Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-

Kim kimi affedecek?

31 Ağustos 2018 Cuma

Affetmek bağışlamak anlamına gelir.
Hoş görmek demektir, mazur görmek demektir.
Affedeni ayrı affedileni ayrı kutsayan bir eylemdir.

Ama biraz da ikirciklidir.
İçinde hak vermeyi de barındırır, görmezden gelmeyi de.
Aslında yüce bir duygudur. Barışçıldır. Yapıcıdır. İyi niyet işaretidir.
İnsanlığın temel ilkelerinin başında gelse, gelebilse, tarihi değiştirecek güçtedir.
Affetmenin erdemleri üzerine sayfalarca yazabilir, günlerce konuşabilirsiniz.
Ama... risklidir de.
Böyle bir ülkede, böyle bir düzende, böyle bir iktidarın egemenliğinde af denildiğinde durup iyice düşünmek gerekir.
Toplumsal barışı sağlamak adına toplumsal savaş çıkarmayı alışkanlık haline getirmiş zihniyetlerin af meselesinde sağlıklı ve yapıcı bir yol izlemeleri mümkün olamaz.
O hiç sağlanamayan barış ve devamlı körüklenen savaş arasında gidip gelen toplum refleksleri zaten şirazesinden çıkmışken, bir yandan idam cezasının geri getirilme çabaları diğer yandan da af hazırlıkları yapılması yeni ve art bir niyetin kötü habercisidir.
Affedilemeyecek olanları sayarken, kadın katillerini, çocuk tecavüzcülerini ve terör örgütü üyelerini aynı kefeye koyan, hatta onlar için idam cezası gibi korkunç bir hukuk zaafını pazarlayanların bu arada kimlerin affedilmesini hedeflediklerini dikkate almazsanız...
Tıpkı milletvekilliği dokunulmazlıklarının kaldırılmasıyla birlikte ortaya çıkan durum gibi...
Yine tüm muhaliflerini “terör suçlusu” olarak lekeleyip içeri tıkmayı beceren iktidar aklının kötücül oyununa gelirsiniz.
İstedikleri kadar, tasarlayarak, canavarca hisle veya eziyet çektirerek bir kişinin ölümüne sebebiyet vermeyi..
Ve üstsoy veya altsoydan birine, eş veya kardeşe karşı, çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı, gebe olduğu bilinen kadına karşı, kan gütme ve töre saikiyle adam öldürmeye teşebbüsü...
Çocukları cinsel yönden istismar eden, çocukları kaçırıp kasten öldürenleri... Kadınlara yönelik şiddet uygulayan ve ölüme sebebiyet verenleri af kapsamı dışında tutacaklarını söylesinler...
Herkes biliyor ki bu af meselesinin iki önemli ayağı var.
Biri terör örgütlerine üye olmakla suçlananların aftan yararlanamaması ve hatta idamla yargılanması...
Diğeri de mafya liderlerinin ve adamlarının aftan en önde yararlanması, bir an önce içeriden çıkıp iktidarın dizi dibinde yerlerini almaları.
Mafya kimdir, terör nedir, hangi örgüt hangi örgütten daha tehlikelidir...
Artık bunların hiç tartışılamadığı bir iklimde...
İktidar sahiplerinin tek bir işaretiyle içeriye atılan ve yargılanmaları bir hayatta kalma mücadelesine dönüşen onca insan varken...
Açlık grevi yapanları, hükümeti ve devleti eleştirenleri, susmayı reddedip sözünü sakınmadan istenmeyeni söyleyen herkesi, anneleri, gençleri, öğrencileri, işçileri, köylüleri, gazetecileri, yazarları, akademisyenleri...
Ülkenin tüm aydınlık yüzlerini terörist damgasıyla mimleyen...
Ve tekeline aldığı basın yoluyla halkı onlara karşı kışkırtmayı marifet belleyen bir sistemin af gayretinin iyi niyetine inanmak hatta kanmak mümkün değildir.
O yüzden iktidarın aftan muaf tutmayı düşündüklerinin ve af kapsamına alacaklarının kim olduğunu bir daha düşünün.
Ve bugün bu ülkeye yapılmakta olanları sittin sene affetmeyin.