Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-
Melis Alphan

Önyargılarını ‘genel ahlak’diye yutturanlara kanmayın!

06 Ağustos 2018 Pazartesi

Toprak, 22 yaşında.Üniversite sınavında derece yapmış bir trans kadın. İstanbul Tıp Fakültesi 5’inci sınıf öğrencisi. Cinsiyet geçiş ameliyatı olabilmek için kitle fonlaması kampanyası başlattı:
“Türkiye’de kadın olmak başlı başına zorken, trans deneyimine sahip bir kadın olmak daha da zor. Hele bir de öğrenciyseniz eğitim hayatınızda da birçok engelle karşılaşıyorsunuz. Eğitim kurumlarında en temel haklarınızdan mahrum bırakılmanız haklı bir nedenmiş gibi gösteriliyor, tuvalet tercihinize dahi karışılıyor. Tüm bu sıkıntılarla baş ederken hayatınızdan birçok taviz vererek sahip olduğunuz, fen lisesinde her gün hayalini kurduğunuz tıp eğitiminizi de başarılı bir şekilde halletmeniz gerekiyor. Ülkemizde maalesef kadın kimliğine sahip olmak için cinsiyet geçiş ameliyatı şartı devam etmekte. Benim en büyük sıkıntılarım diplomam ve atamadan sonraki resmi işlemler olacak. Hükümetin tavırlarını göz önünde bulundurursak ‘erkek’ kimliğine sahip bir kadın doktoru atayıp atamaması konusu da çelişkili. Trans bir kadının neleri başarabildiğini gösterebilmem için tek çözüm cinsiyet geçiş ameliyatı olmam.”
Efruz, 24 yaşında. İstanbul Hukuk Fakültesi’nde 3’üncü sınıf öğrencisi bir trans kadın. Cinsiyet geçiş ameliyatı olabilmek için kitle fonlaması kampanyası başlattı:
“Trans bir çocuk olarak yaşadığım sistematik şiddet adaleti sıkça sorgulamama sebep oldu. Yaşadığım mağduriyetler ve haksızlıklar, insan hakları alanında çalışan bir avukat olabilme hayalleri kurup peşinden koşmamın en büyük vesilesidir. Üniversitenin ilk yılları hayli zor geçti. Okul dahil her şeyi bırakmaya karar verdiğim zamanlar oldu. Tüm zorluklara rağmen Türkiye’nin açık kimlikli avukatlık mesleğini icra eden bilinen ilk translarından biri olmak istiyorum. Hayallerime bir adım daha atabilmek adına ameliyatımı olup kimliğimi değiştirebilmem önemli.”
Alisa, 23 yaşında. İstanbul Üniversitesi Dilbilim Bölümü öğrencisi bir trans kadın. İran asıllı. 21 yıldır Türkiye’de yaşıyor. Cinsiyet geçiş ameliyatı olabilmek için kitle fonlaması kampanyası başlattı:
“Kadın olduğum için, trans olduğum için, yabancı olduğum için ve daha nice ötekileştirmeye, her türlü ayrımcılığa ve zorluğa rağmen eğitimime devam edip Türkiye’nin açık kimlikli bilinen ilk trans akademisyenlerinden biri olmak istiyorum. Malum, Türkiye’de kimlikteki cinsiyetin değiştirilmesi için ameliyat şartı bulunuyor. Ve bu durum –sosyal hayatım bir yana– eğitim ve akademi hayatımda büyük engeller teşkil ediyor. Söz konusu ameliyatın gerçekleşmesi ve ardından kimliğimin değişmesi ile bana atanan kaderi değiştirmiş, hayallerime kavuşmuş olacağım.”

Seks işçiliği transların kaderi değil
Birilerinin hoşuna gitsin ya da gitmesin, bu ülkede trans bireyler var ve var olmaya da devam edecekler.
Yobazlara, önyargılarının esiri olanlara sorarsanız, işsizlik ve seks işçiliği transların kaderi; şiddet ve ayrımcılığa uğramak da fıtratlarında var.
Yalan!
Kendi önyargılarını ‘genel ahlak’ kılıfına sokup yutturmaya çalışanlara inanmayın.
Efruz’un dediği gibi, “Türkiye’de üniversitelerde okuyan açık kimlikli transların sayısının az olmasının nedeni transların trans olmayan insanlardan daha başarısız olması değil. Sebep, eğitime katılımda, iş hayatında ve hayatın her alanında transların karşısına çıkan yüksek ayrımcılık duvarları.”
Cinsel kimliği fark etmeksizin her insana eşit ve insanca yaşama hakkı sunulacağına,
o ayrımcılık duvarları alaşağı edileceğine, kimi kamu kurum temsilcileri duvardaki delikleri alçıyla kapamaya kalkıyor.
TRT Genel Müdürü, Türkiye’nin Eurovision’a katılmama gerekçesini şöyle açıklıyor mesela:
“Avusturyalı birinci olan sakallı, etekli, cinsiyet kabul etmeyen, herhangi bir cinsiyeti olduğunu söylemeyen, ‘Aynı anda hem erkeğim hem kadınım’ diyen birini saat 21.00’de, çocukların seyrettiği bir zamanda ben canlı yayınlayamam ki.”
Ayrımcılığın dik âlâsı!
Hemen her yerde bu yaklaşıma maruz kalan translar hayatın her alanından dışlanıyor, sonra da tenkit ediliyor.
İnsanlara cinsel kimliklerinden ötürü hiçbir fırsat tanımayıp, onları işsiz aşsız kılıp, sonra da mecbur bırakıldıkları yaşamlarından ötürü onları dışlayan ve/veya yargılayan bir toplumda bu yaklaşımı, bu ayrımcılığı besleyen kamu kurum temsilcileri olması hazindir.
Eğer bu ülkede okumuş, meslek sahibi olmuş, hatta yüksek lisans yapmış translar her yerden dışlandıkları için seçeneksiz kalıyor, seks işçiliği yapmak zorunda bırakılıyorlarsa, bunun nedeni onlar değil, onları devlet televizyonu da dahil olmak üzere her yerden kovanlardır.