Köşe Yazısı

A+ A-

Halk öyle değil böyle aşağılanır

06 Temmuz 2018 Cuma

Bir halkı aşağılamak istiyorsanız...
Onun körü körüne yalan yanlış bilgilerle inandığı mitolojik hikâyelerin içinde yolunu kaybetmesine göz yumun.

Onun inançlarını sömürün.
Onun inançlara dair zaaflarını kendi zaferiniz için kullanın.
Onun gözü açılmasın, kafası çalışmasın diye eğitim haklarını elinden alın.
Çocuklarını çalın o halkın.
O çocukların kafalarının dışını da içini de sıkı sıkı kapatın.
Bir halkı aşağılamak mı istiyorsunuz?
O halkın bilime, felsefeye, mantığa saygısını azaltın.
Aydınlık insanlarını karalayın, halkı aydınlara düşman edin.
Bilgiden yana olanları “Sizi aşağılıyorlar” diye işaret edin;
“Sizi küçük görüyorlar” diye etiketleyin;
Cehalete övgüler düzün.
O halkın kendisini en cahil haliyle en haklı ve en iyi hissetmesini sağlayın.

***

Bu ülke en sert darbeyi Madımak yangınından Aziz Nesin’i sorumlu tutan... Halkın hassasiyetlerini gözetmediği için onu suçlayanlarla birlikte toplumsal şuur hızla kaybolmaya başladığında aldı.
Koca ülkenin sağduyusu o yangının dumanında, o canlarla birlikte boğuldu, kayboldu.
Muhafazakârların bahanelerini benimseyip o bahanelerle kendi bacaklarını kurşunlayanlar, son noktada o kurşunu kendi beyinlerine de sıktılar.
O yüzden bugün bu ülkede Berna Laçin gibi bir sanatçının attığı eleştirel bir tweet’te sadece Medine kelimesi geçiyor diye dine hakaret bahanesiyle ayaklanan güruhlar ve o güruhların gazıyla işi Laçin hakkında soruşturma açmaya kadar vardırabilecek hukukçular var.
Bu çağda, bu coğrafyada, akılsız ve fikirsiz bir devletin gerici zihniyeti saraylara yerleşmiş ve tek adam hezeyanıyla ülkeyi yönetmeyi becermişse...
Bundaki en önemli pay, kendi değerlerinden şüpheye düşmeyi “inanca saygı” diye belleyen, o bellemenin bedelini de koca bir ülkeye en ağır şekilde ödeten, karanlıkla kol kola yürümeyi marifet bilenlerdedir.
Aydınlık zihinlerin karanlık emeller karşısında saygı adına susmaları gerektiğini savunduğunuzda, önce akılcılığı kaybedersiniz, sonra aklınızı, nihayetinde de canınızı.
Kalabalıklar “Dünya düzdür ve öküzün boynuzları üzerinde durur” diyen bir iktidarı canı gönülden işbaşına getirebilirler.
Ama bu, dünyanın uzay boşluğunda, güneş sisteminin bir kıyısında, hem güneşin hem de kendi kendisinin etrafında, uydusu ay ile birlikte miyarlarca yıldır döne döne soğuyan yuvarlak bir ateş topu olduğu gerçeğini değiştirmez.
O milyarlarca yıl boyunca bu ateş topunun başına neler geldiği hakkında bilinen en eğlenceli gerçekler insanın biyolojik ve antropolojik evrimine dairdir.
Bu uzun hikâyenin bugün için en can alıcı meselesi de insanlık tarihinin dinler tarihinden çok daha eski olmasıdır.
Daha da fenası, gelmiş geçmiş tüm dini inançların birbirine bayrağı devrede devrede evrimleşmesi ve her birinin bir başlangıcı ve haliyle de sonu bulunmasıdır.
Ebedi ve ezeli zamanlardan bahseden mitolojik hikâyelerin sosyolojik, felsefi, antropolojik ya da arkeolojik bilgileri tartışmasız gerçekler olarak literatüre girdikten ve bir ilkokul çocuğu dahi bu bilimsel gerçeklere kolayca vakıf olabildikten sonra...
Eğer siz kalabalıkların tehditlerinden korkup susarsanız...
Dilinizi bilgiye değil korkuya göre, hiç inanmadığınız bir şekilde kurarsanız...
O kalabalığın karşısına geçip “Dünya iki gözüm önüme aksın ki yuvarlak arkadaşlar” diyerek akılcılıkta diretmezseniz...
Asıl o zaman halkı aşağılamış olursunuz.
Eğer cahil kalabalıklara saygısızlık etmemek için illa bir ölçü edinmek istiyorsanız;
Hassasiyetleri incindiğinde ve kendilerini aşağılanmış hissettiklerinde saldırganlaşıp dehşet saçan...
Kendisini aşağıladığına inandığı insanlara hakaret eden, onların üzerine yürüyen...
O insanların yargılanmalarını, asılmalarını, kesilmelerini isteyen gözü dönmüş güruhtan değil...
Üzülen...
Sadece üzülen...
Çok üzülen ve kendisi için değil kendisi gibi olmayanlar için endişelenen insanlardan yana olunuz.

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Berna Laçin, Aziz Nesin