Bazen de her şey göründüğü gibidir

14 Aralık 2018 Cuma

2018 yılında Çorlu’daki korkunç olayda eski eşini ve oğlunu kaybettikten sonra atmaya başladığı tweet’lerle bugüne kadar sesini duyurmaya çalışan...
24 kişinin canını alan ve kayda “kaza” olarak geçen olayın arkasındaki ihmallerin araştırılmasını inatla isteyen...
O gün bugündür “sorumlular bulunsun” diye haykıran...
O gün bugündür “Bu bir kaza değil cinayet” diye çığlık atan bir insanın...
Mısra Öz’ün;
Bu haklı isyanına, onu sosyal medyada engelleyerek cevap verecek kadar kurumsal sorumluluk şuurundan yoksun bir genel müdürün yönetimindeki TCDD’nin siciline hâlâ yeni facialar ekleniyor olması sizce neyin göstergesi?
Onun kötü bir yönetici olduğunun mu?
Onu oraya getirenlerin ve orada tutanların kötü yönetici olduğunun mu?
Artık devleti de ele geçirmiş olan ve konuyla ilgili soruşturma önergesini reddeden hükümetin kötü bir hükümet olduğunun mu?
Hiçbir şeyin hesabını vermeyen ve bununla da bir marifetmiş gibi övünen egemenlerin hoyratlığına teslim edilmiş bu ülkenin karanlık geleceğinin mi?
Herkesin, iktidara destek versin vermesin, bir gün asla hesabı sorulamayacak bir kaza ya da kasıt sonucu ölebileceğinin ve her koşulda “kader” bayrağına sarılıp sarmalanıp diğerlerinin yanına gömüleceğinin mi?
Trenlerin tekinsizliği, başımızın tepesinde akbaba gibi dönüp duran tüm tekinsizliklerin somut işareti olduğunun mu?
Hangisinin?
Ülkenin sadece yasalarını ve kurumlarını değil, aynı zamanda aklını ve vicdanını da içeriden içeriden kemiren bir kurdun çürüttüğü sistem bir gün oradan, başka bir gün buradan çöküyor.
Ve bu halk sanki bir enkazın içine doğmuş gibi, olan biteni kanıksamaya, bu koşulları normal saymaya, başına gelen her şeye ama her şeye katlanmaya programlanıyor.
Geçen temmuz ayında Çorlu tren faciasında eski eşini ve oğlunu kaybeden bir insanın meseleyi gündemde tutmak ve gerçek sorumluların bulunmasını sağlamak için attığı çığlıklara sağır bu ülkede...
İktidar sadece duymak istediklerini duyuyor, diğer sesleri hırçınca bastırıyor.
Her şeyin üzerini örtmeye, hiçbir sorunun sorumluluğunu yüklenmemeye ant içmiş muktedirlerin, ilkel güdülerle yeniden şekillendirdiği bir hayatın tehdidinde, ancak evlerinizden kurbanlar verdiğiniz raddede başınıza geleni anlıyorsunuz.
Ve o andan itibaren de yapayalnız kalıyorsunuz.
Gülen cemaati ve hükümet ilişkilerine dair onca somut gerçekliğe rağmen, koca bir yalan üzerine inşa edilmiş bir korku imparatorluğunun hâlâ iktidar enstrümanlarıyla oynama hakkı olmasının adını tam olarak koymadığınız sürece...
Başınıza gelebilecek hiçbir haksızlığın hesabını soramayacaksınız bu ülkede.
Hangi kurumlar kimlere neden peşkeş çekiliyor...
Ne uğruna neler gözden çıkarılıyor...
Ülkenin başına bela olan...
Ve ne amaçla kimler tarafından des
teklediği daha ilk günlerden itibaren dosdoğru deşifre edilen bir cemaat örgütlenmesinin başlangıçtaki hedefine
adım adım vardığını artık idrak edin.
Neyin göründüğü gibi olduğunu; neyin göründüğü gibi olmadığını artık ayırt edin.
Olmadı...Barış Terkoğlu’nun dünkü yazısını tekrar okuyun. Göreceksiniz. Bazen de her şey göründüğü gibidir.