Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-

Yalanlarla güdülenmede büyüklere masallar...

24 Temmuz 2018 Salı

Uluslararası düzen kökten değişirken, gerek medya güdülenmesinde kurulan dünyadaki en çarpık örnek model, gerek hak-hukuk adalet düzeninin katledilmesi, gerekse parti başkanı, hem de başkan, Saray’dan tek adam rejimi uygulamalarında, anayasal, yasal düzenlemeleri, Meclis yetkilerini yok sayma icraatlarıyla, Türkiye’nin, çocuklarımızın geleceğinde nerelere sürüklendiğimizi anlama, algılama güçlüğümüz katlanıyor.
Yalanlarla güdülenmede büyüklere yutturulan masalların geleceğimize dönük riskleri, yaşamakta olduğumuz birbirinden çarpıcı olumsuz gelişmelerin somut sonuçlarının baskısı altında, umutsuzlukla yanlış adımlar atmamak, tuzaklara düşmemek adına, bizden saklanan gerçekleri, yalan oyunlarını satır aralarından okumak için çırpınıp duruyoruz.. Birbirinden çarpıcı gelişmelerin bombardımanında, “yalanlarla güdülenmede büyüklere masallar”ı, güncel gündem öncelikleriyle hele de bir köşe yazısına sıkıştırmak, sıralamak olanaksız. Okurdan sık sık uzun cümleler, zor anlaşılma yakınmaları alıp durmaktayım. Özür dilemekle olmuyor.. En iyisi “Çoğu atlansa, eksik kalsa da anlaşılır olsun..” demek galiba...
♦ Medya güdülenmemizde en etkin yalanların başını çekenler arasında 16 yıllık İktidarları, Liderlik icraatları üzerinden sağlık hizmetlerinde yaratılmış devrimler, hizmet başarıları var değil mi? Sık sık gerçekten teknik ölçeklerde operasyonlar, sağlık hizmetlerinden örneklerin haberleri, canlı yayın ortak teksesli koro hizmeti olarak günlerce bıktırırcasına sunulup duruluyor ya.. Dünya ölçeğinde ve ülkemizde, gençler için bile normal doğum güçlüğünün çok ürkütücü, çarpıcı boyutları karşısında, yapay doğum tekniklerinde başarılı tedavilerden birinin reklamı geçen hafta öncelik almıştı ya.. Şaşkınlık, aslında dehşetle, başarılı sonuç almanın reklamı sağlıklı ikiz-üçüz.. yapay doğumu başaran uzmanlardan biri, nedenleri sorusuna da yanıt vermek zorunda kalınca; “Pek çok başka sorunlar, çevre kirliliği, kimyasallar, hormonların olumsuz etkileri yanında, tohumsuz buğday üretiminin, insanlara kaçınılmaz yansıması..” demez mi? Bilim kuşkusuz bu gerçeği çok uzun zamandan bu yana biliyor da, elbette bizim gerçeğimizde ülkemizde de, yüzde 70 oranlarına yükselen devasa yapay doğuma bağımlı kılınan insanlık hakkı katliamı, gerçeğine karşı, savaşımın önünü açmıyor?

***

 Yine sağlıktan son güncel tartışma, kanser hastalarına ücretsiz tedavi hakkının tanındığı haberinin gerçeği yansıtmaması, yalan çıkması aslında ayrıntı sayılabilir. Asıl yaşamsal boyutunda ülkemizdeki sayılması çok kolay bilinen nedenlerle yaşanan kanser hastalığındaki patlama var. Çevremizde sevdiklerimiz bu patlamanın kurbanı oldukça, aileler, dostlar olanaklar seferberliğinde, olmadı medyaya yansıtılan yardım kampanyalarıyla çok pahalı tedaviler için çareler aranıyor. Parasal güç, sağlık sigortaları bir yerlere kadar yarıyor. Evler, mallar mülkler satılıyor. Çaresiz kalanların tedavilerinin yarım kalması dramları yaşanıyor.
 Sadece kanser mi? Ölümlü bağışıklık sistemleri bozuklukları, zatürree, hastane virüsleri, benzer hastalıklar patlamalarında, asıl önlem alınması gereken çevreyi kirletme suçlarına karşı önlemler ağızlara alınmıyor. Beton, ucube büyük kentler, İstanbul’un hava kirliliği, iklim değişikliği, çevre felaketlerine yol açan siyasal sorumluluk, rant, vurgun, yağma düzeni üzerinden iktidar erki.. ile hesaplaşma hak götüre... Utanmadan yaratılan siyasal canavarlığın suçları, ayıpları ile hesaplaşabilmek hak getire, yaşanan felaketler, dramlar “Allah’ın takdiri, takdiri ilahi olarak..” hâlâ pazarlanabiliyor. Başımıza geldikçe, aile büyükleri ile torunları bir arada, hastane polikliniklerinin, hastanelerin virüsler, zatürree salgınları ile dolup taştığının bilgi, haber gerçeği bile medya sansürü kapsama alanı içinde kalıyor. Tedavi hakkını kullanamayıp, istatistiklerde gösterilmeyen hasta, ölüm sayıları hakkında ise hiçbir fikrimiz yok.
 Bu hafta yine Irak, Suriye, Filistin üzerinden iç savaş bataklığı, kırım, terör haberleri, görüntülerinin, çatışmaların ardı arkası gelecek gibi görünmüyor. Oysa Amerikan ağırlıklı emperyal çıkar projelerinde Ortadoğu, İslam dünyası, terörle yerinde savaş adına gerçekleştirilmiş askeri işgallerin sonuçlarının Amerikan çıkarları adına anlamı, değeri yitirilmiş de bizim haberimiz yok. Uluslararası kökten dünya düzeni değişimi verileri, bizim güdümlü medyanın ilgi alanının kapsamı dışında kalıyor. Dahası Ortadoğu, İslam dünyası ülkelerine çıkarlar adına düzenlenmiş işgallerin topunun birden götürüleri yükselince, getirileri değer yitirmiş. Oysa bölge halklarına kan-can-yaşam kayıpları, artçı depremlerle, iç savaş bataklıklarında, işgallerin sayısız katı olarak, ileriye doğru çözümsüz boyutlarıyla sürecek...