Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-

Baykal: CHP Meclis dışında- 15

29 Temmuz 2018 Pazar

Deniz Baykal, yakışıklı, güzel konuşan, genç bir akademisyen olarak, siyasete Bülent Ecevit’in “Ortanın Solu” hareketiyle bir yıldız olarak girmişti.
Ecevit hükümetlerinde Maliye Bakanlığı ve Enerji Bakanlığı yapmıştı.
Fakat 1980 öncesi son Ecevit iktidarı zamanında, parti dışından da fark edilecek biçimdeki bir hizip kavgasının tarafı olmuş ve Ecevit’i “Bıktım bu Baykal-Ali Topuz çekişmesinden, genel başkanlığı bırakmayı düşünüyorum” dedirtecek derecede bıktırmıştı.
12 Eylül 1980 Askeri Darbesi bütün siyasal liderlerle birlikte Baykal’ı da Zincirbozan’a yolladı.
Eski politikacıların siyasete geri dönmelerine olanak tanıyan halkoylamasından sonra Erdal İnönü’nün Genel Başkanı olduğu SHP’ye katıldı, önce Genel Sekreterlik yaptı, sonra da devam ettirdiği hizipçi anlayışla Erdal İnönü’ye karşı Genel Başkanlık mücadelesine girişti ve sürekli yenildiği kurultaylar dolayısıyla, kamuoyunda SHP’ye “Kurultaylar Partisi” denmesine yol açtı.
Derken yeniden açılmış olan CHP’ye Genel Başkan seçildi ve zaten SHP-DSP arasında bölünmüş olan solu bir kez daha bölerek, 1994 yerel seçimlerinde Refah adaylarının kazanmalarına yol açan dağınıklığa katkıda bulundu.
Örneğin Ali Dinçer’i aday gösterip, Melih Gökçek ile Korel Göymen 370 biner oyla yarışırken, 30 bin dolayında oy alarak Göymen’in önünü kesti ve Ankara’yı Gökçek’e armağan etti.
Bu arada Erdal İnönü siyaseti bırakmış, Murat Karayalçın, SHP Genel Başkanı olmuş ve SHP’li milletvekillerinin baskısıyla CHP ile birleşmeyi kabul etmişti.
İki parti CHP adı altında birleşti, kısa bir geçiş döneminden sonra da Deniz Baykal CHP Genel Başkanı oldu.
Partiyi hizipçi ve kapalı bir anlayışla yönettiği için, girdiği 1995 seçimlerinde oyunu yüzde 10 düzeyine düşürdü, 1999’daki seçimde ise CHP’yi yüzde onun altına indirerek Meclis dışında bıraktı ve Genel Başkanlıktan istifa etti. Ama partiyi bırakmaya niyetli değildi; yerine seçilen Altan Öymen’i yeniden kurultaya gitmeye zorladı ve yeniden Genel Başkan oldu. Talihsiz ve kabul edilemez bir kaset skandalıyla ayrılana kadar da partiyi dar ve kapalı bir çizgide tutmaya devam etti.

***

Deniz Baykal Türkiye’de politikayı şu ilginç noktalarda etkilemiş görünüyor:
1) Ankara’yı, Melih Gökçek’e armağan etti. 2)
Küçük bir hizip partisi haline getirdiği CHP’yi baraj altında ve Meclis dışında bıraktı.
3) Anayasayı değiştirerek yasaklı olan Recep Tayyip Erdoğan’a, Başbakanlık yolunu açtı.
4) 7 Haziran 2015 seçimlerinden sonra, çoğunluğu kaybetmiş olan AKP iktidarına, Erdoğan’la görüşerek manevi destek verdi.
5) Genel Başkanlıktan bir kaset komplosuyla ayrılmak zorunda kaldı.

***

CHP çok badireler atlatmış, çok değişimler yaşamış olan bir partidir, hiç kuşkusuz yine değişecektir...
Ama Türkiye’de Demokrasi, Askeri Darbe Dönemleri dahil, hiçbir zaman bugünkü kadar tehdit altında olmamıştır:
Herkesin bu bilinçle davranması hem CHP’nin hem de Türkiye’nin yararına olacaktır!
Bu vesileyle, bugünün pazar olduğunu unutmadan, içerde yatan bütün politikacılara ve yazarlara “Geçmiş olsun” diyorum.

Tümü Emre Kongar - Son yazıları

‘Yangına körükle gitmek!’ 18 Eylül 2018 Sal
‘Ne oldum dememeli...’ 16 Eylül 2018 Paz
Ilımlı İslam, demokrasi ve antiemperyalizm 14 Eylül 2018 Cum

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Deniz Baykal, Recep Tayyip Erdoğan, Ali Dinçer, Ali Topuz, Melih Gökçek