Barış Terkoğlu

Sırrı Süreyya’nın ‘suçu’

10 Aralık 2018 Pazartesi

“MİT’in iki müsteşarını niye sorgulamak istediler? Çünkü yaptıkları iş yasadışıdır, suçtur suç!”
Sesi, hapishanedeki toplantı odasında yankılanıyordu. Abdullah Öcalan devam etti:
“Bakın, izledim ben. Haluk Koç çıkıp konuştu, ‘Bu yaptığınız anayasaya aykırıdır, suçtur’ dedi. Doğru söylüyor, suçtur.”
Karşısında Selahattin Demirtaş, Pervin Buldan ve Sırrı Süreyya Önder oturuyordu. Yüzlerine bakarak sordu:
“MİT müsteşarları neyle yargılanmak istendi? Vatana ihanetle. Hepimiz vatana ihanetle yargılanabiliriz. Gayrimeşru bir iş yapıyoruz demiyorum. Ama yaptığımız işin hukuki bir güvencesi olmalı.”
Sırrı Süreyya Önder’i zafer işareti yaparak hapse girerken görünce hatırladım Öcalan’ın “İmralı Notları”ndaki sözlerini.
Öcalan’a “Sayın başkanım, önümüzdeki dönem sinemaya döneceğim” diyordu. “Hayır, senin için sinema ikinci sırada olmalı. Sen siyaset yapmalısın” yanıtını alıyordu.
Keşke içerden çıkınca müzakere sürecinin filmini yapsa. Türkiye, kapı ardında neler olduğunu daha iyi anlasa!
Şimdilik neyse ki okuyabiliyoruz. PKK’nin yurtdışında yayımladığı “İmralı Notları” tam da bunu anlatıyor.
PKK’lılerle görüşmeleri nedeniyle 7 Şubat 2012’de FETÖ’cü savcılar tarafından ifadeye çağrılan MİT Müsteşarı Hakan Fidan, siyasi gücün desteğiyle çalışmalarını sürdürdü. O günlerde “Bir darbe var fakat derinliğini tam fark edemiyorum. MİT’i düşürselerdi Türkiye’de tüm kaleler düşmüş olacaktı. Hakan Fidan tutuklansaydı sıra Başbakan’a gelecekti” diyen Öcalan, “darbeyi önleyebileceğimi fark ettim ve süreci başlattım” ifadeleriyle neyi kastediyordu? Şöyle ki; Öcalan’ın “Adalet Bakanı’na selamlarımı söyleyin. Zaten sürecin başında ona yazdığım bir mektupla başlamıştık” diye bahsettiği olayın ardından 16 Aralık 2012’de MİT Müsteşarı Hakan Fidan, İmralı’ya giderek Öcalan’la görüştü. İmralı’da HDP’li vekillerin, MİT yöneticilerinin, Kamu Güvenliği Müsteşarı gibi bürokratların toplantıları başladı. Öcalan’ın HDP’lilerle MİT mensupları önünde yaptığı görüşmeler tutanağa da dönüştürüldü.
Gelelim konumuza...

Nevruz bildirisini AKP ile yazdı
Demirtaş’ın ve Önder’in hapis cezalarını geçen hafta kesinleştiren davanın merkezinde 2013 yılı Nevruz Bayramı var. “Çözüm süreci” havasındaki mitingleri kritik hale getiren, Öcalan’ın yazdığı ve PKK’yi sınır dışına çekilmeye çağıran bildirinin kürsüden okunmasıydı. “İslam bayrağı altındaki ortak yaşam”dan bahseden bildiri, AKP ile Öcalan arasındaki uzlaşmayı dünyaya resmen ilan ediyordu.
Peki, nasıl hazırlandı?
HDP’liler bildiriden Nevruz’dan 3 gün önce, yani 18 Mart 2013 tarihli görüşmede haberdar oldu. Öcalan, HDP’lilere şöyle duyurdu:
“Newroz’da okunmak üzere bildiri hazırlıyorum. Biraz ağır teorik bir bildiri olacak. Bu belgeyi ‘heyet’ daha sonra size verecek.”
Çeşitli isimler tartışıldıktan sonra Türkçesini Önder’in ve Kürtçesini Buldan’ın okumasına karar veriliyordu.
Öcalan’ın “heyet” dediği MİT görevlileri, Öcalan’ın bildirisini de Kandil’e yazdığı mektubu da görüşmenin ardından HDP’lilere teslim ettiler.
Peki, kim yazdı?
15 Eylül 2013 tarihli tutanaktan aktaralım:
“Newroz Bildirisi’nde de dönemin ruhundan bahsettim. Oradaki önermelerin bazıları onların katkısıydı, ben de onayladım. Yani ortak mutabakattı.”
Tutanaklardan öğreniyoruz, Öcalan Nevruz bildirisini hapiste devletin televizyonu TRT’den izliyor!

MİT’çilere ve Erdoğan’a ‘yargılanırsın’ uyarısı
Yüzlerce sayfalık tutanaklardan çıkan iki önemli sonuç var.
Öcalan, henüz adını tam koyamasa da, FETÖ ile kavgaya başlayan AKP’ye, cephe kurarak rejimi dönüştürmeyi teklif ediyor.
“Sol, Kürt ve İslam ittifakı Türkiye’de yeni anayasanın sosyolojisidir. CHP’nin ırkçılığı ile olmaz” diyerek önerdiği cepheyi tanımlayan Öcalan, haritasını şöyle tarif ediyor:
“Bu bir rejim değişikliği olacak. Tanzimat, Meşrutiyet, Cumhuriyet ve 1950’deki çok partili hayata geçişten çok daha önemli. Başarılı olursak yepyeni bir cumhuriyete geçeceğiz.”
Resmi olarak İçişleri Bakanlığı’na verilen dilekçeyle olsa da gerçekte BDP’nin yerine HDP’nin kurulması işte tam da bu nedenle oluyor. Öcalan’ın “İslamcılarla ittifak kuracak solcu-Kürtçü parti projesi” MİT mensuplarının önünde hazırlanıyor.
İkinci önemli nokta ise Öcalan’ın görüşmeler boyunca HDP’lilere, MİT’çilere, selam gönderdiği AKP’li bakanlara, hatta Erdoğan’a yaptığı “yasal düzenleme yapılmazsa yargılanırsınız” uyarısı. Görüşmelerdeki herkes, Fidan’ın ifadeye çağrılmasını örnek veren Öcalan’a bu konuda hak veriyor.
Öcalan, “AKP’yi 10 yıldır ayakta tutan benim” ya da “AKP’ye iktidarı altın tepside sunduk, rüyalarını gerçekleştirdik” sözleriyle iktidara da “her şey benim sayemde” diyor.
Öcalan’la görüşmeleri bitiren AKP, kendisine yeni ittifaklar buluyor. Devletin Öcalan’la görüşme sürecinin kabağı Demirtaş ve Önder’in başında patlıyor. İkisi de bugün cezaevinde ve artık hükümlü.
Görüşmelerin bir yerinde odadaki devlet görevlisine dönen Öcalan şöyle söylüyor:
“Sayın yetkili, siz yanlış bir iş yapmıyorsunuz. Devleti şiddetten kurtarıyorsunuz. Ama sizi yargılarlar. Bunu hak etmiyorsunuz. Sizi görevli gönderdiler, değil mi? Ben mi sizi çağırdım? Yaptığımız iş vatana ihanetmiş gibi olmaktan çıkarılmalıdır.”
Bir örneği de devletin elinde olan tutanakların dosyası ya bir gün raftan indirilirse?



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları