Köşe Yazısı

A+ A-

Umuda Yolculuk 6: Yeni CHP: Ortanın Solu

13 Temmuz 2018 Cuma

Bugün bile, İsmet İnönü’nün, Demokrasiye sahip çıkacak çağdaş toplumsal sınıflar henüz gelişmemiş ve Demokrasi kültürü yeterince içselleştirilmemişken, Atatürk’ü tamamlamak ve taçlandırmak için, Çok Partili Düzen’e geçiş kararını erken almış olmasının sıkıntılarını yaşıyoruz!
24 Haziran 2018 seçimlerinden sonra CHP liderliğinin Kemal Kılıçdaroğlu ile Muharrem İnce arasında tartışmaya açılmış olması üzerine, Atatürk’ten bugüne, CHP’nin ve onun liderlerinin Demokrasi savaşımını anlatırken, geldik 12 Mart 1971 Askeri Darbesine ve “Ortanın Solu” hareketine.

***

12 Mart 1971 Askeri Darbesi bir muhtıra biçiminde, Atatürkçülük maskesi altında yapıldı...
Oysa bu muhtıra, TSK’nin hiyerarşik yapısı içinde, 1961 Anayasası ile özgürleşerek sola kayan Türkiye’den rahatsızlık duyan ABD desteğiyle ve Genelkurmay Başkanı Tağmaç’ın sözleriyle “Ekonomik kalkınmayı aşan sosyal uyanışı” bastırmak için yapılan faşist bir müdahale idi.
1961 Anayasası’nın özgürlükçü yapısı ile Meclis’e giren Sosyalist/Komünist Türkiye İşçi Partisi TİP, ABD’yi korkutmuş, ülkedeki siyaseti de etkilemişti.
Gerek yeni dönemin özgürlükçü yapısı, gerek Türkiye İşçi Partisi TİP’in estirdiği rüzgârlar, Cumhuriyet’in ve 1961 Anayasası ile kurulan Sosyal Refah Devleti’nin mimarı olan CHP’yi de etkilemiş, Bülent Ecevit ve arkadaşları “Ortanın Solu” sloganı ile yeni bir ideolojik atılımla CHP içinde etkin olmaya başlamışlardı.
Tağmaç’ın “Sosyal uyanış ekonomik kalkınmayı aştı” sözleriyle liderlik ettiği 12 Mart 1971 muhtırası işte bu Demokratik ortam içindeki sola açılışı durdurmak için tezgâhlanmıştı.
İsmet İnönü, bu müdahaleyi kazasız belasız atlatmak için pasif kalırken, Bülent Ecevit “12 Mart bana karşı yapılmıştır” diyerek askerlere karşı bayrak açtı ve bu tutum onu İstiklal Savaşı’nın komutanı, Atatürk’ün yakın silah arkadaşı, İkinci Adamı, Çok Partili Düzen’e geçişin kahramanı İsmet İnönü’yü devirerek, CHP Genel Başkanı yaptı.
CHP, artık “Ortanın Solu” sloganı ile yeni bir parti kimliğine kavuşmuştu.
Bu arada, Demokrat Parti’nin devamı olarak kurulmuş olan Adalet Partisi’nin Genel Başkanı Süleyman Demirel, kendisini “Bizim Su İşleri Müdürümüz” diye küçümseyen Celal Bayar’a soğuk davranınca, Bayar, Ferruh Bozbeyli’yle birlikte yeni kurdukları Demokratik Parti adına tüm ülkeyi dolaşıp propaganda yaparak 45 sandalye ile Adalet Partisi’nin oylarını böldü, böylece, CHP 1973 seçimlerinden birinci parti olarak çıktı ve Başbakanlık görevi Ecevit’e verildi.

***

CHP, üçüncü kez, 1923’te Cumhuriyet’i kurup, 27 Mayıs 1960 Askeri Darbesi’ni izleyen bunalımda bu Cumhuriyeti Sosyal Refah Devleti’ne sıçrattıktan sonra, ikinci bir askeri darbe ertesinde 1973’te yine Demokratik Cumhuriyeti kurtarma ve kurma görevi yüklenmişti.
Üstelik CHP’yi “Ortanın Solu”na taşıyan Ecevit, Türkiye’de dinci politika yapan Necmettin Erbakan ile “Tarihsel bir uzlaşma” (Mümtaz Soysal’ın terimidir) gerçekleştirerek siyasette yepyeni bir dönemin kapısını açmaya çalışıyordu!
AAAHHH DEMOKRASİ AH:
SENİN UĞRUNA NE UMUTLAR NE OCAKLAR SÖNDÜRÜLDÜ!