Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-
Zafer Arapkirli

Sözün dokunulmazlığı

09 Kasım 2018 Cuma

Bu ülkenin son 16 yılını tanımlayacak, hatta “marka-etiket” olarak kullanılacak bir sözcük isteseniz, hiç düşünmeden “kelepçe” derim. Duyguya, düşünceye, inanca, fikre, yazıya, görüşe, itiraza, eleştiriye kelepçe vurmanın dünyada az rastlanan örneklerini sergileyen bir siyasi iktidarın bu çizgisi, 16 Nisan 2017 referandumu ile “yeni rejim” olarak da tescil edildi ve geleceğimize hâkim kılındı.
Yeni rejimin en vahim ve bence en tehlikeli özelliği ise, milletin oyları ile seçilen yasa yapıcıların neredeyse tüm yetkileri ellerinden alınarak birer “süs objesi” haline getirilmeleri ve göstermelik konuma itilmeleridir. Son günlerde parlamentoda olup bitenlere baktığınızda, iki somut olayda bunun izlerini görebilirsiniz.
Birinci örnek: TBMM Sağlık Komisyonu’nda mahut Sağlık Yasa Teklifi’nin görüşülmesi sırasında yaşananlardır. Muhalefet milletvekillerine, yasa aleyhinde konuşma hakkı vermemek için bin bir türlü takla atan komisyon başkanlığı, en çok tartışılan teklif maddesinin oylamasını dahi yapmadan “kabul edilmiştir” notu koyarak, yangından mal kaçırmaya ve teklifi Genel Kurul’a yollamaya çalışmıştır. Buna yapılan itirazları da “zorbalık” diye karalamaya çalışarak utanmaz yandaş-yılışık-yalaka-yalancıyavşak 5Y medyası üzerinden akıllarınca teşhir etmeye çalışmışlardır.
İkinci örnek: Daha önce de pek çok HDP’li ve CHP’liye yapıldığı üzere, Saadet Partili bir milletvekilinin, Cihangir İslam’ın, Genel Kurul’da kürsüde yaptığı bir konuşma nedeniyle “Soruşturma-Fezleke” sürecinin açılmaya çalışılmasıdır. İşkembeden sallamaya gelince “milli irade, seçilmişlerin üstünlüğü” muhabbetine doyamayanların, işlerine gelmeyen konuşmalar yapılınca “milli irade kürsüsü”nü alelade bir yer haline getirmeye çalışmaları ibret vericidir. Demokratik rejimle yönetildiğini iddia eden tüm medeni ülkelerde, kürsü dokunulmazlığı denen bir şey vardır. Orada konuşma hakkını seçmenin oyları ile elde etmiş insanlar, her şeyi (evet istisnasız her şeyi) söyleme özgürlüğüne sahip olmalıdır. Kimseye hakaret etmemek, ırkçılık ve ayrımcılık yapmamak ve insan öldürmeyi savunmamak kaydı ile, gerektiğinde “yasalara aykırı” şeyleri bile söyleme özgürlüğü vardır milletvekilinin.
Neden? Çünkü kendisi bizzat yasa koyucu, yasa değiştirici konumundadır. Yani, daha açık ifade etmek gerekirse “Bu yasayı kaldırıp, yerine şöyle bir yasa yapılmasını istiyorum. Bunun için önerge veriyorum” deme pozisyonundaki bu kişilere, doğal olarak “mevcut yasaya bile aykırı” davranma ayrıcalığı tanınmıştır.
Ne demiş Cihangir İslam? “Tek kişi yönetimine ve Saray (Cumhurbaşkanlığı makamı) egemenliğine” karşı çıkmış, O makam ile vatandaşlar arasında bir tür “hükümdar-tebaa ilişkisi” oluşmaması çağrısında bulunmuştur. Sen misin bunları söyleyen? Neredeyse idama yollamaya kalkışacaklar adamı. Hayatımda tanışmadığım, muhtemelen siyasi çizgisi bana yüzde yüz zıt ve asla oy vermeyeceğim biri olmasına rağmen, istediğini söyleme hakkını, “bulunduğu konum ve taşıdığı sıfat(yani parlamenterlik) nedeniyle savunmam gerekiyor.
Büyük Britanya Parlamentosu’nda bunun çok örneklerine tanık olduğum için biliyorum. Üstelik dokunulmazlıkları sadece ve sadece “parlamento çatısı altında söyledikleri ile sınırlı” insanlardan söz ediyorum. Kimi zaman öyle konuşmalar geçer ki Avam Kamarası’nda, siyasi rakipleri “Bunu (af buyrun) sıkıyorsa binanın dışında söyle de görelim” diye mukabele ederler, milletvekillerine. O derece kutsal ve dokunulmazdır, Parlamento kürsüsünde söz söyleme hakkı.
Bir sözüm de, gazetecilere yönelik baskı konusunda olacak.
Donald Trump’ın önceki gün Beyaz Saray’daki basın toplantısında bir TV muhabirini azarlar bir tonda konuşması ve onu “enemy of the people” (Adeta vatan haini-Halk düşmanı) ilan etmesi, kalibresini bir kez daha gösterdi. Sonra da Beyaz Saray giriş kartı-akreditasyonu iptal edilen muhabirin durumu, bana buradaki hazin ve utanç verici örnekleri hatırlattı. Demek ki kendi kendine Land of Freedom” demekle olmuyormuş, ey Amerika!..

Tümü Zafer Arapkirli - Son yazıları

Mesele ‘ezan’ değil, dedem... 12 Kasım 2018 Pzt
Sözün dokunulmazlığı 9 Kasım 2018 Cum
Bayram değil, seyran değil... 7 Kasım 2018 Çar