Köşe Yazısı

A+ A-

10 Ağustos 2014 Türkiye

12 Ağustos 2014 Salı

10 Ağustos 2014 günü Türkiye’de cumhur ilk defa doğrudan başkanını seçti; Tayyip Erdoğan, yüzde 51.7 ile ikinci tura da gerek kalmadan 12. cumhurbaşkanı seçildi.
Tayyip Erdoğan’ın Çankaya’dan ülkeyi tek başına yönetmeyi sürdürmek tutkusu ile sistemin Cumhurbaşkanlığı kurumunun yapısındaki çelişmenin Türkiye’yi nerelere sürükleyeceği, seçim sonuçlarının analizi, 10 Ağustos 2014 günü, Türkiye’de enine boyuna tartışıldı, tartışılıyor, tartışılacak.
Bugün, Ağustos 2014 Türkiyesi’nin hangi noktada bulunduğu ve nerelere doğru kaymakta olduğunu çok açık biçimde gösteren bir olaydan söz etmek istiyorum.
Kanımca, 10 Ağustos 2014 tarihli Cumhuriyet’in 6. sayfasının dibinde yer alan haber içinde bulunduğumuz durumu en veciz biçimde yansıtması açısından ilginçti.

***

“Erdoğan karşıtı diye öldürüldü” başlıklı ilginç haberi birlikte okuyalım:
“Yalova’da Başbakan ve cumhurbaşkanı adayı Recep Tayyip Erdoğan’ı desteklemediğini söyleyen gardiyan Mehmet Fatih Öğrü (35), Gülen Cemaati’ne yakın olduğu gerekçesiyle, Adnan Kibritçi tarafından silahla öldürüldü.
Gemlik Açık Cezaevi İnfaz Koruma Memurluğu’nda görevli Öğrü’yü öldürdükten sonra gözaltına alınan Kibritçi, ilk ifadesinde Öğrü’nün Fethullahçı’ olduğunu öğrendiğini ve Başbakan’ı eleştirdiği için husumet beslediğini söyledi. Pişmanlık duymadığını söylediği ileri sürülen Kibritçi, Çünkü bu kişiler dini kullanıp insanlarımızı sömüren Yahudilerdir’ dedi. Kibritçi, Öğrü’nün kendisine borcu olduğunu ileri sürerken Öğrü’nün ağabeyi Beyazıt Öğrü ise borç iddiasını yalanladı ve kardeşinin çevrede sevilen, saygı duyulan bir isim olduğunu kaydetti. Ağabey, daha önce kardeşine atılan uyuşturucu iftirasının raporla çürütüldüğünü kaydederken, Erdoğan’ın nefret söyleminin insanları birbirlerine düşürdüğünü anlattı.”

***

Yukarıdaki haber ne yazık ki, münferit bir cinayet vakasının öyküsü değil. 2014 Türkiyesi’nin tipik yapısını yansıtan bir toplumsal örnek.
Aralarında alacak verecek ilişkisi olacak kadar, hiç değilse geçmişte birbirleriyle yakın olan iki insandan biri öbürüne, kendi ifadesiyle Başbakan’ı eleştirdiği için husumet besliyor.
Türkiye’de egemen olan saflaşma, o boyutlardaki bu husumet Tayyip Erdoğan yandaşı katilin, maktul Mehmet Fatih Öğrü’yü vurup öldürmesine kadar varabiliyor.
Yani Türkiye’de belinde silahla dolaşan öyle sıradan insanlar var ki, Başbakan’ı eleştirenin katlini vacip görebiliyor.
Üstelik bu cinayeti işleyen kişi, bir anlık öfkenin tutsağı olmadığını, yaptığı işten pişmanlık duymadığını söyleyerek ortaya koyuyor.
Katil öldürüyor ve pişmanlık duymuyor çünkü öldürülen kişi Fethullahçı’dır yani “dini kullanıp insanları sömüren Yahudilerdendir.”
Bir zamanlar Fethullahçılar ile Tayyipçiler kol kola girerek “beraber yürüdük biz bu yollarda” diye şarkı söyledikleri halde, artık ayrı düşmüşlerdir. Tayyipçiler için bir zamanlar dini bütün saygıdeğer insanlar olan Fethullahçılar, artık dini kullanıp insanları sömüren katli vacip yaratıklar, “Yahudi”ler olmuşlardır.
Bunlar Mehmet Fatih Öğrü’yü Başbakan’ı eleştirdiği için, (dikkat edin eleştiridir söz konusu olan, küfür veya hakaret değil) öldüren Adnan Kibritçi’nin Tayyip Bey’in mitinglerini, televizyon konuşmalarını iyi takip ettiğini, o sayede kötünün simgesi olarak son zamanların baş hedefi olan “Yahudi”yi oturtabildiğini gösteriyor.
Hem Fethullahçı hem Yahudi!
Vay anam vay!
İşte Tayyip Erdoğan’ın Çankaya’ya çıktığı 10 Ağustos 2014’te Türkiye böyle bir Türkiye.
Böyle bir Türkiye nasıl oluşuyor?
Onun da yanıtını maktulün ağabeyi Beyazıt Öğrü veriyor:
- Erdoğan’ın nefret söyleminin insanları birbirine düşürmesiyle...
Yıllardır, Erdoğan konusunda insanları uyarmaya çalıştık.
Fayda etmedi!
Bu olay belki ders olur da herkesin gözü nihayet açılır diyeceğim.
Ama korkarım çok geç! Atı alan Üsküdar’ı geçti, oyu alan Çankaya’ya çıktı.

Tümü Ali Sirmen - Son yazıları

19 Mayıs ve demokrasi 21 Mayıs 2019 Sal
Linç 17 Mayıs 2019 Cum
Her şey güzel mi olacak, güç mü? 14 Mayıs 2019 Sal