Köşe Yazısı

A+ A-

AR-GE Geriliği

16 Eylül 2008 Salı

Günümüzde ekonomik büyüme ve gelişmenin en önemli kaynağı teknolojik yeniliktir.

Teknolojik yenilikler, her geçen günün, giderek her saniyenin yeniden kanıtladığı gibi, ekonomik ilerlemenin motoru görevini, ağırlığını arttırarak yapıyor. Bu nedenle AR-GE verileri, ülkelerin ekonomik gelişmelerinin birincil göstergesi sayılıyor.

***

Geçen günlerde R-D Magazin”, “Küresel AR-GE Raporu başlığı altında dünyadaki AR-GE durumunu, sayısal verilerle ve karşılaştırmalı olarak yayımladı. Veriler, Türkiyenin AR-GE harcamaları ve çalışanları bakımlarından dünyadaki gelişmelerin çok gerisinde kaldığını kanıtlıyor.

AR-GE harcamalarının toplam ulusal gelire oranı, uluslararası karşılaştırmada en çok başvurulan göstergedir. R-D Magazinin bulgularına göre, her yıl ulusal gelirden AR-GEye ayrılan pay, 2006’da, Japonyada yüzde 3.40, ABDde yüzde 2.76, Avrupa ortalaması olarak yüzde 1.88 ve Çinde yüzde 1.61dir. Başta Çin olmak üzere hemen tüm ülkelerde AR-GEye ayrılan parasal kaynaklar hızla arttırılmaktadır.

Türkiyede toplam AR-GE harcamalarının yıllık ulusal gelir içindeki payı, 2006’da, yüzde 1in altında, yüzde 0.7 dolayındadır. Çok daha olumsuzu, bu payın, 2001den bu yana çok değişmediğidir; TÜİK verileriyle, AR-GE harcaması ulusal gelir oranı, 2001’de aynı yaklaşık düzeydeydi.

Oysa bu oranın en az yüzde bir olması önemli sayılır, çünkü yüzde bir, doğru dürüst bir AR-GE yapılanması için, bir eşik değer; bir önkoşul sayılmaktadır.

AR-GE, yalnızca para işi değildir; her şeyden önce araştırmacı insanla yapılır.

AR-GE çalışanlarının sayısı ve niteliği bakımından Türkiyenin durumu içler acısıdır... Ülkemizde her bir milyon çalışanın yalnızca yüzde 0.3ü AR-GE ile uğraşıyor. Bir milyon kişi başına AR-GE çalışanlarının Avrupa ortalaması ise yüzde bir dolayındadır. Bu sayısal azlık niteliksel yetersizlikle tamamlanıyor. Kaliteli araştırmacı azlığı ve bunların çalışmalarının kurumsal bir yapıya oturtulmamış olması nedeniyle, Türkiye araştırma projesi oluşturamıyor. Çünkü Türkiye bilim insanı yetiştirmiyor! Bugünlerde açılan üniversitelerin nitelikli öğretim üyesi açığı çok, ama çok büyüktür.

***

Hiç kuşkusuz AR-GE olgusu, yalnızca bu konuya ayrılan para ve insangücü ile ölçülemez. AR-GEnin kurumsal yapısı da başarı için çok önemlidir.

Türkiyenin AR-GE konusunda yaşadığı bu sayısal azlık, son yıllarda niteliksel yetersizliklerle tamamlanmaktadır.

Ülkemizde AR-GE çalışmalarının, en son (2006) verilere göre, yarısından fazlası üniversiteler, yüzde 35-40 dolayında kısmı girişimciler, yani firmalar, kalan yüzde 10-15 gibi bir bölümü de kamu araştırma birimleri tarafından yapılmaktadır.

Sayıların azlığı bir yana, bu sayılarla bile başarılı bir AR-GE kurumsal yapısı oluşması için, firmaların AR-GEye daha çok kaynak ayırması ve AR-GE sisteminin bütüncül bir işlerliğe sahip olması gerekir. Ülkeler, AR-GE konusunda yetkinlik kazanmak amacıyla ulusal yenilik sistemi oluşturuyor. Ulusal yenilik sistemleri, anaokulundan üniversite sonrasına uzanan tüm eğitim sistemi ile, iletişim ve finansman altyapısını; nitelikli işgücü gereksiniminin nasıl karşılanacağını; üretim ve ürün pazarlanmasını içeren tüm altyapıların eşgüdüm içinde ve etkin çalışmasının genel çerçevesi anlamına geliyor.

Türkiye, ulusal yenilik sistemi anlamında bir makro ya da bütüncül bir teknolojik yenilik politikasından yoksundur.

Başta TÜBİTAK ve üniversitelere rektör atanmasındaki son yaşananlar olmak üzere, kamuda hükümetin uyguladığı yanlış kadrolaşma, kurumların AR-GE ile uğraşmasına zarar verecek boyutlardadır.

***

Türkiye AR-GE, dolayısıyla da teknolojik yenilik bakımından yıllardır yerinde sayıyor. Ancak teknolojik yenilik alanında yerinde saymak diye bir kavram yoktur. Diğer ülkeler, her saniyeyi değerlendirerek araştırma geliştirme yaparken, ilerlerken, siz yerinizde sayamazsınız; kaçınılmaz olarak, her saniye geri düşersiniz! Türkiye her saniye geri kalıyor!!!

Tümü Yakup Kepenek - Son yazıları

Eşitsizlikler derinleşiyor 1 Nisan 2019 Pzt
Yerelde yeşermeli 25 Mart 2019 Pzt
Yıkımı durdurmak! 18 Mart 2019 Pzt