Köşe Yazısı

A+ A-

CHP Öldü mü?

Bunlarla da ilgilenebilirsiniz
16 Ağustos 2014 Cumartesi

Tarihi ve duygusal bağlarla CHP’yi hâlâ her şeye rağmen bir “üst kimlik” gibi gören okurlar bu başlığa belki kızabilir.
Ama yazık ki artık CHP dendiğinde damardan gündeme gelen bir soru bu. Görmezden gelemeyiz.
Kılıçdaroğlu, partinin bizatihi kendi çatısını bir arada tutmak kaygısı taşımaksızın tereddütsüz MHP ile “çatı adayı” olarak Cumhurbaşkanlığı seçimine iki aydan az süre kala İhsanoğlu’nu öne sürdüğünde; “Madem CHP için bunca riskli bir tercih yapıldı, bunun hiç olmazsa kazanma şansı yüksek bir aday olmasına dikkat, özen gösterilmesi gerekmez miydi” sorusunu sormuş, şunu eklemiştim:
İhsanoğlu seçilmezse ne olacak? Fatura tüm ağırlığıyla -içten, dıştan- CHP’ye çıkacak, CHP altından kalkılması imkânsız bir faturayla baş başa kalacak. Parti biraz daha bölünmüş, biraz daha dağılmış, seçmen nezdinde biraz daha güven kaybına uğramış, biraz daha kimliğini yitirmiş olacak; ‘inandırıcılığı’ hepten aşınacak. Bir partinin en kıymetli sermayesi oysa ‘inandırıcılığı’dır. ‘Kimliğini’ ve ‘inandırıcılığını’ yitiren bir siyasi oluşumun varlık nedeni sorgulanır.” (“İhsanoğlu Broşürle Tanıtılacakmış”- Sağnak, 19 Haziran)
Enine boyuna ölçmeden üzerine atlanan İhsanoğlu kumarının sonu tam böyle oldu: Yıllardır zaten seçim üzerine seçim yenilgisi alan partinin bir “son dakika” tercihi olarak yaptığı İhsanoğlu çıkışı da tutmayınca doğal olarak insanlar “Artık böyle bir partiye ihtiyacımız var ” sorusunu dillendirmeye başladı.
Siz tarihinize, kimliğinize ve durduğunuz yere bunca uzak bir hamle yaptığınızda, o hamleyi mutlaka kazanmak zorundasınız.
Kazanmazsanız sonuç böyle olur…

Sorun: Köhnemişlik
İkna etmeyen ve çok zayıf kalan “İhsanoğlu adaylığı” nedeniyle RTE’nin yarışın başında daha “ilan edilen zaferi” üzerine umutsuzluklarını paylaşan çok okurum oldu…
Finike’de yaşayan İzmirli meslektaşım Melih Üstkanat örneğin, henüz sandığa gitmeden “CHP artık iyice köhnemiş bir parti durumuna düşmüştür. Nerede ise rakının yanına kuru cacık olmaktan bile aciz, kimliğini, kişiliğini yitirmiş CHP’nin peşinden gitmeyeceğim” diyenlerdendi…
Cumhuriyet değerlerine bağlı, CHP’li olmayan merkez sağ bir aday bile çıkaramadılar” diye yakınan Levent Kurtuluş keza; “Bu uygulamalar artık olağan hale geldi. Laikliğin adını bile ağızlarına almıyorlar. Partinin genleriyle oynadılar” sözleriyle seçim öncesinde çoktan dibe vuran düş kırıklığını dile getirmekteydi…
Bir cacık olmaz” izlenimi RTE Köşk’ü ilk turda alınca süratle “Galiba CHP doğal ömrünü tamamladı!” duygusuna dönüştü. 27 yaşında, Sorbonne mezunu genç okurum Utkan Tumer’in işte bana -özetle- yazdıkları:
CHP artık kapanmalı. Bu yazıyı 31 Mart 2014 günü yazacaktım. 11 Ağustos 2014’te vakit bulabildim. Tablo zaman aralığında değişmediği için içerik etkilenmemiş oldu.
30 Mart itibarıyla CHP’nin yüzde 5 altında oy aldığı bazı iller: Hakkâri %1.43 (362 oy); Ağrı yüzde 0.79 (349 oy) Bitlis: yüzde 0.90 (208 oy). İç Anadolu: Yozgat yüzde 1.53 (701 oy), Nevşehir yüzde 1.82 (1000 oy), Çankırı yüzde 1.32 (504 oy); Karadeniz: Rize yüzde 4.91 (2769 oy), Gümüşhane yüzde 3.56 (755)...
Yukardaki verilere baktığımda, bir ilde ana muhalefet partisinde 349 oy, 208 oy gibi rakamlar gördüğümde söz konusu partinin mevcudiyetini yitirdiğini görüyorum.
Mevcut olma, var olma amacı eğer muhalefete liderlik yapmak ise birçok ilde komik oylar alan bir partinin bu görevi yapması mümkün değildir.
Dramatik olan tabloda, Çankırı’daki, Yozgat’taki, Bitlis’teki, Ağrı’daki vs. şehirlerdeki seçmenlerin CHP ismini görmek istemediğini ve hatta CHP ismini yok saydıklarını anlıyorum. (Böyle) bir partinin muhalefete liderlik yapmasından ziyade mevcudiyetinin dahi artık bir amacı olmadığını düşünüyorum…

‘Taban ve vekillerini ciddiye almadı’
Ben ve benim gibi alternatifsizlik yüzünden oy veren, son Cumhurbaşkanlığı seçiminde bunu ciddi bir şekilde yansıtan seçmen sayısını da hesaba kattığınızda, evet CHP artık yeni genel başkan seçmemeli, kapanmalıdır diyorum.
Son Cumhurbaşkanlığı seçim sonuçlarını gördükten sonra aklıma Turgut Özal’ın Cumhurbaşkanı olduktan sonra Yıldırım Akbulut’a açıkladığı şu sözü geldi: ‘Her devletin doğup, büyüyüp, öldüğü gibi siyasi partiler de doğarlar, büyürler ve ölürler. ANAP şimdi öldü.’
Son Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra ben de şunu söylüyorum, kendi tabanını ciddiye almadan; değil tabanını, kendi milletvekillerini bile ciddiye almadan her ortamda AKP’ye müteşekkirliğinden bahseden bir adayı aday gösteren CHP şimdi öldü. Sol ideolojinin yeni bir vücutta hayat bulması için bundan uygun zaman bulunmamaktadır. AKP artık iniş trendine geçmiştir. Üzerindeki lekeler hâlâ orada durmaktadır ve kendi seçmeni ile tabanı küsen bir CHP varken yeni bir isim ve yeni yüzler ile kurulan, ortanın solu ideolojisini benimseyen bir parti -hadi çok uçmayalım- en azından 2015’te RTE’nin seçim mitinglerine çıkamadığı bir milletvekili seçiminde koalisyon ortağı olabilir.
Yeni bir parti için sorumluluk alacak siyasiler, ülkenin kaderine yön vereceklerdir. Bu onların Atatürk’e ve geleceğimize borcudur...
Soruyorum Utkan haksız mı?

Tümü Nilgün Cerrahoğlu - Son yazıları

Sisi ve Mısır’ın sırları 29 Mart 2018 Per
Üst akıl: Cambridge Analytica 25 Mart 2018 Paz
Fransa’nın utancı Sarkozy 24 Mart 2018 Cmt