Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-

Deprem

23 Eylül 2008 Salı
Küresel kapitalizmde deprem oldu. Aylardır ilk işaretlerini veren deprem, sonunda kapitalist sistemi kalbinden vurdu.

Kapitalizm, deprem geçirir. Kimi kez depremin etkilerini kısa sürede onarır; kimi zaman da düzelme, örneğin 1929 sonrasında olduğu gibi, çok daha uzun bir süre alır.

Günümüzde, en etkin üniversitelerin işletme bölümlerini bitiren en parlak beyinleri çalıştırmasına karşın, kapitalizm, tıpkı doğada olduğu gibi, depremlerini önceden göremiyor; bu nedenle önlem de alamıyor.

Ancak, kapitalizmin deprem sonrasını, hiç olmazsa belli bir süre için, doğru yönettiği de bilinen bir gerçektir.

İçinde bulunulan bu geçiş günlerinde ortaya çıkan kimi gerçeklerin altını önemle çizmek gerekiyor. Çünkü küresel kapitalist sistemin geleceğinin biçimlenişi şimdilerde su yüzüne çıkmakta olan bu gerçeklere dayanacaktır.

***

Yaklaşık yirmi yıldır küreselleşme peygamberlerinin öne sürdükleri, ulus devlet öldü görüşünün, tümüyle temelsiz, gerçekdışı ve yanlış olduğu bir kez daha, ancak bu kez öncekilerle karşılaştırılamayacak kadar açık ve de o kadar pahalı bir biçimde kanıtlanmıştır. Ulus devlet öldügörüşünün Mekkesi olan Washingtonda, dünya tarihinde eşi-benzeri görülmemiş bir ulus devletçilik uygulanmakta; ABD devleti, banka ve sigorta ortaklıklarını kurtarmak için kendi kesesinden her gün yüzlerce milyar dolar ödemektedir.

Piyasanın işleyişine sakın karışılmasın görüşünün nasıl hiçe sayıldığını, seçimlere gitmekte olan ABD yaşıyor. Gerçekten de demokrasinin doğru işlediği, milletvekillerini parti genel başkanlarının değil de halkın saptadığı, böylece hükümetlerin demokratik seçimle işbaşına geldiği ülkelerde ulus devlet ölmez. Buna demokratik yapı izin vermez; kaldı ki ulus devletin ölmesini kapitalistler de istemez. Çünkü gerektiğinde kapitalistleri kurtaran da ulus devlettir!

Bu noktada bir açmalık yaparak ülkemize yaşatılan acımasız bir uygulama vurgulanmalıdır.

Ulus devletin batan kapitalistleri kurtardığı Washingtonda iki kurum var; IMF ve Dünya Bankası.. Bu ikilinin Türkiyeyi yönetenlere, çoğu zaman onları da yanlarına alarak, yıllarca, şantaja varan baskılarla, bazen 12 Eylülde olduğu gibi faşizme başvurarak Kamu iktisadi girişimlerini satın; sakın tütünü, pamuğu, çayı, şekerpancarını, yani tarımı desteklemeyin; eğitimden ve sağlıktan da devletin elini çekin.. çünkü ulus devlet bitti, bu işleri piyasa yapacak biçimindeki dayatmalarının ve bunu uygulatmalarının, nasıl bir yıkım yarattığı her gün yaşanıyor. Bu geçiş sürecinde Türkiyeye uygulatılan bu yıkımın boyutları açıklık kazanmalıdır. Ve bu ülkenin iliklerine dek soyulmasına yol açan hesap, mutlaka yapılmalıdır.

Depremin kanıtladığı ikinci önemli nokta para sermayenin ya da aynı anlamda olmak üzere finans piyasalarının denetlenmesi gerektiğidir. Sorun kesinlikle kaçınılmaz olan bu denetlemenin hangi kurumların eliyle ve hangi mekanizmaların çalıştırılmasıyla sağlanacağıdır. Uluslararası finans kurumları olan IMF ve Dünya Bankasının, küreselleşme döneminde bu denetim işini yapamadıkları, artık görülmektedir. Ya bunların yapılarının ABD, AB ve Japonya gibi zenginler liginin egemenliğinden kurtarılarak üye ülkelerin eşitliği anlayışıyla demokratikleşmesi yoluna gidilecek, ya da bunların yerine yeni uluslararası finans kurumları oluşturulacaktır. Çünkü denetimsiz sermayenin, denetimsiz nükleer silahtan çok daha tehlikeli olduğu, kendi evini vurduğu, yaşanarak görülmektedir. ABDyi vuran, bu kez El Kaide değil, denetlenmeyen finans sermayesidir.

Ek olarak belirtmeliyim ki, sermaye saklanacağı güvenli bir yeri her zaman bulur. Bugünlerde de, küresel finans sermayesi, yüksek faiz cenneti olan Türkiyeye gelmeyi sürdürebilir. Bu nedenle, yıllardır, dünyada en yüksek faizi ödeyerek borçlanan Türkiyenin durumu, kimi diğer ülkelerle karşılaştırılırsa, göreli olarak, bu depremden az etkilenecektir, denilebilir. Çünkü bizim halkımız ABD halkının bugünlerde toptan ya da bir seferdeödediğini zamana yayarak, sürekli ödedi.

Sonuç olarak kapitalizm bir niteliksel başkalaşma evresini yaşıyor. Yazıda dinsel göndermeler yapıldı; öyle sonlandıralım.

Cennet bahçelerinde ele ele gezinirlerken, Havvanın kendisine uzattığı elmayı ısıran Adem, rivayet edilir ki şöyle demiş:

- Sevgilim, büyük bir değişimin eşiğindeyiz!

Öyleyiz!

Tümü Yakup Kepenek - Son yazıları

Eşitsizlikler derinleşiyor 1 Nisan 2019 Pzt
Yerelde yeşermeli 25 Mart 2019 Pzt
Yıkımı durdurmak! 18 Mart 2019 Pzt