “İlk günler evde bana sorardı çorabım, şu yeni aldığım botlarım nerede falan diye... Ben kem, küm bulurum şimdi, bak çok koşturuyorum falan diye laf değiştirmeye çalışırdım. Çünkü onları ihtiyacı olanlara vermişim...

5 Avro'luk bilet olmuş 25...

Gevgeli’den kalkan tren kuzeye sığınmacılar için gidiyor ama daha bir buçuk ay öncesine kadar 5 Avro olan bilet fiyatının, 7 ardından ise 25 Avro’ya fırlaması eleştirilerin merkezinde. Kamu işletmesinin sığınmacılara bir anda 5 kata fırlayan bilet kesmesine hükümetin göz yumması kadar, bu paraların nereye gittiği de tartışmalı. Hatta kimi iddiaya göre bir dönem 5 Avro ve küsüratlı bir fiyatla satılan biletlerin, sığınmacılara bozuk geri para verilemediği icin çoğu kez adam başı sığınmacıların 10 Avro vermek ve üstünü “unutmak” zorunda bırakıldıkları iddiaları da var....

Kotevski: Makedonya ciddi bir insani krizle karşı karşıya kalabilir

Makedonya halihazırda küçük bir ülke, ekonomik açıdan ciddi sorunlar da yaşıyor. Sorunun boyutunu bir de hükümet cephesinden dinleyelim diyoruz, adresimiz İçişleri Bakanlığı, sözcülerden Ivo Kotevski. Göç sorunun bugüne ait olmadığını, yıllardan beri Makedonya’nın koridor olarak görüldüğünü söylüyor. Özellikle Yunanistan’daki ekonomik kriz, “Arap Baharı”, Suriye kriziyle akının boyutunun arttığını da. Bir de Akdeniz’deki faciaların ardından sığınmacıların rotasını bu güzergaha çevirdiğini.

Görüşmemizden edindiğim izlenim Üsküp’ün kriz konusunda AB’den gerekli desteği görememekten sıkıntılı olduğu. Sığınmacı krizinin sadece İçişleri Bakanlığı’nın bütçesine ek maliyetinin ayda yaklaşık 800 bin Avro’ya ulaştığına işaret ediyor. Polisin sığınmacılara yönelik kötü muamelede bulunduğu iddialarını soruyorum sözcüye, net konuşmaktan kaçınıyor, suçlama varsa hepsini araştırıyoruz, kuralları ihlal eden güvenlik güçlerimiz için soruşturma yürütülür diyor.

Kotevski, sığınmacı krizinin sürebileceğine yönelik kaygılar çerçevesinde ülkenin ciddi bir insani krizle karşı karşıya kalabileceğine dikkat çekiyor. Bölge halkının sığınmacılara karşı hoşgörülü olduğunu ancak sınır bölgelerinde ekili alanlarda binlerce kişinin geçişiyle buralarda yaşanabilecek hasat kayıplarının tepkilere neden olabileceğini söylüyor.

Kış ağır geçecek

Mersiha Smailovic, Legis yardım örgütü kurucularından. İkinci çocuğuna 8 aylık hamile... Gevgeli’ye gidecek yardım paketlerinin yüklendiği depo alanında buluşuyoruz. Kimi sığınmacının polisin kötü muamelesiyle karşı karşıya kaldığı iddialarını aktarıyor. Hükümete yönelik “krize karşı yetersizler” eleştirileri de var... Diğer yandan sığınmacı krizinin halihazırda etnik, dini bölünlenmelerin yaşandığı ülkede ortak bir dayanışma dili yarattığını belirtiyor. Çok sayıda gönüllümüz var derken bölgede ağır geçen kışa işaret edip daha çok yiyecek ve koruyucu kıyafete ihtiyacı vurguluyor.

BİTTİ

A+ A-