Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-

ABD'deki Çöküş ve Küre-selleşme...

20 Eylül 2008 Cumartesi

Nail Çakırhan, bir dağ eteğindeki sert kayadan fışkıran pınarları andıran gözleriyle, salkım söğüdü kıskandıracak saçlarıyla, benzin dökülmüş diliyle üstüne basa basa seslendi:

Bak Balbay, ABDnin bu gidişi gidiş değil... Kapitalizm

çökecek... Siz zaten göreceksiniz de, ben de göreceğim...

ABD’den gelen haberleri dinledikçe Çakırhan’la 2000 yılındaki sohbetimiz gözümün önüne geliyor.

20. yüzyılın son çeyreğinden başlayarak adım adım tek kutuplu bir dünya kurmak için her şeyi yapan ABD’de, kapitalist sistemle bütünleşmiş kurumlar sallanıyor. Dünyaya, sermayenin sınırsız özgürlüğünü ve liberalizmi dayatan Amerika, son bir haftadaki uygulamalarıyla devletçiliğin zirvesine oturdu.

150 yılı aşan geçmişe sahip Lehman Brothers devletleştirilemeyecek kadar büyük bir felaket haline gelince, kaderine terk edildi. Böylece bir yıl içinde batan banka sayısı 13’e ulaştı.

Çöküşün daha da derinleşmemesi için Amerikan sigorta şirketi AIG, ne kadar para gerekiyorsa verelimmantığı içinde kurtarıldı. Daha doğrusu devletleştirildi.

Demek ki, Amerika’da da statükocu ulusalcılar var! Kimi ülkesel değerlerin göz göre göre batmasına izin vermediler!

***

1990’larda küreselleşme çok yaygın bir deyimdi. Her derde devaydı. Dünya artık küçülüyor, bir köy haline geliyordu. 21. yüzyıl pespembe hayallerle başlıyordu.

Oysa madalyonun öteki yüzü öyle değildi. Dünyadaki gelir dengesizliği küreselleşmeyi değil, kürede selleşmeyi gösteriyordu. 1970’lerde zengin Kuzey ülkeleri dünyadaki refahın yüzde 65’ine sahipti. Kürenin kalan kısmına ancak yüzde 35’lik refah düşüyordu. 1980’lerde bu oran 75’e 25 oldu. 90’larda daha da derinleşti; 85’e 15...

Dünyanın pek çok bölgesinde zengin topraklara sahip fakir insanlar yaşıyor. Yoksulluğun kontrollü bir şekilde yaygınlaşması ve bu ülkelerin her dem zengin ülkelere muhtaç halde tutulması, 21. yüzyılın tipik politikalarından biri.

ABD’de kurtarılan iki şirkete verilen para, yüz milyonlarca insanın uzun süre sağlıklı yaşamasını sağlayacak düzeyde.

***

Böyle gidebilir mi?

Aklın yolu şöyle diyor:

Her şeyin devletleştirilmesini öngören Sovyetik yapının uzun süre devam etmesi olanaksızdı, çöktü. Her şeyin özelleşmesini öngören vahşi liberal yapının da devam etmesi çok zor.

Küreselleşmenin sonuçlarından biri de Irak’tan Afganistan’a dünyanın pek çok bölgesinin kan gölüne dönmesi... Milyonlarca ölü, bir o kadar yerinden yurdundan edilmiş insan...

ABD’deki son krizin ardından bütün dünya borsaları için şu tanım kullanılıyor:

Borsalar kan kaybediyor!

Bir başka anlatımla şöyle de diyebiliriz:

Fakir ve zengin ülkeler kan gölüne dönmüş durumda!

Türkiye bu süreçten nasıl etkilenecek?

Kimi, sahte kârlar peşinde koşan danışmanlık kuruluşları, Türkiye’nin bu krizden etkilenmeyeceğini ilan ediyor, hatta kârlı çıkacağını söylüyor ama, bize göre çok zor!

Geçmişte bize mükemmelsiniz diyenler krize girdikten sonra belliydi dediler...

Kapitalizmin kalesindeki çöküşler, dileriz aklın yolunu öne çıkarır... Dünyanın daha eşit ve daha yaşanır hale gelmesi duygusuna da yer açılır...

Sefaletin olduğu dünyada sefahatın sürmesi olanaksızdır!

 

ankcum@cumhuriyet.com.tr

Tümü Mustafa Balbay - Son yazıları

Şampiyonuz derken Şam piyonu olmak! 20 Eylül 2018 Per
Eren Erdem’in dosyası kabarıyor! 19 Eylül 2018 Çar
Soma’dan 3. havalimanına: 19. yüzyıldayız... 18 Eylül 2018 Sal