Köşe Yazısı

A+ A-

Patates ve soğan alıp başını giderken...

08 Temmuz 2018 Pazar

Sizleri bilmem ama patates benim için kutsal bir sebzedir. Çünkü şu uzun insanlık tarihinde pek çok kent, düşman istilasından patates sayesinde kurtulmuştur. Örneğin; İkinci Dünya Savaşı sırasında Alman orduları tarafından kuşatılan Stalingrad halkı aylarca süren kuşatmada patates sayesinde ayakta kaldı. Ve bu kuşatma tarihin akışını değiştirdi.
Gene yenilgiden sonra kuşatılan Berlin halkını da ayakta tutan sebze patatesti. Şimdi ne oldu da bizim patatesler bitti? Sanki bir korku filminde gibiyiz. Bir ülke düşünün, tüm yiyeceğini mercimek, pirinç, et, kuru fasulye, elma, muz, zeytinyağı ve şu anda aklıma gelmeyen pek çok ürünü yurtdışından alıyor ve birden en yoksulların bile kolayca ulaştıkları patates de yok oluyor. Bir zamanlar kendine yeten yedi ülke arasında sayılan bu güzelim ülkede benim aklıma artık patates bile ekilmediği geliyor.
Şöyle düşünün, bir ülke var ve tarım toprakları bir emirle beton bloklar için imara açılıyor. Bir ülke düşünün, tarımla uğraşanların olmazsa olmazı mazot 5 liraya yükseliyor. Yerli tohumun ekimine izin verilmediği için İsrail’in bizim gibi azgelişmiş ülkelere sattığı GDO’lu ve tek seferlik tohumlar kullanılıyor. Şeker fabrikaları tek tek kapatılıyor. Haşhaş ekimi kotalı, tütün ekimi kotalı ve bu ülke usul usul ölüme ve açlığa terk ediliyor.
Şimdi diyeceksiniz ki, bizim ülkede aç yok. Öyle mi, çocuk çocuğun her Allah’ın günü makarna yediği bir ülke aç bir ülkedir. Gelişmekte olan çocuklarda beslenmeden ötürü zekânın giderek gerilediği, insanların iki boruyu birbirine bağlamak için saatlerce düşündüğü bir ülkede açlık âlâsıyla var demektir.
İnsanların yufka açıp, arasına da kesilmiş erişte koyduğu, katık yapacak bir sokum peynirin bile evlere girmediği yerde açlık var demektir.
Şimdi gelelim soğana. Bir zamanlar, beslenmenin önemini kavradığımız günlerde bilim adamları, “Türkiye’yi kurtaran, tarhana çorbası ve soğan” demişlerdi. Gerçekten de dünyanın en verimli güneşinde kurutularak yapılan tarhana çorbası, inanılmaz bir besin deposudur, yanında da soğanı kırdın mı!..
Soğan da altı lira olmuş, bizim buralarda manavlar taze ve kuru soğan almıyorlar, nedeni çok pahalı olması ve satılmaması. Ben çevremdeki rant için yapılan apartmanların işçilerine bakıyorum, ne yiyorlar diye, soğan onların da sofrasından kalkmış, enerji veren ama bedeni usul usul çürüten ‘kola’yı ekmeğe katık ediyorlar. Tabii ki Afrika’da sürünen çocuklar kadar aç değiller ama doydukları da söylenemez.
Şu kapitalizm çok deneyimli bir yönetim biçimi. Bir zamanların tarım ülkesi Türkiye’yi usul usul neredeyse yoksul bir Afrika ülkesine çevirdiler. Sen tarım yapma dediler, sağ iktidarlara rüşvetler vererek tarımı ve hayvancılığı öldürdüler. Bütün bunlar olurken bir türlü de sanayi ülkesi olamadık, izin vermediler. Bir ülke düşünün, uydu haritalarından görünen şu; Doğudan batıya her yer altın kaplı, bor ve diğer önemli madenler öylece duruyor. Bunları kendimiz çıkartıp işledikten sonra satabilirdik. İzin vermediler ve bu ülkede çok hain olduğu için önümüze uzatılan yasak anlaşmalarını güle oynaya kabul ettik.
Geldiğimiz yer korkunç, kara para olmasa hiçbir şey dönmeyecek. Bu böyle biline! Şimdi kendimize bir bakalım, AVM’lerimiz, yazlıklarımız ve de en son model arabalarımız olduğu için kendimizi dev aynasında görüyoruz, oysa patates ve soğana muhtacız.
Bu nedenden muhalefet partilerinin özgürlük, hukuk gibi çok gerekli meselelerden söz etmesi kimseyi pek ilgilendirmiyor. Bence herkes bu ara bu sözcüğü kullanıyor ya, ben de kullandım, evet bence muhalefetin özellikle tarım reformundan söz etmesi gerekir. Bunun için de yatlara 1.5 liradan verilen mazotun tarımla uğraşanlara neredeyse bedava verilmesi şart. Teşviklerle hayvancılığın yeniden baştacı edilmesi şart. Aksi takdirde yüzde 50 enflasyonu bile görebiliriz. Kooperatifler yeniden gündeme gelmeli. Topluca bize dayatılan antlaşmaları yok edip yeniden ülkenin dört bir yanını tarım topraklarına çevirmeliyiz. Bakınız Iğdır Ovası’nı İsrail aldı, dünyanın tarihinde ilk sulu tarımın yapıldığı, şimdilerde kupkuru Suruç Ovası da yakında başkalarının eline geçecek. Koca Menderes Ovası da tek bir ürüne kalmış. Ve bir öneri, bir gün Coca Cola içmeyin, bir gün arabanızı kullanmayın! Bakalım ne olacak!

Tümü Işıl Özgentürk - Son yazıları

Kıyamet neden kopmuyor? 23 Eylül 2018 Paz
Çok kişisel bir yazı 16 Eylül 2018 Paz
Bize bir şey olmaz kardaşım! 9 Eylül 2018 Paz