Yargı Yılı Operasyonları!

02 Eylül 2014 Salı

Yargı yılı sert açıklamalarla, protestolarla, yeni operasyonlarla ve takipsizliklerle başladı.
Dünün görünümünü dört haber başlığıyla özetleyelim.
Yargı yılının açılışı nedeniyle düzenlenen törende Yargıtay Başkanı Ali Alkan ve Türkiye Barolar Birliği Başkanı Prof. Metin Feyzioğlu, hükümeti ve Hükümet Köşkü’nü yargıya müdahale etmekle, daha ötesi yargı benim demekle suçladılar.
Buna karşılık Cumhurbaşkanı’nın istemediğim kişiler konuşturulursa daha da yargı açılışına gelmem açıklamasının ardından doğal olarak uzantıları da törene katılmadı. Belki de yargı tarihimizde ilk kez devletin başının ve yürütmenin açılışı protesto ettiği bir gün yaşandı.
Ankara’nın salonlarında bunlar olurken adliye koridorlarında da 17-25 Aralık süreciyle ilgili önemli bir karar alındı. 25 Aralık’ta Bilal Erdoğan’ı kapsayacak operasyona ilişkin takipsizlik kararı verildi. Şimdi sıra operasyonu yapanların suçlu ilan edilmesinde.
Yine aynı gün Emniyet katlarında da yoğun gözaltı vardı. Paralel operasyonlarının üçüncü dalgasında 32 polis gözaltına alındı. Bu operasyon yargının en tepesindeki kişiye, yani Erdoğan’a soruldu. Dedi ki, dördüncü dalga da gelebilir!
İşte hukukun 32 kısım tekmili birden dünkü görünümü.

***

Kamuoyunda Erdoğan’ın Prof. Feyzioğlu’nun konuşması nedeniyle törene katılmayacağı haberi yer almıştı. Ancak Yargıtay Başkanı Alkan’ın ağır konuşması protestonun biraz daha derinde olduğunu gösteriyor.
Öyle anlaşılıyor ki, Feyzioğlu’nun yanı sıra, Alkan’ın da hükümete yükleneceği bilgisi hükümete ulaştı. Erdoğan da Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ı dinlemek zorunda kaldığı ortamı bir daha yaşamak istemedi.
Dünkü tablo hukuk sistemimizin içinde bulunduğu içler acısı durumun önümüzdeki dönemde daha da tatsızlaşacağını gösteriyordu. Bütün arama, gözaltı ve tutuklamalara karar verme yetkisine sahip sulh ceza hâkimleri hükümetin istediği kararları büyük ölçüde veriyor. Aramaysa arama, tutuklamaysa tutuklama. Ancak Yargıtay’daki dengeler hükümetin istediği gibi değil. Alkan’ın konuşması bunun son göstergesi.
Özetlemek gerekirse, hükümet yargının altına tam hâkim, üstüne eksik hâkim. Böylece yargı altüst olmuş durumda!
Bunu çözmek için de önümüzde kritik bir seçim süreci var. 12 Ekim’de yapılacak seçimlerle Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) yeniden oluşacak. HSYK’nin Yargıtay’daki yapacağı atamalarla dengeler değişecek. Yeni HSYK’nin nasıl oluşacağını kestirmek güç. Zira iktidar ortakları cemaat ve parti paralel yürüyüşten çapraza geçmiş durumda. Bu iki yapının dışında olanların hangi kesimle işbirliği yapacağı tartışmalı.
Bu ayrı bir yazı konusu.

***

Yargı yılı açılışları öteden beri tartışmalı olmuştur. Çünkü siyasi iktidar sürekli yargı gücünü kendi kontrolü altında tutmak istemiştir. Ancak bu kez tartışma daha farklı. İktidar artık yargı gücünü elinde bulundurmak kavramını aştı, doğrudan yargı olmak istiyor. Bu nedenle bugün yargının içinde bulunduğu duruma geçmişte de benzer sorunlar vardı diye yaklaşmak gerçekçi olmaz.
Erdoğan önümüzdeki seçimlerde anayasa değiştirme gücüne sahip, tamamen kendi kontrolünde bir AKP iktidarı istiyor. Bunu başardığında artık yargı yılı açılışlarına da gerek kalmamış olacak.
Son anda bir değişiklik olmazsa Haziran 2015’te yapılacak genel seçimler bu açıdan da büyük önem taşıyor.
10 Ağustos seçimlerinde rejim tartışması da oylanmıştı. 2015 genel seçimlerine yeni rejimi dayatma tartışması damgasını vuracak.  


Yazarın Son Yazıları

Tıp bilimi... 29 Mart 2020
Hem ABD hem Rusya! 11 Mart 2020
İdlib b-ataklığı! 4 Mart 2020