İnsanlığa çektirilen cehennem acılarından kimlere hesap sorulur?

15 Aralık 2018 Cumartesi

52 yıllık sokak gazeteciliği tanıklığı, insan haklarının her alanında ötekileştirilenler, çoğunluğun ülkemiz ölçeğinde milyonlar, dünya çapında milyarlarla dünyalıya ödetilen ağır bedeller karşısında haklar savaşımı verenlerin, hem örgütlü, hem de toplumsal patlama olarak değerlendirilecek tarihe kazılan dönemeç taşı eylemlerinin öğretisi, ister istemez insan, sınıf, ezilenler odaklı suçlularla hesaplaşmayı gündeme getiriyor.
Kestirmeden, yaşanmış tarihin akışına da damgasını vurmuş, çatışmaların odağında, emperyal gücü elinde tutan dönemin güç odakları ağırlığında, sermaye cephesinden çokuluslu tekeller, siyaset cephesinden sandıklı ya da sandıksız güç çarklarını ellerine geçirebilmiş diktatörler, otoriterler, sultanlar, inançları sınırsız vicdansız boyutları ile kullanabilen ırkçı, daha da vahşi ölçeklerde dinci, mezhepçi cemaatler adına insanlık suçlarının işlenmesinde kilit rol üstlenmiş kimlikler öne çıkıyor..

*** 

Vietnam’da akıtılan kanların gerçek hesaplaşması yaşanamasa da, etkin rol oynamış siyasi suçluları, sorumlularının adları hiç değilse insanlık tarihi belgelerinde kazılı. Kuzey Kore-Güney Kore çatışmacılığının yıllara yazılmış süreçlerinin herbiri için de, cephe bakış açılarına göre değişse de etkin suçta rol oynamış çıkar odakları, suçlu lider kimlikleri de belli. Evrensel insan hakları suçluları yargılamaları çok ender görülebilse de, Yugoslavya kanlı parçalanması çatışmalarında, içinden tanıklık etmiş olarak tek başına “katil Miloşeviç”ten hesap sorulabilmesinin adil yargılama olmadığını iddia edebilirim.
İngiltere’de Thatcher-Murdac ittifakında sadece İngiliz sendikal örgütlülüğü, solu, madencilerine değil, Güney Afrika’ya uzanan darbeler zincirinde, doğrudan tanıklık edebildiğim olaylar sürecinde, mecliste Thatcher’ın konuşmasındaki kirli tehdit, bilincime kazılı kaldı. İstenen insan hakları adına ambargoyu uygularsa, İngiltere’de atılacak sendikalı işçi sayılarıyla pervasız tehdidinin sonrası gelişmelerini de gördük..

*** 

Demem o ki bilimsel teknolojik devrim çağında, dünyada gündeme giren küreselleşme, tek kutuplu arayışlarda, insanlığa, tüm canlıların yaşamları ile birlikte dünyanın geleceği adına, kendiliğinden, kaçınılmaz gelişeceği varsayılan olumlu gidişler hak götüre.. yüz kızartıcı boyutlarda bilim ve teknolojik gelişmelerle tersine gidişatın açıklanmasında, emperyal ideolojilerin çuvallamaları da içinde olup bitenleri okumakta zorlanıp, kıvranıp duruyoruz ya..
Düzenin çarklarını ellerinde tutarak güç denetimi, dünya nimetlerinden pay almanın, geçmiş yüzyıllar süreçleriyle kıyaslanamayacak bir hızda az sermaye gücünün öngörülmedik paylar kapmaları, göreceli hak-hukuk-demokratik düzenlerin oturduğu ülkeler, rejimler ittifaklar içinde dahi geçerli olan haksızlık, hukuksuzluklar, cepheleştirmeler, ötekileştirmelerle yüzleştikçe.. Sorumlu, insan odaklı, otoriterler, diktatörlükler, örgütlenmeler üzerinden işlenen suçlar üzerinden sorgulamalarla, en azından günümüze kadar yaşananların gerisinde kalan gerçekçi hesaplaşamamanın bedellerini ödüyoruz..

*** 

Bilimsel teknolojik devrim çağında nasıl oup da, çağlar gerisinde, tarihe gömülüp kaldığına inandığımız vahşi kölelik düzenlerini bile aratacak vahşette, bilimsel teknolojik devrim çağının tüm araçlarını kullanabilen bir vahşi düzenin, sadece insanlara değil, doğaya, dünyanın geleceğine dönük katliamlara, geri dönüşü olamayacak tehditlere kapıların açılmasına çaresizlik, acıyla bakıyoruz..
En kirlisinden az elde toplanmış tekel gücüne, ya da diktatör canavarlığa dönüşmüş emperyal  otoriterleşmeye, liderliğine hizmet etme adına provokatif kurdurulmuş, desteklenmiş, yola çıkarılmış, en ilkel ölçeklerle tahrik edilmiş ırkçılıklar, çok daha da vahim sonuçlarıyla dinler, mezhepler üzerinden kör inançlı örgütlenmeler, ancak ters tepen silaha dönüştüklerinde, kadın-çocuk katledip, kafa, kol, boyun kestikleri noktalarda terör örgütü ilan edildiklerinde.. Bu kez kullanılacaklar listesinden paylaşılıyorlar.
Bilimsel-teknolojik devrim çağında bu insanlık dışı savrulmanın açıklaması yok gibi değil mi? Yapay zekâ üzerinden ülkemiz ve dünyadaki gerçeklerin kavranmasındaki kopuşları, çarkları okuyamazsak vay halimize? Yapay zekânın kurgulanması, dizaynı faydacı kirli çıkar amaçlı olunca, yargılanacak suçlu bile ilan edilip işin içinden çıkılabilir..