A+ A-

Pavyonda sahur vakti

“İbadet ayında ibadet yapılır” düsturu, muhafazakâr yaşamdan kaçıp âlemin müdavimi olan erkeklerde geçer akçedir. Ama âlemin emekçileri de ramazanın hakkını vermekte onlara nal toplatır.
Yayınlanma tarihi: 11 Temmuz 2015 Cumartesi, 23:34

Bilenler bilir, Ankara’nın kendine has, oldukça düzenli ve o ölçüde meşhur bir gece hayatı vardır. Erkekler için tertiplenen bu “cennet-ül âlâ”da her türden yasak meyveyi tadar ve paran oldukça da kovulmazsın. Kadınların başrolde olduğu bu “âlem”in yapımcıları, sayıları seksen ile yüz arasında seyreden, kapanış saatine göre taverna, eğlence merkezi, gazino gibi isimlerle çeşitlilik gösteren pavyonlardır.

Ankara’nın ve çevre illerin genç/ yaşlı zengin/fakir bütün “bebeleri”, bu ataerkil patikadan defalarca geçer. Geceleri yasak meyvelerin aydınlattığı bu kadim patikadan yürüyenler, gündüzleri daha farklı bir tecrübenin kapısı çalarlar; “masaj salonları”nın... Müşterilerini pavyonlarla paylaşan bu salonlar “gayri meşru milli hâsıla”da pavyonlarla birlikte önemli yer tutar.

 

Bir ‘arınma festivali’

Ortalama bir pavyonda garsonundan komisine, şefinden konsomatrisine kabaca altmış işçi emeklerini satar. Masaj salonlarında çalışan sayısı tabii ki bu kadar yüksek değildir; lakin kuaför, taksici, getir-götür işlerine bakıp ortalığı toplayan “ortacı” ve hatta çorbacılar, bu salonlar sayesinde ekmek yer. Tüm bu harcı âlem çalışanlarının aileleri de hesaba dâhil olduğunda belediye başkanlığı seçimlerinin kaderini dahi çizmeye muktedir bir kitleyle karşılaşırız.

Üstelik kendilerine göre ciddi ölçüde muhafazakâr bir kitledir bu...

Memleketimizde televizyonlardan meydanlara, camilerden AVM’lere kadar bir “arınma festivali” havasıyla yaşanan Ramazan boyunca bu âlemin işleri oldukça düşer. Ama bitmez... Pavyonlar arası konsomatris ve şef transferleri bu “mübarek” ayda hız kazanır. Bu ay süresince yarı yevmiyeyle çalışan konsomatrislerin, misafiri oldukları masalarda içtikleri içkiye (Bôl) ay sonunda zam yapılır. Masaj salonlarındaki kasa ücreti ile masözlerin aldığı bahşiş de genellikle Ramazan ayında yenilenmektedir.

 

Senetlerin dini imanı yok

Bu arınma festivalinin sonu, âlem için yeni bir yılın başlangıcıdır yani. Bir sezon biter, yeni bir sezon başlar. Önceki sezondan parsayı toplayan kodaman pavyonlar, yeni bir dekor ve kadro uğruna tüm bir ramazan boyunca kapalı kalsa da mekânların çoğu sadece ilk on gün kapalıdır. Borcu-harcı olan mekânlarsa hiç kapanmaz. Masaj salonları ise gök kubbe yarılmadıkça faaliyetlerine zaten ara vermezler. İşlerin oldukça düşük seyrettiği ramazanı fırsat bilip deniz kıyısına, memleketine tatile ya da çalışmaya giden masözlerin yerine yenilerini bulmak işten bile değildir. Çünkü günü gelmiş senetlerin dini imanı yoktur!..

Din ve imanın kimde olduğu bilinmese de, “ibadet ayında ibadet yapılır” düsturu, muhafazakâr/modern yaşamlardan sık sık kaçıp âlemin müdavimi olan erkeklerde geçer akçedir. Müşteriler, üç ayların ilk ikisini kapsayan aylara da oranla, ramazan ayında “âlem yapmak” çerçevesinde mutaassıplaşır. Âlem yapmak, âleme gitmek ve hatta âlemde çalışmak bu çevreler tarafından şaşırtıcı ölçüde ayıplanır.

Lakin âlemin emekçilerinin çoğu da ramazan boyunca bu düsturdaki müşterilerine, dinsel ritüel ve pratikleri yerine getirmede nal toplatırlar! Sahuru çalıştığı pavyonda yapan komi, garson, şef ve hatta konsomatris oranı ilgi çekici oranda yüksektir. Ya da bütün bir ramazan oruç tutamayıp bu oruçların kefaretini çalışmadığı günlerde ödemeyi bekleyen ya da yükümlü olduğu ibadeti yerine getirmek için “bin aydan hayırlı” olan Kadir Gecesini bekleyen ya da iftarından sonra işini yapmaya devam eden masöz sayısı tahmin ettiklerinizin oldukça üzerindedir.

 

Yoksulluk Ramazan dinlemez

Sonuçta “iş”, devam eder. Çünkü şefinden konsomatrisine, masözünden ortacısına herkes, kelimenin tam anlamıyla bir ekmek kavgası vermekte bu âlemde... Ve ekmek kavgası da tek başına verilmez. Kimsen yoktur ama bakmak zorunda olduğun kimsen çoktur. Sen de kimsesizlerin kimsesine sığınırsın. Sığınırsın çünkü “Bu mübarek ayda çalışılır mı” diye seni aşağılayan, bir aylığına mutaassıplaşan müşterilerin vardır. Oy verdiğin partiye yakınlığıyla bilinen pudralı televizyon imamları seni her gün gıyabında anarlar, “kötü yola sapma” diye. Ya da çevrende tarikat ehilleri vardır senden alelacele tövbe bekleyen...

Gelgelelim yasak meyvelerin aydınlattığı bu âlem, kalpsiz bir âlemdir. Bir mekân sahibinin dediği gibi “vicdanı da yok” ve herkes farkındadır aslında: Yoksulluk Ramazan dinlemez...

Comment disclaimer