Arınç’tan ‘Kadına Karşı Ayrımcılık’

31 Temmuz 2014 Perşembe

İranlaşmak” tehdidini gündeme her getirişimizde, geri püskürtme kalkanı olarak kullanılan “laik teyze” kontenjanıyla küçümsenip hep görmezden gelindik.
Kadın iffetli olacak. Mahrem-namahrem bilecek. Herkesin içersinde kahkaha atmayacak!” sözleri şimdi “İranlaşma” alameti değilse nedir?
İranlaşma” derken…
Ülkenin başına mollaların geçmesinden bahsetmiyoruz.
Sözünü ettiğimiz bir zihniyet...
Dört kol çengi bunlar tam… Taliban, Boko Haram, IŞİD, Humeyni’nin tipik molla zihniyetiyle uyuşan sözler değil mi?
Molla” derken toptan günahlarını almayalım.
Onlar bile artık “yek vücut” değil…
Kimi Humeyni’nin 1979’daki “İran devrimi” çizgisinde kaldı…
Kimi “İslam devrimini”, “21. yüzyılla” buluşturmak adına mesafe katt etti ve ciddi aşama kaydetti.
İşte İran’ın din adamı kökenli çiçeği burnunda Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin kadının statüsü ve kadın hakları üzerinde serdettiği son görüşler:
Biz cinsiyet ayrımcılığı kültürünü kabullenmiyoruz. Toplumun yarısını köşeye kıstırıp onları marjinalleştirmek mümkün müdür? Kadınlar eşit fırsat, eşit koruma ve eşit sosyal haklara sahip olmalı!

Ruhani daha ‘ilerici’
Bu “kadın erkek eşitliğine inanmadığını” açıkça beyan eden ve “eşitliğin ‘fıtrat’a karşı olduğunu” söyleyen; armudun sapı, üzümün çöpü demeden kızlara erken yaşta önlerine gelen ilk kısmetle evlenmelerini salık veren Başbakan Erdoğan’dan da…
Kadına “kahkaha ayarı” veren Başbakan Yardımcısı, hükümet sözcüsü Bülent Arınç’ın “kadın” anlayışından çok ilerde bir söylem.
Öncelikle “ayrımcılık” kavramının ayırdında…
21. yüzyılın “cinsiyet ayrımcılığı mücadelesini” göğüslüyor ve “eşitlik” temeli, “ayrımcılık kültürü” üzerinden cinsiyet ayrımcılığına, köklü bir itiraz getirerek damardan karşı çıkıyor!
İran’da tüm “molla”lar Ruhani ile aynı fikirde mi?
Tabii ki hayır.
Dini lider Hamaney örneğin bu önermeleri “Batı icadı küfür” şeklinde görüyor.
Kadın erkek eşitliği fikirlerinin, çürümüş Batı uygarlığının ürünü” olduğunu düşünüyor ve “İran İslam devrimi kurucusu” Humeyni gibi tıpkı; kadının yerinin “işyeri” değil, “ev” olduğunu ileri sürüyor.
Devrimden 35 yıl sonra İran mollalarını “ilericiler” ve “gerici muhafazakârlar” arasında karpuz gibi bölen en belirleyici konu bu: Kadının yeri…

Laik Türkiye’nin ‘gerici molla’ları
İlginç olan şu ki “laik Türkiye”nin başında “ılımlı İslam”ın temsilcisi ve “uygarlıklar buluşmasının simgesi” olarak 12 yıldır bulunan AKP’nin tepe kadrosu; “İran’ın ilerici” mollalarıyla değil de “gerici mollalarıyla” buluşuyor.
Ruhani çizgisini değil de Humeyni-Hamaney çizgisini kucaklıyor.
Diğer deyişle Türkiye’ye “ılımlı İslam” etiketiyle pazarlanan AKP felsefesi, İran’ın radikal mollalarına karşılık geliyor.
Bu saptama ardından yapmamız gereken ikinci saptama da tabii ki şu: İran toplumu bu iki seçenek arasında “gericiler” değil de “ilericiler”den yana çıkmış durumda!
İran’da cumhurbaşkanlığı seçimleri geçen yaz yapıldı.
Bugün cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturan Ruhani sandığı, her vesileyle ve her şekilde öne çıkartmaya çalıştığı, “kadın dostu eşitlik” söylemiyle kazandı.
İşbaşına gelir gelmez, devrimsel nitelikte bir adımla, Dışişleri sözcülüğüne bir kadını atadı.
Kadınların başına bela olan iffet polisinin yetkilerini daralttı ve giyim kuşamlarıyla bundan böyle uğraşmayacağını belirtti.
Üstüne üstlük farklı vesilelerle verdiği demeçlerde her seferinde üstüne basa basa “Yurttaşlar, özel yaşamlarında tamamıyla özgür olmalı!” dedi. Bu söylemlerle oy alarak işbaşına geldi.

İran sivil toplumu daha ileri
Bizimkiler aksine sürekli “özel yaşamı hedef alan” açıklamalarda bulunuyorlar ve ellerine geçecek ilk fırsatta “iffet polisi” kuracak kıvamda konuşmalar yapıyorlar. “İffet polisi” olmasa bile durumdan vazife çıkartacak yurttaşların seve seve bu görevi ifa edeceği ortamı hazırlıyorlar.
Bunu tam cumhurbaşkanlığı kampanyasının en kızıştığı dönemde ön plana sürüyorlar.
Muhafazakâr Türk halkından demek bu “radikal söylemlerle” oy almayı planlıyorlar.
Aksi halde 12 yıldır iktidarda bulunan bir partinin ön saftaki temsilcileri, onun bunun “ifettine” niye şimdi ayar vermeye yeltensin?
Ortada belli ki böyle bir hesap var.
Hesap doğru çıkarsa İran’daki sivil toplumun Türk sivil toplumundan “daha ileri” olduğu gerçeğiyle hesaplaşmamız gerekir.
Batı’da, aleni “kadın düşmanlığı” yapan politikacılar; kadınlardan asla oy talep edemez.
Ama dünya yalnız Batı’da değil Doğu’da da değişiyor…
Yanı başımızdaki “dinci İran”da dahi “kadın düşmanı” görüşler toplum nezdinde artık eskisi gibi kabul/rağbet görmüyor.
Bizde durum tersine.
Başbakan ve yardımcısı, göğüslerini gere gere her gün bu yönde başka bir skandal açıklama yapıyor. Birinci turda da cumhurbaşkanlığını almayı hesaplıyorlar…
Yenilginin bundan ağırı olmaz bizim için.