Homo Economicus Olmayan Seçmen

19 Ağustos 2014 Salı

Muharrem İnce adaylığını açıkladı.. Hayırlı olsun, çalışkan bir adamdır... CHP’de yeni yönetim tartışmaları olması çok doğal.. Ama, CHP içinde ulusalcılar ve diğerleri biçiminde bir “ideolojik ayrışma” temelinde politika kalıplaşmasını ve üretimini çok fazla anlamlı ve doğru da bulmam. Herkes buna odaklıdır. Vaayyy alçak/arkaik ulusalcıları tasfiye et gitsin.. Veya tersi... Türkiye’yi ileriye, çağdaşlığa taşıyacak; bilim ve teknoloji üretimi temelinde her şeyi yeniden örgütleyecek; su, iklim değişikliği, çevre, eğitim ve fırsat eşitliği, hak, adalet ve özgürlükler politikalarını ön plana çıkartacak, yeni bir gerçek gelecek plan/program üzerinde birleşemeyen bir parti, kendi içinde debelenip durur.. “Ulusalcı” açıklamalar ve çıkışlar da, ulusalcı karşıtlıklar da CHP’ye ve ülkeye ufuk açmaz...
Bu karşıtlıklar sadece kin, nefret ve tasfiye planları üretir.. Bugünkü gibi...
Birleştirici olan gelecek programlarıdır.. O ortada yoksa, birbirinizi yersiniz...
Bu nedenle, CHP yapmadığı bir şeyi yapmalı.. Sağa kayma-sola kayma gibi görüntüsel ve ülkeye ve partiye bir yararı olmayacak eksenlerde vuruşma yerine, Türkiye hayal edin ve milleti bu hayale taşıyabilecek politikalar üretin.. Bunlar şüphesiz ki değiştirici ve bu nedenle de solcu içerikli politikalar olacaktır...

***

Kemal Kılıçdaroğlu partiye yöneltilen “sağa yönelme” politikasına yapılan eleştiriye karşılık, ilginç bir yanıt verdi: Evet ne var bunda, çünkü oyunu almak istediğimiz seçmen sağda... Ana politikalara yön veren bu bakışsa, buradan yapılacak mantıki çıkarsama şudur: Toplum sağa kaydıkça sen de sağa kayarsın. Tutuculaştıkça tutuculaşırsın.. Giderek, “tutuculuk” genel karakterin olur. Yooo o kadar değil mi diyorsunuz? Peki ne kadar? Miktarı, ölçüsü, sınırı, belki hacmi?!
Bu politikanın düşsel ve geleceğe ilişkin hiçbir yanı yönü yoktur. Meydan okuyacak yanı sıfırdır; halkı sürükleyecek, umut verecek ve geleceğe yönlendirecek yanı da... Var olana boyun eğmek değil, var olanı beğenmeyerek çok daha güzel bir dünya kurmak içini yola çıkmak...

***

AKP, tüm eski merkez sağ partilerin seçmenlerini toplamış/çalmış bir partidir. Yüzde 50’lere dayanmasının sırrı da odur. Erbakan’ın oylarıyla toplayın yüzde 50 çıkar. Geride MHP ve CHP’nin yüzde 20-30 arası oyu kalır. Kürt seçmenin HDP oyunu ve ıvır zıvırı de eklersiniz... RTE şakşakçılarının “uzun adamın başarısı” vaveylasının arkasında tek gerçek bu: Ortada 3 sağ-merkez parti varken, bu teke indi!
Güncel ekonomik koşullar, 350 milyar doları aşan bir dış borcu iç ekonomiye pompalayıp büyük bir tüketim toplumu ve para bolluğu yaratınca ve iktidar da 50 milyar dolarlık özelleştirme ile devletin finans durumunu ve harcamalarını ayakta tutunca, bütün sağ seçmen AKP’ye aktı ve oyu yüzde 50’ye dayandı.
Şu doğrudur: AKP’den müthiş hoşnutsuz, ama sosyal demokrasiye meyletmiş (veya etmemiş!) tanınmış isimlere partinizde yer açarsınız... CHP bunu hep yaptı. Bu, AKP’deki eski seçmene göz kırpmaktır aynı zamanda.. Hini hacette kaçacağı bir partinin varlığını anımsatırsınız. CHP bir kitle partisidir. Toplumun bütün kesimlerini kendi politikaları çevresinde toplamaya çalışması doğaldır. Ama dikkat; hangi politikaların çevresinde?!

***

CHP ve daha ötesindeki berisindeki seçmen, insan, yurttaş Homo economicus değil mi?
Tabii ki... Ama bu kitlede seçmende, başka belirleyici özellikler de var ve Homo economicus niteliği toplum, kültür, aydınlanmacı özellikler, iyilik ve güzellik anlayışlarıyla, insan hak ve özgürlükleriyle, demokrasi talepleriyle, etikle, baskıcı otoriter yönetim politikalarını reddetme ile birleşmiştir...
Ülke sevgisi ve yararı, tarihe ve kuruculara sevgi ve saygı, bunlara eşlik eder.
Bir ekonomik ve kültürel bir yoğrulmadır.
Ülkenin geleceği bu tür Homo economicus tipinin çoğalmasına - artmasına bağlı...
İnce, Kılıçdaroğlu ve diğerleri...
Neyi geliştireceklerini, artıracaklarını, yükselteceklerini iyi biliyorlar mı?  



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları