Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-
Hakan Kara

Limitleri yine aştık

05 Ağustos 2018 Pazar

“Dünya Yetmez”, 1999 yılı yapımı James Bond serisinin 19. filmiydi. Hareketli, seyirlik bir filmdi. Gerçi, filmde dünyanın neden yetmediğini, neye yetmediğini pek anlayamamıştık.
“Aslında yeter” demişti bir arkadaşımız, “Dünya hepimize faza fazla yeter. Bütün ihtiyaçlarımızı karşılar. Fakat bu açgözlülük yok mu… Bu tüketim çılgınlığı, tek derdi kârını maksimize etmeye çalışan bu kapitalist sistem. Sorun bu.”
Dünya bize sahiden de yetmiyor.
Küresel Ayak İzi Ağı’na göre (Global Footprint Network) 1.7 dünyaya ihtiyacımız varmış. Doğanın 2018 için bize sunduğu tüm kaynakları 1 Ağustos itibarıyla tüketmişiz. Yılın geri kalanını bir sonraki yıldan ödünç alacakmışız.
Oysa Limit Aşım Günü, 2015 yılında 13 Ağustos’tu.
Tarih her yıl biraz daha öne çekiliyor.
Peki, ne olacak?
Yüzyılın ortalarına doğru iki dünyaya ihtiyaç duyabiliriz. Fakat ikinci bir dünya yok. Bu dünyanın benzerini bile henüz keşfedemedik. Keşfetsek de ne değişecek. Bu tüketim çılgınlığından kurtulmadıkça oraları da tüketeceğiz.
1.7 dünyaya ihtiyacımız var derken bu sayının dünya ortalaması olduğunu vurgulamak gerek.
Her ülkenin kaynak kullanım hızı farklı. Bu yüzden “Limit Aşım Günü” ulusal bazda ciddi değişiklikler gösteriyor. Türkiye’nin ulusal limit aşım günü bu yıl 11 Temmuz’du. Türkiye’nin
1.9 dünyaya ihtiyacı var yani. Dünya bize de yetmiyor. Peki, Amerika? Onlar sanki 5 dünya varmış gibi yaşamışlar.
Limitleri en fazla aşan ülke ABD.
Avustralya 4.1, Güney Kore 3.5, Rusya 3.3, Almanya ve İsviçre 3, İngiltere 2.9, Fransa ve Japonya 2.8, İtalya 2.6, İspanya 2.3 ve Çin 2.2 dünya varmış gibi yaşamışlar.
Nereye kadar?
Kaynakları sınırlı bir dünyada sınırsız bir tüketim olabilir mi?
Dünya nüfusu bugün yaklaşık 7.6 milyar. Yüzyılın ortasına geldiğimizde dünyadaki insan sayısı iki ya da üç milyar artmış olacak. Bugün dünya bize yetmezken, o zaman ne yapacağız?
Limit aşım verileri ülkelere göre nasıl farklılık gösteriyorsa, ülkelerin zengin ve fakir bölgelerine göre de farklılık gösteriyor.
Peki, ya kişisel tüketimimiz?
Akla elbette Oxfam Raporu geliyor.
8 kişinin serveti 3.6 milyar insanınkine eşit. “8=3.6milyar” denklemini çözmek gerekmez mi?
Dünyanın en varlıklı yüzde 1’lik kesimi 2017’de yaratılan küresel servetin yüzde 82’sine sahip. Dünyada milyarderler patlaması yaşanıyor. Milyarder sayısı 2043’e ulaşmış.
Ne diyor Oxfam’cılar: “Milyarder patlaması gelişen bir ekonominin işareti değil, başarısız bir ekonomik sistemin belirtisidir.”
Bu milyarderlerin “Ekolojik ayak izi” kimbilir ne kadardır?
İnternetten “www.worldometers.info/tr/” adresinden “gerçek zamanlı” dünya istatistiklerine bakıyorum.
Dünyada aç insan sayısı 829 milyon. Oysa dünyada aşırı kilolu insan sayısı 1 milyon 662 bin. Dünyadaki obez insan sayısı 710 milyon.
Peki 829 milyon insan neden aç? Neden her gün 18 bin kişi açlıktan ölüyor?
Dünyada limitleri en çok aşan ülke ABD ya…
Sadece ABD’de obezitenin sağlığa günlük maliyeti 311 milyon dolar. ABD’lilerin kilo kaybetmek için harcadıkları para da günlük 109 milyon dolar. Oysa bu paralar, dünyadaki açları fazlasıyla doyurur.
İklim krizi, insanlık tarihinde karşı karşıya olduğumuz en büyük kriz. Dünya devletlerinin başkanları bir araya gelip bu krizi neden çözmüyorlar?
Dünya ısınıyor. Yangınlar, sıcaklık artışlarından kaynaklanan ölümler... Tüm bu yaşananların nedenin iklim krizi olduğu medyada pek yer almıyor. Neden?
Fosil yakıt kullanmaya devam ediyoruz. Oysa dünya yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelse… Nüfus artışı devam ediyor. Ormanlar yok oluyor. Biyoçeşitlilik hızla azalıyor. Denizler plastik çöplüğü. Okyanuslar asitleniyor. Balık varlığı azalıyor. Dünya çölleşiyor. Tatlı su sıkıntısı ne olacak?
Ne diyordu Kızılderili atasözünde:
“Yeryüzü bize atalarımızdan miras kalmadı. Biz onu çocuklarımızdan ödünç aldık”
Çocuklarımıza bıraktığımız miras bu mu?

Tümü Hakan Kara - Son yazıları

Önce Cumhuriyet! 9 Eylül 2018 Paz
İklim için ses ver! 2 Eylül 2018 Paz
Özel yaşamın sonu mu? 26 Ağustos 2018 Paz