Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-

Kılıçdaroğlu’nun görevi

11 Ağustos 2018 Cumartesi

Sanki seçim kazandı.
Ne bir özeleştiri, ne bir sorgulama.
İmzaları hesaplamış, yetmiyormuş, kurultaya gitmeyecekmiş…
Sağcılara gösterdiği yakın ilgiyi, hoşgörüyü, saygıyı partisinin 500-600 delegesinden sakınıyor.
Toplumda, özellikle genç kuşaklarda karşılığı yok. Umut, heyecan, gelecek inancı yaratmıyor, güven vermiyor.
Gücü olmadığından “Hodri meydan, kurultayı topluyorum, çıkın karşıma” da diyemiyor.
Karar vermiş, koltukçularıyla koltuğunda oturacak.
Yapamadıkları, yapamayacaklarının teminatı olduğu gün gibi ortada.
CHP’ye patinaj yaptırma görevini üstlenmiş, gerisi vız geliyor.
Sanatçı dostumuz Bedri Baykam’ın dediği gibi:
“Halkın oy vermeye artık ne tıpış tıpış gidecek hali kaldı, ne şevkle, ne de Cumhuriyet endişesiyle...
CHP seçmenleri artık yorgun, sinirleri bozuk ve kendilerine reva görülen muameleyi kabul edecek halde değiller! Deniz bitti, sabır bitti, hoşgörü bitti. Bu sefer partiyi ve Atatürk’ü ve rejimi, yerel seçimlerde bu şekilde koruyamayacaklarını anlayarak -maalesef Kılıçdaroğlu ve ekibinin hâlâ öngöremedikleri- felaket sonucu ortaya bırakacaklar.”
Felaketi öngörememe değil bu, bir misyon üstlenme.

Kurultay imzası çektirme taktikleri
Genel başkan “partiye genel başkan yetiştirmek” istemektedir. Henüz kendine benzer bir genel başkan yetiştiremediği için kurultay yapılmaması taraflısı olduğunu etrafına ciddi ciddi açıklar.
Milletvekillerine “Gidin, kurultay için imza veren delegelerin imzalarını geri çektirin” der.
Milletvekilleri illerine giderler. Kurultay için imza vermiş belediye başkanını bulurlar. “Biz seni seviyoruz, yarın öbür gün belediye başkan adaylığın sorun olabilir” derler. Belediye başkanı, “Ben siyasetle karnımı doyurmuyorum. Benim için belediye başkanlığı değil, ülkem ve partimin başarısı önemli” yanıtını verir.
Belediye başkanının imzasını çektiremeyen milletvekilleri, yeni bir belediye başkanı adayı bulmaya karar verirler. Adaylık önerisi götürdükleri biri, “Ben belediye başkan adayı olmam. Olursam da sizin partiden olmam” der.
Çok sosyal, hem de demokrat yöntemlerdir bunlar, bir kurultay toplanmaması için.

Aday kıtlığı
Gürsel Tekin, İstanbul Belediye Başkanlığı’na aday oldu. İstanbul’un sorunlarını bildiğini, İstanbullu ile sürekli iletişim içinde olduğunu, kampanyasını kapsamlı götüreceğini söylüyor.
Bunların hepsi çok güzel.
Anlayamadığımız bir konu var:
Madem Gürsel Tekin, belediye başkanlığına adaylığını koyacaktı, 24 Haziran’da niye milletvekili oldu? Belediye başkanlığını kazanamazsa kendini sağlama almak için mi, hizmet için mi?
Hizmet içinse, milletvekili olarak hizmetini Meclis’te verebilir, belediye başkanlığını da bir başka partili arkadaşına bırakabilir.
CHP aday kıtlığı yaşamıyor herhalde.

Bağımlının dönüşü
Uzmanlar, AKP-ABD ile ilişkileri şu örnekle anlatıyorlar: “Uyuşturucu bağımlısına benziyorlar. Uyuşturucuyu verene dönüp ‘Bu adam çok kötü, bana uyuşturucu veriyor’ diyorlar.
Dolar bağımlısı olmuşlar, doların sahibine çıkışıyorlar.”
Sonuç:
Yakın geçmişte, ABD’den “Büyük Ortadoğu Projesi Eş Başkanlığı” madalyasını alan, asli görevine döner.
Artık İran için mi, Suriye için mi, Kıbrıs için mi, PKK için mi, hepsi birden mi, siyaseten pazarlık masasına mutlaka oturur.
Verir ödünü, döner ensemize, boza pişirmeye.

Tümü Işık Kansu - Son yazıları

Kıyamet koparan bakan 22 Eylül 2018 Cmt
Biz buyuz… 15 Eylül 2018 Cmt
Mescitli Atatürkçülük eğitimi! 8 Eylül 2018 Cmt

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Bedri Baykam, Gürsel Tekin