Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-
Zülal Kalkandelen

Canan Karatay, fetva vermeye mi başladınız?

4 Kasım 2018 Pazar

Bir süredir medyada yürüttüğünüz veganlık karşıtı kampanya, beni bu yazıyı yazmaya mecbur etti. Çünkü bilimin kanıtladığı görüşlerin tersine kendi düşüncelerinizi aşağılayıcı bir üslupla dile getiriyor ve bir grup insana karşı düşmanlık beslenmesine, “veganfobi” yaratılmasına yol açıyorsunuz.
1- “Vejetaryenlere saygı duyuyorum çünkü onun felsefesi var ama veganlığın yok” diyorsunuz.
Belli ki konuyu sadece beslenme açısından ele alıyorsunuz ve veganlık hakkında bilginiz olmadığından bu yorumu yapıyorsunuz. 2013’te Can Başkent ile ilk Türkçe veganizm kitabını yazdık. Veganizm: Ahlâkı, Siyaseti ve Mücadelesi, e-kitap olarak yayımlandı. Bu yıl ise Vegan Devrimi ve Hayvan Özgürlüğü adlı kitabım çıktı. Her ikisinde de veganlığın felsefesi anlatılıyor.
Kısa bir tanım vermek gerekirse, veganizm, hayvanlara uygulanan meta statüsünü ve bu yüzden köleleştirilmelerini reddederek yaşam hakkını savunan, özgürleştirici bir etik tutumdur.
Hayvanların insan gibi bilinç sahibi olduğu, bilimsel araştırmalar ile ortaya konmuş ve 7 Temmuz 2012’de Cambridge Deklarasyonu ile dünyaya duyurulmuştur. Adalet ve özgürlüğü sadece insanlar için değil, insan gibi duyarlı ve bilinçli olan hayvanlar için de isteyip buna uygun yaşayan insanlardır veganlar. O nedenle bitkisel beslenirler. Bitkisel beslenme, bu etik tutumun hayatımıza yansıyan tek bir yönüdür ve veganlık sadece bir diyet türüne indirgenemez. Katılmasanız bile sömürüyü ve tahakkümü reddeden bir felsefeyi yok saymaya hakkınız yok.
2- Çok uzun zamandır etik veganım ve sağlık sorunum yok. Benim kişisel deneyimim elbette tek başına yeterli olmaz ama bitkisel beslenmenin yararları konusunda çok sayıda bilimsel yayın da var.
ABD Beslenme ve Diyetetik Akademisi şöyle diyor: “Vegan beslenme de dahil olmak üzere uygun şekilde planlanmış vejetaryen diyetler, beslenme açısından yeterlidir ve bazı hastalıkların önlenmesi ve tedavisi için fayda sağlayabilir. Bu diyetler hamilelik, emzirme, bebeklik, çocukluk, ergenlik ve yaşlı yetişkinlik sırasında ve sporcular için yaşam döngüsünün tüm aşamaları için uygundur.”
Dünya Sağlık Örgütü ve BM Gıda ve Tarım Örgütü uzmanları ise, “çeşitli sebze ve meyveler, baklagiller veya baklagiller bakımından zengin bitki bazlı diyetleri ve minimum düzeyde işlenmiş nişastalı temel gıdaları seçmelisiniz” diyor.
4- “Veganlar kısa ömürlüdür” diyorsunuz.
Tam tersini ortaya koyan bilimsel araştırmalar mevcut ama sosyal yaşantının etkilerini ve genetik faktörleri karşılaştırmalı olarak incelemek de gerekir. Siz nasıl bu kadar yanlış bir görüşü bilimsel bir veri gibi savunuyorsunuz?
5- Hipokrat diyor ki ‘Ne yerseniz osunuz.’ Veganlar tahıl yiyor, tahıl beyinliler. Koyunları seviyorlar, koyunlara benziyorlar. Koyun da tahıl beyin, neden alınıyorlar? En sevdiğin hayvana benzetiyorum seni” diyorsunuz.
Veganları koyuna benzeterek türcü bakış açınızla “aptal” demeye çalıştığınız belli ama biz buna kızmıyoruz. Bir veganı haklarını savunduğu hayvana benzeterek aşağılamış olmazsınız. Ayrıca koyunlar düşündüğünüz gibi aptal değil. Bir de veganlar sadece tahıl yemiyor. Sizin gibi baklagiller, meyve ve sebze de yiyor. Hipokrat’a dönersek, acaba dana yiyen insanlar da dana beyinli mi oluyor?
6- Doktor olarak iddialarınızı bilimle ortaya koyun ama tek başınıza ekrana çıkıp “fıtratımızda yok, inanmıyorum” gibi ifadelerle konuşmayın. Son olarak “Veganlık haramdır!” dediniz. Bilimle kanıtlayamadığınızı dini kullanarak mı kanıtlayacaksınız? Evrimi bile müfredattan atan ülkede fetva tutar mı diyorsunuz?
Amaç gerçeklerin ortaya çıkması ise, iddialarınızın aksini kanıtlayan araştırmaların da sunulacağı bir tartışmaya ne dersiniz? “Veganlığın felsefesi yok” iddianızı benimle; “veganlık hastalıktır” iddianızı da bitkisel beslenme üzerine uzman bilim insanları ile tartışmaya var mısınız?

Tümü Zülal Kalkandelen - Son yazıları

Yeniden Atatürk 16 Nisan 2019 Sal
Bu yükün altında kalacağız 14 Nisan 2019 Paz
Kaybetse de koltuğu bırakmayanlar... 9 Nisan 2019 Sal