Köşe Yazısı

A+ A-
Arif Kızılyalın

Kulüpler Birliği ne iş yapar, kimi korur?

1 Aralık 2018 Cumartesi

Kurumun, vakıf senedindeki adı: Türkiye Süper Lig Profesyonel Futbol Kulüpleri Birliği Vakfı. Kulüpler Birliği diye anılır kısaca.
Kuruluş senedindeki görevi, “Türk futbolunu ve spor kulüplerini geliştirmek, Türkiye futbol liglerinin asli unsurları olan spor kulüpleri arasında dayanışmayı ve dostluğu sağlamak.”
Perde arkasındaki asıl görevi ise Türk futbolunu dizayn etmek.
Çünkü, geçmişi 1990’lı yıllara Kemal Ulusu’lara, Şenes Erzik’lere dayanan, 2007’de revize edilen, 2011’de statüyle yeniden harmanlanan Özerk Türkiye Futbol Federasyonu’nda yasayla belirsınırları çizilen tüm gücü ellerine geçirmiş durumdalar. TFF Başkanı’nı seçecek oy oranına sahipler. 1. ve 2. Lig kulüp delegelerinin de bu grupla hareket ettiği varsayılırsa 256 oya hümediyorlar. Yani futbolun asıl sahibi bu Kulüpler Birliği..
Peki, bir dönem önce AKP’nin futbol yüzü Göksel Gümüşdağ, şimdilerde de Fikret Orman’ın başkanlık yaptığı bu vakıf, senetteki görevlerini yerine getiriyor mu?
İşte orası belirsiz!
Tanımlanan görevi yapsalar, çoğu kulübün haberi bile olmadığı bir bildiri yayımlayıp, yine birlik içindeki bir başka kulüple öteki camiaları karşı karşıya getirecek kaotik ortama zemin hazırlamaz, kayıkçı kavgasına çanak tutmazlardı. Ama oluşumun görevleri farklı!
Mesela, bu vakfın, kuruluş senedindeki görevlerine uygun davransalar, Türk futbolu için kaynak yaratır, hatta eldeki kaynakları inove ederler.
İnove etmek derken burada kastedilen mesele futbol kanaklarının yenilenmesi, çeşitlendirilmesi.
Peki, “Kulüpler Birliği Vakfı neyi yenileyecek” derseniz konu biraz karışık!
Örneğin “Naklen yayınlar zaten üst seviyeden pazarlandı” diyebilirsiniz! Ya da, “Hafta 8, gün 19 Saray’ın kapısı aşındırılıp türlü vergi muafiyeti, ecri misil ödemelerinin asgari ücrette tutulması gibi ödevlerini yerine getiriyor bu vakıf” diye de savunabiliriniz...
Amma ve lakin, asıl gelir kaynağının peşinde koşmuyor Kulüpler Birliği!
Kabul edin, etmeyin, etik bulun, bulmayın futbolun, daha doğrusu sporun altın yumurtlayan tavuğu bahis.
Futbol ekonomisti Doç. Tuğrul Akşar’ın araştırmasına göre sırf Türkiye’deki yasal platformu İDDAA’da dönen para yıllık 9 küsur milyar TL (2 milyar dolar). Ne gariptir ki, bu oyunun asıl sahibi olan Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş, Trabzon ve Süper Lig kulüplerinin 2 milyar dolardan aldıkları pay camia başına yıllık 1.1 milyon dolar bile değil. Kulüplerin tamamının bu işten kapabildikleri oran ise yüzde 4.13. Bahis pastasını kim yutuyor derseniz, elbette kasa, TFF, Gençlik Spor Bakanlığı, devlet kurumları. Yani kulüpler hak sahibi oldukları parayı elde edemiyor!
Peki, başında önceki dönem Göksel Gümüşdağ ve şimdilerde de Fikret Orman olan “güya bağımsız” Kulüpler Birliği Vakfı, “Futbol batakta, üstelik bu malın sahibi biziz, biz olmasak millet bahis oynamaz, musluğu açın” diyebilir mi? Yanıtı siz verin en iyisi! Amaç kulüpleri maddi krizden kurtarmak mı, yoksa iktidarın futboldaki hegomonyasını sürdürmek mi?

Tümü Arif Kızılyalın - Son yazıları

Nzonzi her eve lazım 19 Eylül 2019 Per
Farklı duygular 14 Eylül 2019 Cmt
Bizim coğrafyanın sporu oldu artık! 10 Eylül 2019 Sal

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Fikret Orman, Göksel Gümüşdağ, Tuğrul Akşar, Şenes Erzik