Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-

Swap öncesi, Swap sonrası TCMB

29 Ağustos 2018 Çarşamba

Bayram haftası öncesinde döviz fiyatlarındaki ani yükselme ve TL’nin değer kaybı karşısında Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) bir dizi önlemi uygulamaya koydu ve bankaların yurtdışındaki TL alım işlemlerini kısıtladı. Amaçlanan hedef doğrultusunda yurtdışındaki yerleşiklere yönelik olarak döviz ile TL arasındaki değiş-tokuş (Swap) işlemlerinin bankaların öz sermayelerinin yüzde 25’ini aşamayacağı ilan edildi. Daha sonra ise bu sınırlamanın kapsamı genişletildi ve bankaların, TL üzerine ileriye dönük türev araçlar dahil, tüm alım işlemleri de bu kısıtlamaya tabi kılındı.
Söz konusu müdahale bankacılık sistematiği açısından karmaşık ve teknik bir düzenleme olarak görülse de, aslında basit bir mantığa dayanmakta: TL üzerine olan spekülatif alım-satım işlemlerinin sınırlanması... Basitçe özetleyecek olursak, Swap işlemi iki taraf arasında finansal yükümlülüklerin ve beklenen kazançların değiş tokuş işlemi olarak tanımlanabilir. Burada amaç riske karşı koruma sağlamak denilebilir. Özellikle aşırı risk söz konusu ise Swap işlemiyle risk taraflar arasında paylaşılmış olur (elbette belli bir fiyat karşılığında).
Dolayısıyla BDDK bir yandan TL’nin değer kaybını önlemek, bir yandan da dövizler karşısındaki oynaklığının önüne geçmek için para piyasasında TL’ye yönelik işlemlere kısıtlama getirmiş oluyor. Yani bir anlamda sermaye hareketleri üzerine kontrol getirilmiş durumda.
Bu işlemlerin sonucunu rahatlıkla takip edebilir, yakın gelecekte de TL’nin fiyatı üzerine öngörülerde bulunabiliriz. Şöyle ki, her şeyden önce piyasada arz miktarı azalan ve kıtlaşan her ürün gibi, Türk Lirası’nın da alım işlemleri kısıtlandığı için fiyatı yükselecekti. Nitekim öyle de oldu.
TL’nin para piyasalarındaki fiyatına faiz diyoruz. Dolayısıyla, para ve menkul değer piyasalarında TL’nin fiyatının, yani faiz oranlarının yükselmesi beklenmekteydi. Ancak, buradaki ivmelenme beklentilerin üzerinde gerçekleşti. Örneğin iki yıllık tahvillerin faiz oranları yüzde 28’e değin yükseldi. TL’nin fiyatı yükselince dövize olan talep geriledi ve doların fiyatı 7.2 TL’den 6 lira 20 kuruşa düştü. Böylece temmuz ayına görece TL’nin dolar karşısındaki değer kaybı yüzde 29.5 olarak kaldı. Başarı öyküsü bundan ibarettir.

***

Eğer bütün bu operasyon “başarılı” olarak görülecek ise, başarının BDDK’nin izlediği politik müdahaleye atfedilmesi gerekecektir. Zira müdahale BDDK tarafından kurgulanmış ve yürürlüğe konulmuştur. Bu arada “TC Merkez Bankası’nın rolü neydi” diye sorulacak olursa, yanıt “TCMB olan biteni seyretmekle yetinmiş ve kendi politika faizini yükseltmemiştir” olacaktır.
Dolayısıyla, günün sonunda para piyasasında Türk Lirası miktarı alım yönünden kısıtlanır ve tahvil faizleri yükselir iken, TCMB aldığı direktifler uyarınca, politika faizini yükseltmeme “başarısı” göstermiş olmaktadır.
İktisada Giriş derslerinde az biraz ortalamayı tutturan herhangi bir “oyuncunun”, bütün bunları inandırıcı bulabileceğini düşünemiyorum.

Tümü Erinç Yeldan - Son yazıları

Her şey borçla başladı… 19 Eylül 2018 Çar
İki büyüme öyküsü: ABD ve Türkiye 12 Eylül 2018 Çar
SEKA gerçeği, yıllar eskitemeden 5 Eylül 2018 Çar